Pazar, 28 Haziran 2026

Etiket Arşivleri: Oya Açan

Hayatı İster Onlar

Kadın işçiler patronların köleleştirme baskısına boyun eğmemek, erkek şiddetini alt etmek için örgütleniyor, direnişe geçiyor, kimi zaman grevleri sadece onlar yürütüyorlar. Çünkü onlar artık kendilerinden çalınan hayatın ilerleyen sahnelerini kenardan izlemek istemiyorlar. Varlıklarıyla anlam kazandırdıkları hayatın kendisini istiyorlar

Devamını Oku »

Hanım’ın halayı

İşkenceyi, hastalığı, ölümü unutmuştu. Geriye atmıştı her acıyı ve zorluğu... Yaşam ve mücadele vardı sadece; halayda Kürt halkının destanı, hayata bakışı ve yaklaşımı vardı. Halay’da “Ölüme de tilili li tilili” vardı!

Devamını Oku »

Kadın Örgütlenmesinin Uğrakları

Kadın hareketi, mücadele biçimlerinin zenginliği, ileri sürdüğü talepler ve bunlardaki ısrarıyla kapitalizmin erkek egemen burjuva devletlerin sinir sistemine dokunuyor. Gericilik rüzgarlarının dünya çapında daha acımasız esişiyle birlikte kadın mücadelesi dinmek şurada dursun daha da büyüyecektir. Buna hazırlanmalıyız!

Devamını Oku »

8 Mart’ta hatırladıklarım

8 Mart denince kadın işçileri düşünürüm daha çok. Eşitsizliği sürekli derinleştiren devlet şiddeti ve uygulamalar işyerinde de bırakmaz peşini işçi kadınların. Patron da devlet de, evde de işte de... hayatın bütününü kaplayan kapitalizmin özel mülkiyet dünyasının bütün baskı ve sömürü çarkları bu eşitsizliği üretir ve sağlamlaştırır. Bu yüzden eşitsizliğin ortadan kaldırılması talebi kadınların eşitlik mücadelesinin köşe taşlarından biridir

Devamını Oku »

Özgürlüğün açlıkla imtihanı

İstanbul, Mardin, Adana, Mersin, Batman, Amed ve Van'da analar 50 gündür nöbette. “Bu çığlığı duyun” diye hem topluma hem de insanlığa sesleniyorlar. Bu ses herkese ulaşsın diye solukları yettiğince haykırıyorlar: "Tecride karşı ayağa kalk!"

Devamını Oku »

Dün, bugün ve yarın

Toplumların tarihi aylarla, yıllarla, mevsimlerle ölçülecek kadar kısa değildir. Tarihsel oluşumda, toplumların atılımlarını, kasılmalarını, geriye düşüp ileri çıkışlarını, yenilgilerini, sabırla taş taş üstüne koyuşlarını tanımlamakta 40 yılın, insan ömrünün ne hükmü olur ki?

Devamını Oku »

Örselenmiş kadınlar ve özsavunma

Kendini savunmanın meşruluğuna inanmak, örselenmeye, tüketilmeye, çürütülmeye karşı kullanılacak özsavunmayı hem harekete geçirir hem atacağımız adımları daha berrak bir şekilde görebilmemizi sağlar. Buradaki kilit halka, eylemimizin meşruluğu ve buna sonuna kadar inanmaktır.

Devamını Oku »

Onlara ölüm yok!

Rosa'dan Maria'ya, Sakine'den Lale'ye... ömrünü destan gibi yürüyen bu yürekli kadınlar bizim her adımımızla canlanıyor, biz onların -ve nicelerinin- yükselttiği bayrağa sarıyoruz özgürlük düşlerimizi, mücadele azmimizi

Devamını Oku »

Bir yılın son günleri*

Geleceği adımlamaya genellikle umut ve coşkuyla başlanır. Özellikle kadınlar, dünyayı yerinden oynatıp çağlar boyunca yaşadıkları ezilme ve sömürüyü tarihe gömecekleri miladı işte bu muhasebenin sonuçları üzerine inşa ederler

Devamını Oku »

12 GÜN

“Mahkûmlar haklarını arıyorlarmış”. Mahkûmun ne hakkı olur ki... Mahkûm işte adı üstünde, yatacak. Nerede, nasıl yattığının ne önemi var. Bizim tıfıl hemen atıldı: “Sen yattığın yeri, nasıl yaşadığını önemsiyorsun ya... Onlar neden önemsemesin!..” işte o zaman söyledi 'farkındalık' sözünü; toplumda da farkındalık yaratacaklarmış!..

Devamını Oku »