Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (SES) Ankara Şubesi ve Ankara Tabip Odası (ATO), Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Hastanesi’nde 11 Temmuz’da yaşanan “kazada” 19 sağlık emekçisinin zehirlenmesine ilişkin basın toplantısı düzenledi. SES Ankara Şubesi’nde gerçekleştirilen toplantıda sağlık emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarına dikkat çekilerek, Sağlık Bakanlığı’na son “kazanın” nasıl ve neden yaşandığına ilişkin sorular yöneltildi. Sağlık emekçilerinin oldukça riskli bir alanda çalıştığı; fakat bu riske uygun önlemlerin alınmadığına dikkat çeken emekçiler, Bakanlığın “kaza” karşısındaki genel geçer tutumunu teşhir ederek, sağlık emekçilerine ve halka işin ciddiyetine uygun bir açıklama yapmasını istediler.
SES Ankara Şube Eşbaşkanı Rona Temelli’nin okuduğu basın açıklamasında Sağlık Bakanlığı’nın olaydan yaklaşık 2 saat sonra açıklama yaptığı, kendilerinin de açıklamadan önce İl Sağlık Müdürlüğüne kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi için bir açıklama yapılmasını isteyen faks çektikleri belirtildi. Bunun ardından açıklama yapan Bakanlığın laboratuvarda bir kimyasal madde şişesinin dökülmesi sonucunda 19 çalışanın çevreye yayılan gazdan etkilendiğini, ilk müdahaleleri yapılarak ambulanslarla başka hastanelere sevk edildikleri bilgisini paylaştığı; fakat bu genel geçer bilgilerin ötesine geçilmediği dile getirildi.
“Olağanüstü durumun bertaraf edilmesi sırasında çalışan güvenliğini koruyan önlemlerle, her türlü tedbirin alındığına, en kısa sürede çalışanların ve hasta yakınlarının güvenli bir şekilde ortamdan uzaklaştırıldığına, olayın açıklamada belirtildiği gibi laboratuvarda gerçekleştiğine inanmak durumundayız çünkü Sağlık alanındaki en yetkili kurumdan yapılan açıklama bu şekilde. Ama bu açıklamaya; 6331 sayılı İş(çi) Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve kanuna bağlı mevzuatın hastanelerimizde uygulanma durumunu göz önünde bulundurduğumuzda inanmamız mümkün değildir” denilen açıklamada hastanenin yapılanmasına piyasacı mantığın damga vurduğu, işçi sağlığı ve güvenliğinin bunun yanında ayrıntı kaldığı, şatafatlı tanıtım sayfasında her şey mükemmelmiş gibi göründüğü halde mesela risk kontrolü konusunda tek bir satır edilmediği ifade edildi.
“Biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, aldığımız yoksulluk seviyesindeki maaşlarımızla, sırtımızı kambura çeviren iş yüklerimizle, tükenmemize rağmen hastalarımıza umut olmaya çalışırken her türlü riske maruz kalıyoruz” diyen belirtilerek, “Çalışma ortamlarımızda radyoaktiviteden, kimyasallara, biyolojik ajanlardan, psikolojik ve ergonomik risklere ne ararsanız var adeta. Çok tehlikeli bir alanda çalışanların diğer çalışanlara nispeten ücretle ödüllendirilmeleri lazımken her geçen gün eriyen ücretlerimizle artık güç bela geçinmeye çalışırken can güvenliğimizin derdine de düşer olduk” ifadeleri kullanıldı.
İşçi sağlığı ve güvenliği konusundaki “duyarlılığın” bu konuda oluşturulan kurulun nitelik ve niceliğine de yansıdığı teşhir edildi. 13 yöneticili hastanede bin 70 çalışanın olduğunu belirtilen açıklamada, işyeri sağlık ve güvenlik biriminin bir iş güvenliği uzmanı, bir hekim ve bir sekretarya olmak üzere 3 kişiden oluştuğunu, 6 kişinin işyeri çalışan temsilcisi olarak göründüğünü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’nun ise 7 kişiden oluştuğunu kaydedildi.
“Hastanenin hizmet sunumunun kalitesi için kullandığı insan kaynağı ile çalışan güvenliği için kullandığı insan kaynağını karşılaştırmak gerekirse tercihini ne yönde kullandığı ortadadır. Hastane yönetiminin yaklaşımı kendi yaklaşımı olmayıp ülkemiz yönetim sisteminin çalışana karşı yaklaşımının bir örneklemesidir” denildi.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin kağıt üstünde kaldığını, hayata geçirilmediğine dikkat çekilen açıklamada, Sağlık Bakanlığı’na şu sorular yöneltildi:
-Her türlü bilgiye erişebildiğimiz bu sitede risk değerlendirmesi yapıldığına dair kanıt oluşturabilecek bir dokümantasyona rastlanamamaktadır. Risk değerlendirme ekibi var olan ekipler içinde de yer almamaktadır. Risk değerlendirmeleri yapılmış mıdır? Risk değerlendirme yönetmeliğine uygun bir şekilde çalışanların görüşü alınarak onlarla birlikte mi yapılmış mıdır?
-Bu kaza gerçekten laboratuvar da mı meydana gelmiştir? Yoksa transfer esnasında koridora mı dökülmüştür? Transfer uygun koşullarda ve eğitimli ekipçe mi yapılmaktadır? Tehlikeli Kimyasalın depolanmasından, saklanmasından ve transferinden kimler sorumludur? Bu sorumlular Tehlikeli Kimyasallarla Güvenli çalışma hakkında eğitim almışlar mıdır? Kendilerine zimmetlenmiş kişisel koruyucu ekipmanları bulunmakta mıdır?
-Dökülen kimyasalın ne olduğu bakanlığın açıklamasında belirtilmemiştir. Kimyasalın “formalin” olduğu yönünde söylentiler doğrulanmalıdır. Laboratuvar çalışanlarının Formalin maruziyeti ölçüm kartları bulunmakta mıdır? Kaza sonrası maruziyet ölçümü yapılmış mıdır?
-Kaza sırasında dökülmelerde kullanılmak üzere dökülme setleri bulunmakta mıdır? Kaza sonrasında dökülme seti kullanılarak temizlik yapılmış mıdır?
-Kaza sonrasında göz ve vücuda sıçrama yaşanmış mıdır? Gözden ve vücuttan kimyasal maddeyi uzaklaştırmak için laboratuvarda duşlar bulunmakta mıdır? Formalinle çalışan personelin uygun kimyasal maskesi, koruyucu gözlük ve yüz kalkanları temin edilmiş midir?
-Hastane formalin atıkları ne şekilde imha edilmektedir? Nötralizasyon yapılmakta mıdır?
-Bu kazadan etkilenen çalışanların acil kayıtları iş kazası şeklin de mi yapılmıştır? 19 kişinin hepsi çalışansa iş kazası bildirimleri kurum tarafından Çalışma Bakanlığı’na bildirilmiş midir?
-İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kurul kararları, çalışan temsilcileri tarafından çalışanlarla paylaşılmakta mıdır? Kurullar düzenli aralıklarla toplanmakta mıdır? Kaza sonrasında alınan kararlar çalışanlarla paylaşılacak mıdır?
-Çalışan temsilcileri yasada belirtilen şekilde çalışan ile yöneticiler arasında bir köprü görevi yapmakta mıdır? Önerileri dikkate alınıp, gerekli düzeltici önleyici faaliyetler yapılmakta mıdır? Çalışan temsilcileri seçilmiş mi yoksa atanmış mıdır?
-Laboratuvar çalışanları dahil olmak üzere çalışanların sağlık gözetimleri yapılıp kayıtlar tutulmakta mıdır? Kaza sonrası kazadan etkilenen çalışanların sağlık gözetim takibi yapılacak mıdır?
-Hastanenin Nisan ayında “masa başı hastane afet planı tatbikatı” yaptığını öğrenmiş bulunmaktayız. Hastane Afet Planı sitede yer almamakta ama ekip olduğunu ve tatbikatlar yapmış olduğunu da görsellerden teyit edebiliyoruz. Saha tatbikatı olarak yaşanan bu kazanın görüntüleri kamera kayıtlarında bulunmaktadır. Bu kaza kayıtları AFAD ekipleriyle birlikte 25 kişilik ekip tarafından değerlendirilmeli, yaşanan kazalardan ders alma, kendini değerlendirme açısından oldukça önemlidir.
-Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerine bu kazayı ihbar ediyoruz diyoruz ki bu hastane kısmen bazı sorumluluklarını yerine getirmiş bir hastane olmasına rağmen bir kaza yaşıyor. Ankara’nın göbeğinde Bakanlığa 10 km uzaklıkta hastanelerde 6331 sayılı kanun uygulanmamaktadır. Lütfen hastaneleri teftiş ediniz. Yaptırım uygulayınız. Ayrıca, 420 yataklı hastane bu olayla yanlışı ya da doğrusu ile başa çıkabildiğini varsayarsak; 3600 yataklı şehir hastanelerinde ne yapılacağı ve ne tür önlemler alınacağı Bakanlık tarafından düşünülmüş müdür? Şehir hastanesi laboratuvarında meydana gelen bir kimyasal kazayı yönetmeye hazır mıyız? Bakanlıktan önerilerimizi dikkate almalarını ve şehir hastaneleri başta olmak üzere bağlı hastanelerin tümünün denetimden geçmesini talep ediyoruz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!