On binlerce metal işçisini ve aslında tüm işçi sınıfını ilgilendiren MESS Grup TİS görüşmelerinin ilki, bu hafta başlayacak. On binlerce işçinin örgütlü olduğu 3 sendikadan ikisi (Türk Metal (TM), Birleşik Metal İşçileri Sendikası (BMİS) ) tekliflerini Eylül ayı başında vermişlerdi. Öz Çelik-İş’in herhangi bir teklif verip vermediği sır gibi saklanırken, onun da bir satış teklifi sunduğu şimdi açığa çıktı.
Verilen tekliflerin içeriği ya da işçilerin görüşlerinin alınıp alınmadığından da bağımsız olarak (ki bu konuda her 3 sendikanın sicili fazla söze gerek bırakmayacak kadar açık!) özellikle ücretler, çalışma rejimi ve sosyal haklar konusunda burjuvazi ve devletinin nasıl bir tutum alacağını üç aşağı beş yukarı biliyoruz. TÜPRAŞ, MATA, kamu işçi ve emekçilerine dayatılan sözleşmeler, tekstil ve cam işçilerine dayatılanlar biliniyor. İşçi sınıfına grev hakkı olmayan bir toplu sözleşme düzeninin dayatıldığını ve sendikalardaki çürümenin düzeyiyle de paralel olarak bunun fiilen kabul ettirildiğini biliyoruz.
Burjuvazi ve devletinin bu konudaki kararlılığı en son dün açıklanan YEP’le de ilan edildi. Bu programda, ücretlerin gerçek enflasyona göre değil beklenen enflasyona (ki nasıl hesaplandığını yaşayıp, görüyoruz) göre belirlenmesi, esnek ve güvencesiz çalışmanın temel çalışma biçimi haline getirilmesi, sosyal güvence-kıdem tazminatı ve diğer tüm sosyal hakların gasbedilmesi hedefleri alenen dillendirildi.
Daha önceki TÜPRAŞ, cam, kamu işçileri-emekçileri, MATA, tekstil sözleşmelerinde de ölçüt buydu ve anlamlı bir tepkiyle karşılanmaksızın kabul ettirildi. Hatta Türk-İş ağası yüz binlerce kamu işçisini sattığını açık kalan mikrofonla da deşifre etti.
Şimdi aynı dayatmalar 1 Eylül 2019-31 Ağustos 2021 dönemini kapsayan MESS Grup TİS’leri için de sözkonusu.
İşçi sınıfının da burjuvazinin de omurgasını oluşturan metal işkolunda dayatılanların kabul ettirilmesi demek; kıdem tazminatı ve elde kalmış birkaç kırıntı sosyal hakkın da pervasızca gasbedilmesinin önündeki son barikatların da kaldırılması demektir. Bu denli kritik bir eşiği ifade etmesine rağmen bu hafta görüşmeleri başlayacak TİS dönemi önceki yıllardan bile daha keskin bir sessizlikte yaşanıyor.
Sendikalar cephesinden dönem dönem yapılan kimi göstermelik açıklama-toplantı dışında anlamlı bir tutum, tavır yok. Grev lafzı hiç edilmiyor. Fakat bu arada metal patronları işçi kıyımının düğmesine basarak TİS döneminde nasıl bir tutum alacaklarını çoktan ilan ettiler.
Renault’ta 14 işçi “işçi-işveren arasında olması gereken güven ilişkisinin zedelendiği” gerekçesiyle işten atıldı, sendikalardan tık yok!
Son yılların en önemli ihracat rekorları kıran TOFAŞ’ta TİS görüşmelerinin hemen arifesinde üretime ara verileceği açıklandı, tık yok!
Ankara Sincan’da kurulu Arçelik fabrikasında sözleşme süresi dolan yüzlerce işçi, kadrolu işçilere mesaj verircesine kapı önüne konuldu, tık yok!
İrili ufaklı birçok fabrikadan benzer haberler var. Buna rağmen, patronlarla danışıklı dövüş içinde olan Türk Metal başta olmak üzere işkolunda örgütlü sendikalar bu gidişata karşı anlamlı bir tutum almayı bir yana bırakalım, açıklama bile yapmayarak sözleşmeleri nasıl satacaklarını da ilan ediyorlar.
Son olarak bu zincire büyük karlar kıran ve yoğun emek sömürüsüyle hedeflediği süreden önce dünyanın en büyük 100 şirketi arasında 85. sıraya oturan Tayyip Erdoğan aşığı Ethem Sancak-Katar Silahlı Kuvvetleri ortaklı BMC de eklendi. Şirketin İzmir Pınarbaşı’nda bulunan otomotiv fabrikasında işten atılan işçilerin sayısı 50’ye yükseldi. TM çetesinden tık yok!
TM’nin tepesine oturan sendika ağası Pevrul Kavlak’ın yapıp ettiği; fabrikaları dolaşarak, otellerde patronlarla toplantılar organize ederek, işçilere “milli birlik-beraberlik” nutukları atarak satışın altyapısını hazırlamaktan ibaret!
Geçtiğimiz TİS sürecinde metal fırtınayla yerlerde sürünen gücünün toplanması için patronların da el vermesiyle nispeten yüksek oranlı bir sözleşme imzalayıp caka satan bu çete, bu sözleşme döneminde tarihsel rolüyle, gerçek yüzüyle oynayacak. Bu seferki rolü, burjuvazi ve devletinin işçi sınıfına dayattığı kölece çalışma ve yaşam koşullarını kabul ettirmektir.
BMİS’in de ne yapacağı üç aşağı beş yukarı belli. En fazla birkaç dostlar alışverişte görsün çıkışı yapıp, “grev yasağı var, TM de sattı ne yapabilirim?” diyecektir.
Satış teklifini açıklama lütfu bile göstermeden el altından işler çeviren Öz Çelik-İş için fazla söze gerek yok zaten.
Kısacası, işçi sınıfına örgütlü oldukları sendikaların bürokratlarının da dahil olduğu geniş bir cephe büyük bir savaş açmış durumdayken, yapacak tek şey yeni metal fırtınaların yaratılmasıdır!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!