İsmail Kızılçay yoldaşın yanındaydık



10 Ekim Katliamı’nda ölümsüzleşen İsmail Kızılçay yoldaşı Tosya’nın Aşağıkayı Köyü’ndeki mezarı başında andık


10 Ekim katliamında ölümsüzleşen İsmail Kızılçay yoldaşı Tosya’nın Aşağıkayı Köyün’nde bulunan mezarı başında andık. Anmaya Ethem yoldaşın annesi, abisi, İsmail yoldaşın dostları, köylüleri, yoldaşları ve ailesi katıldı.

Anma, Mezarlığın yakınlarında en önde katliamda ölümsüzleşenlerin fotoğrafının olduğu 10 Ekim Derneği’nin pankartı ve “Komünist İsmail Kızılçay ölümsüzdür!” yazan Alınteri imzalı pankartın taşındığı yürüyüşle başladı. 10 Ekim katliamında ölümsüzleşen İnşaat-İş kurucularının ve Ethem yoldaşın resimlerinin olduğu dövizler taşındı.

Mezarlığa kadar yapılan yürüyüş boyunca “10 Ekim’i unutma, unutturma!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “10 Ekim’in hesabı sorulacak!” sloganları haykırıldı. İnşaat-İş kurucularının ve Ethem yoldaşın isimleri “Yaşıyor!” haykırışıyla selamlandı.

İsmail yoldaşın mezarına kurucu üyelerin ve Ethem yoldaşın fotoğrafları ve fotoğrafların üzerine karanfiller bırakıldı.

Daha sonra İsmail yoldaş şahsında devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşunda bulunuldu.

Saygı duruşunun ardından Ethem yoldaşın annesi yaşatılan acıları dile getirerek, isyanını ifade etti.

İsmail yoldaşın mezarı başında yapılan anma Alınteri adına yapılan konuşmayla devam etti.

Alınteri adına yapılan konuşmada, “Ölümsüzleşenlerimiz bu toplumun, işçi sınıfının insanca yaşaması için ve katliamlar olmasın diye mücadele ettiler” denilerek, 10 Ekim Katliamı’nın nasıl bir siyasi atmosfer içinden gerçekleştiği anlatıldı. Katliamın yaşandığı sürecin burjuva devletin krizinin başkanlık rejimiyle aşılmaya çalışıldığı, fakat 7 Haziran seçimlerinde alınan yenilgiyle mevcut krizin derinleştiği ve 7 Haziran’dan sonra 1 Kasım seçimlerine kadarki sürecin kaos ve kanla yönetilerek hedeflenen rejim tipinin topluma dayatıldığının altı çizildi. Bu kaos sürecinin asıl hedefinin bir kez daha Kürt halkı olduğunun belirtildi. Kobanê sürecine de işaret edilerek yaşatılan kirli savaşlar “…halkların düşmanlaştırıldığı; işçilerin emekçilerin ocaklarına kan doğrandığı; yoksulluk, açlık, sefalet getiren, sömürü ve zulmü derinleştiren ve aslında toplumun geri bilincinden beslenerek çıkarılan savaşlardır” denildi.

10 Ekim Katliamı da savaş politikalarının bir ürünüydü. Ekonomik krizin, yoksulluğun, sefaletin, işsizliğin, baskının üzerini örtmeye çalışarak, toplumu milliyetçi, şoven ideolojiyle buluşturup başka bir şeye evriltme süreciydi.”  denilen konuşmada aynı şeyin bugün de tekrarlandığına işaret edildi.

Bugün 10 Ekim katliamın 4. yılındayız. Ve yine kirli savaşın başlatıldığı sürecin içindeyiz” diye vurgulanan konuşmada tüm bu katliamlar silsilesinin emperyalist kapitalizmin toplam krizinden ve faşizmin uluslararası bir yönelime dönüştüğü gerçeğinden bağımsız ele alınamayacağını vurgu yapıldı.

Son yerel seçimlerde hezimete uğrayan iktidar bloğunun içinde debelendiği krizi bir kez daha savaşla aşma yoluna gittiğinin altı çizilen konuşmada, “Bu savaş bizim savaşımız değil. Bu savaş emperyalist işbirlikçilerin ve egemenlerin savaşıdır. Yoksul çocuklarının kanları üzerinden, etleri üzerinden besleniyorlar. Yoksul halkın geri bilincinden de yararlanarak yapıyorlar bunu” denildi.

Savaşın işçi ve emekçiler açısından kan ve yıkım dışında bir anlamının olmadığına vurgu yapılan konuşmada, “Biz yoldaşlarımızdan aldığımız bilinçle tekrar tekrar bu kirli savaşların bizim savaşımız olmadığını haykırmaya ve asıl savaşımızın egemenlerle olması gerektiğine işaret etmeye devam edeceğiz. İşçi sınıfına bu bilinci taşımaktaki ısrarımızı sürdüreceğiz. Ne kadar yapabildiğimiz de önemli bekli ama bunu yapmak için ömrümüzün sonuna, insanca yaşayacağımız bir dünyayı kurana kadar mücadele edeceğiz. Burada Ethem yoldaşımızı anmadan geçemeyeceğim. Ethem yoldaşımız da Gezi direnişinde en ön saflarda mücadele ederken katledildi. Yoldaşlarımız bize ‘İşçilerin birliği halkların kardeşliği!’ mücadelesini miras bıraktılar. Bunun için sonuna kadar mücadele edeceğimizi bir kez daha İsmail yoldaşın yanı başından ifade ediyoruz” denildi.

İnşaat İş Sendikası Ankara temsilcisi ise şunları ifade etti:

10 Ekim Katliamı’nın İnşaat İş Sendikası için ayrı bir önemi var. 10 Ekim Katliamı’nda yönetim kurulundaki bütün yoldaşlarımız ölümsüzleşti. Bizim onlardan öğrendiğimiz şey ‘Hak verilmez alınır, zafer sokakta kazanılır!’dır. 10 Ekim Katliamı’ndan önce, İsmail Abi’nin, Maviş yoldaşın, Tekin abilerin şantiyelerde, sokaklarda yaptıkları direnişler, eylemlerle kazandıkları işçi haklarından bahsediyorum. 10 Ekim Katliamı’yla sendikamızın büyük bir yıkıma uğratıldığını sanan faşist devlete ve eli silahlı çetelerine cevap bir ay sonra Emaar şantiyesinde işçilerle birlikte direnişe geçilerek verildi. Biz onların anılarına ve mücadelelerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Faşist devletin korkularını büyütüp derinleştirmeye devam edeceğiz” diyerek söze başlayan İsmail Kızılçay’ın Avukatı Kazım Bayraktar da şunları ifade etti:

Belki burada bir avuç insanız. Ethem yoldaş katledildiğinde cenazesine binler, on binler katılmıştı. Şimdi bakıyoruz anmalara bir avuç insan katılıyor. Dışardan bakıldığında bu kirli savaş politikalarıyla belki şimdi başarmış gibi gözüküyorlar; ama asıl olarak onların da gördükleri ve korktukları bir mayalanmanın olduğu gerçeğidir. Bir taraftan işçi direnişleri devam ediyor. Bakın Soma madencilerinin Ankara’ya yürüyüşünü polis barikatlarıyla engelliyorlar, neden? Çünkü kitleyle buluşmasından, kitleselleşmesinden korkuyorlar. Dünya devletleri faşistleşirken, baskılar ve saldırılar arttırılırken buna karşı protestolar da yükseliyor. Bakın Irak’a ilk kez kitleler şimdiye kadar olanın dışında taleplerle sokaklardalar, başka ülkelerde de böyle. Bunlar bizim çok uzağımızda değil. İçten içe mayalanan bir şey var ve bizler bu mayalanmayı derinleştireceğiz. 10 Ekim dava dosyalarına bakıyoruz. Fiziki, teknik takipler yapılmış; ama Suruç katliamı olmuş, yine bir şey yapmamışlar. Diyarbakır Katliamı oluyor, bir şey yapmıyorlar ve 10 Ekim katliamı gerçekleşiyor. Dava dosyalarını inceliyoruz. İşbirlikleri, en üst kamu yetkililerinin payı olduğunu görüyoruz. Bunları kendi çabalarımızla ortaya çıkardık. Ve 10 Ekim Katliamı’nda insanlık suçu işlendiğini kabul ettirdik. Bizler mücadeleye devam edeceğiz. Asıl olarak da bundan korkuyorlar işte.

İsmail Abi’yle yakın dostluğu olan Mahmut Konuk da yaptığı konuşmada, İsmail Kızılçay’ı sokakta, direnişlerde, alanlarda tanıdığını belirterek, “Nerde bir direniş, eylem varsa o ideolojik bilinciyle, devrimci, komünist kişiliğiyle orada olurdu. Hep omuz omuza, yan yanaydık. Bu bir işçi direnişi ya da başka bir direniş, hiç farketmezdi. Ben de her zaman olduğu gibi hala direnişimi devam ettiriyorum.” dedi.

Ankara’da değip-dokunduğu dostlarından biri de “Ben de onu hep alanlarda tanıdım. Ayrı ideolojilere sahip olsak da konuşabileceğim, bir bardak çayı paylaşabileceğim, tartışabileceğim bir yoldaşımdı. Hepsini selamlıyorum” diye belirtti.

İsmail Kızılçay yoldaşın anması konuşmaların ardından sonlandırılarak, hemen yanı başında bulunan Sündüz Anne’nin (İsmail Abi’nin annesi) mezarına da karanfil bırakıldı.

Daha sonra Aslan Tel yoldaşın mezarına geçildi. Aslan yoldaşa da karanfillerimizi bıraktık. Burada Alınteri adına yapılan konuşmada, “Onlar bize sınıf mücadelesinin nasıl olması gerektiği konusunda yol gösterdiler. Bunu İsmail Kızılçay ve Alınteri’nden yoldaşların Tekel direnişindeki duruşlarıyla öğrendim, gördüm. İyi ki tanımışım, iyi ki yoldaşlaşmışım” denildi.

Onu köyden tanıyarak yoldaşlaşan arkadaşları da Aslan Tel’den sınıf mücadelesini öğrendiklerini ve bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade ettiler. Aslan Tel’in kardeşi ise örgütlü yaşamda ailenin ne kadar önemli ve etkili bir yeri olduğunu anlattı.

Daha sonra İsmail yoldaşın ailesinin köydeki evine geçilerek sohbet edildikten, sonra köyden ayrıldık.