Metal işçileri her yerde eylemde; ama…



TM, BMİS ve Öz Çelik-İş’te örgütlü yaklaşık 150 bin işçiyi ilgilendiren MESS Grup sözleşmelerinde arabulucu süreci de anlaşmazlıkla sonuçlandı; patronlar grev yasağı ve YHK sopasını gösterirken sendikalar süreci sembolik eylemlerle yönetmenin ötesine geçemiyor!


Türk Metal (TM ), Birleşik Metal-İş (BMİS) ve Öz Çelik-İş’te örgütlü yaklaşık 150 bin metal işçisini ilgilendiren ve aslında tüm işçi sınıfı açısından kritik önem taşıyan MESS Grup Sözleşmesi görüşmeleri, arabulucu aşaması da uyuşmazlıkla sonuçlandı. 3 Ocak’ta gerçekleşen ikinci arabulucu toplantısında da anlaşma sağlanamayınca taraflar şimdi arabulucunun raporunu tamamlamasını bekliyor.

BMİS ve TM’ye üye işçiler sendikaların açıkladığı eylem programları temelinde fabrikalarda çeşitli eylemler gerçekleştirmeye devam ediyor. Fazla mesaiye kalmama eylemlerini yeniden başlatan BMİS üyesi işçiler dün ve bugün vardiya giriş çıkışlarında ve yemekhanelere gidişte alkışlı-sloganlı-düdükü eylemler gerçekleştirdi, işyerlerinde bildiri onuma eylemleri yaptı.

TM üyesi işçiler de 1o dakikalık iş bırama eylemleri gerçekleştirdiler.

3 yıllık sözleşme, sefalet ücreti ve esnek çalışma koşullarını dayatmaktaki ısrarlarını sürdüren MESS patronlarına karşı metal işçilerinin örgütlü olduğu sendikalar öncülüğünde gerçekleştirdikleri sembolik eylemler devam ediyor.

Yüzde 6 buçuk oranında zam, işçilerin ücretleri üzerinde söz söylemeleri hakkının gaspı anlamına gelen 3 yıllık sözleşme ve esnek çalışmayı yaygınlaştırıp, derinleştirecek dayatmalarla masaya gelen MESS patronları; süreci uzatıp tıpkı TÜPRAŞ sözleşmesinde olduğu gibi grev yasağı silahını da kullanarak, kendi dediklerinin dışına çıkmayacağından emin oldukları Yüksek Hakem Kurulu’nda noktalamak istiyorlar.

İşçilerin örgütlü oldukları sendikalar ise sonu şimdiden belli olan bu süreci, patronlar üzerinde daha ciddi bir basınç oluşturacak eylemlerle örgütleyip, yönetmekteki isteksizliklerini şimdiye kadarki tutumlarıyla gösteriyorlar. Birleşik Metal İşçileri Sendikası (BMİS) de dahil işkolunda örgütlü hiçbir sendika, süreç üzerinde caydırıcı etkide bulunacak eylemler ya da olası grev-grev yasağına şimdiden örgütsel-maddi-moral bir hazırlık içinde olduklarını hissettirecek bir yaklaşım sergilemiyorlar.

MESS patronları gürlerken TM’nin “büyük eylemler” dediği eylemler:

Türk Metal, patronların bu yaklaşımına karşı “3 Ocak’ta büyük eylemlere başlayacağız” diye efelenmişti. Yapacağı eylemleri; yemekhane protestoları, vardiya giriş çıkışlarında her iki vardiyayı birleştirerek toplu basın açıklamaları, 6 Ocak’tan itibaren de 10 dakikalık iş bırakma eylemleri ve bu eylemlerin 10 Ocak’ta 15 dakikaya, 13 Ocak’ta da 20 dakikaya çıkarılması, MESS temsilciliklerine siyah çelenk konulması ve 19 Ocak’ta Bursa’da büyük bir miting şeklinde özetlemişti.

TM’nin bu süreci grev yasağı ve YHK şantajıyla 3 yıllık sözleşmenin kabulü ve yüzde 16 oranında zamla bağıtlama yaklaşımı içinde olduğuysa bizzat kendi yaptığı açıklamalardan ve işyerlerine işçilerin kulağına fısıldadığı tehditlerden anlaşılıyor.

BMİS grev derken, nasıl bir hazırlık yapıyor?

Sürece sembolik de olsa üretimden gelen gücün kullanılmasıyla (fazla mesailere kalmama ya da yürüyüş ve bildiri okumalarla geç işbaşı yapma) giriş yapan BMİS, MESS Genel Merkezi önünde gerçekleştirdiği kitlesel yılbaşı kutlamasının ardından fazla mesaiye kalmama eylemine 6 Ocak tarihinde kadar son verdiğini açıklamıştı.

MESS yöneticisinin çıktığı TV programında grev yasağı ve YHK tehdidini kullanmasının ardından atılan bu geri adımın, 3 Ocak’ta yapılan arabulucu toplantısı üzerinde etkide bulunmadığını kim söyleyebilir?

Kritik süreçte sembolik de olsa üretimden gelen gücün kullanılması anlamına gelen eylemlerini durduran BMİS, daha sonra açıkladığı eylem programında şunları belirtmişti: 6 Ocak vardiya giriş çıkışlarında vardiyaların bir araya gelerek bildiri okuması, aynı saatlerde MESS’in patronlarla yapacağı toplantıya mesaj verilmesi; 7 ve 8 Ocak tarihlerinde bütün vardiyalarda yemeklere düdük, alkış ve sloganlarla topluca gidilmesi; 8-9 Ocak tarihlerinde bütün vardiyalarda servislerden inilerek düdük, alkış ve sloganlarla fabrikalara yürünmesi; 8-9-10 tarihlerinde Çorlu-Mudanya ve Bilecik kent merkezîlerinde basın açıklamaları yapılması; 6 Ocak’ta erkek işçilerin sakal bırakma eylemine başlaması; 6 Ocak’tan itibaren sözleşme imzalanıncaya kadar tüm işyerlerinde fazla mesailere kalınmaması. BMİS ayrıca grev eğitimine de başlanacağını kaydetmişti.

BMİS’in aldığı kararlar kapsamında işyerlerinde okunan bildiride de şunları ifade etti:

Artık adım adım greve gidiyoruz. Arabulucu raporunu Bakanlığa verdi. Arabulucu raporunun Sendikamıza ulaşmasına az kaldı. Raporun gelmesinin ardından grev süreci başlayacak.

 

MESS, taleplerimizi karşılayan bir teklifle gelmezse, geriye greve gitmekten başka çare kalmıyor. Bu nedenle artık greve hazırlanacağız. Bugünden başlayarak, grev eğitimlerine başlıyoruz.

 

Eğer MESS karşımıza taleplerimizi karşılayacak bir teklifle gelmezse hiç vakit geçirmeden grev kararını alacağız. O zamana kadar da eylemlerimizi arttırarak sürdüreceğiz. Dost da düşman da kararlılığımızı görecek.

Öz Metal-İş’ten ise ses seda yok!

Kısacası MESS patronları işçilerin tabandan gelen öfkelerini görmekle birlikte, sendikaların yavaştan alma tutumlarına, hükümetin grev yasağı kararına ve sürecin YHK’da kendi dayatmalarının kabulüyle sonuçlanmasına olan güvenleriyle süreci yönetmeye devam ediyor.

Metal işçisi 2015’teki grev yasağı kararına karşı sendikaların anında teslim bayrağı çektikleri pratiğini de unutmadan bu süreçle ilişkilenmek zorunluluğuyla karşı karşıya. Süreci metal fırtınadaki gibi öz inisiyatif ve taban örgütlenmesiyle yönetmediği sürece nasıl sonuçlanacağıysa üç aşağı beş yukarı ortada.