AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan “Fabrikalar çalışacak, hizmet devam edecek, tarlalar işlenecek” diyerek koronavirüs karşısında işçilerin canları olmayan herhangi bir üretim aracı olduklarını ilan ederek gerçeğin adını koymuştu. Bu anlayışla açlık-işsizlik korkusuyla hastalık arasında tercih yapmaya zorlanan işçilerden koronavirüs teşhisi konulanların sayısı giderek artıyor. Birçok fabrikadan oldukça kabarık sayıda işçinin enfekte olduğu haberleri geliyor. Akar Tekstil ve TÜPRAŞ’ta iş yapan taşeron firma Tekfen bunlardan sadece ikisi…
Akar Tekstil’de 35 işçiye koronavirüs tanısı konuldu
İzmir Çiğli’deki Akar Tekstil’de korona teşhisi konulan işçilerin varlığını gizleyen ve bu riske karşı yasal işten kaçınma haklarını kullanan işçilere fiziki saldırı düzenlenen Akar Tekstil’de koronavirüs tehisi konulan işçi sayısı 35’e çıktı.
İSG yasasının 13. Maddesinin kendilerine tanıdığı hakkı kullanarak üretimi durdurarak fabrika bahçesinde toplanan ve bir grup tarafından darp edilen işçiler şimdi patron hakkında vakayı saklayarak hastalığın bulaşmasına neden olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor.
Fabrikada üretim ilk olarak 12 işçide koronavirüs tespit edilmesi, bazı işçilerin işten kaçınma haklarını kullanmaları, işçilerin test yaptırmak için sağlık kuruluşlarına başvurmaları üzerine durmuştu. DERİTEKS’in örgütlü olduğu fabrikada test başvuruları arttıkça Covit-19 pozitif sayısının da artması bekleniyor!
20 Tekfen işçisinin testi pozitif çıktı, firma işçi kıyımına gitti!
Kocaeli Körfez’deki TÜPRAŞ’ta faaliyet gösteren en büyük taşeron şirketlerden biri olan Tekfen’de bir işçi geçtiğimiz hafta rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan işçide koronavirüs tespit edilmesinin ardından taşeron şirket, bünyesindeki 40 işçiye koronavirüs testi yaptırdı. Yapılan 40 koronavirüs testinin 20’si pozitif çıktı. 5 işçinin test sonucu beklenirken, 6 işçinin tedavisi tamamlandı. 14 işçi ise tedavi görmeye devam ediyor. Bu süreçte tedbiren çalıştırılmamış 17 işçinin ise işine son verildi! Vakaların ardından çalışma 2 Nisan Perşembe gününden itibaren durduruldu.
Yapılan işler bu süreçte zorunlu olmayan işlerdi. Ama buna rağmen işçiler işe koşuldu, aynı maskeler kullandırtıldı adeta enfekte olmaları beklendi, olmayanlar ise işsiz bırakıldı, ki onların da hastalığı kapıp kapmadığı henüz belli değil!
Maliyet hesapları böyle bir süreçte bile aynı maskelerin kullandırtılmasına kadar vardırıldı!
Evrensel’den Gözde Tekin’in haberine göre, işçiler salgın dolayısıyla TÜPRAŞ’ta bakım onarım işinin durdurulabileceğini ancak Tekfen’in bunu yapmadığını belirterek, koronavirüs salgını sırasında dahi aynı kumlama maskesini birden fazla kişinin kullandığını söyledi. İşçiler işten atmanın devam edeceğini belirtiyor.
Gazeteye konuşan işçilerden biri firmanın yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor:
Bizi bu koşullarda daha ne kadar çalıştıracaksınız diye sorduk. ‘TÜPRAŞ çalışmaya devam diyor’ dediler. Perşembe gününden bu yana iş durdu. Şu anda da 17 kişi işten atıldı, işten atmaların da devam edeceği söyleniyor. Böyle bir dönemde işsiz kalmak çok zor. İnsanlar nerede iş arayacak? Bu vicdansızlıktır. Devletin verdiği yüzde 60 ücrete bile razıydı insanlar ama işsiz kaldılar.
Bir diğer Tekfen işçisi ise, “Biz bakım onarım işi yapıyoruz, çalışmamız zorunlu değildi. İş bu raddeye gelmeden işi durdurabilirlerdi” diyor.
“Kumlama maskesini birden fazla insan kullandı”
Kumlama maskesinin birden fazla işçi tarafından kullanıldığını söyleyerek maiyet hesaplarıyla işçilerin canına nasıl kastedildiğini ortaya koyan bir başka işçi şunları belirtiyor:
Bu maskeyi kullanan arkadaşlarımızdan da testi pozitif çıkanlar var. Sorsan büyük firma Tekfen ama tedbir almaya gelince maliyetten kaçıyorlar. TÜPRAŞ hemen önlem aldı. Vardiya sayısını düşürdü. Biz taşeron işçiler için ise yemekhanede düzenleme yaptılar. Yemekhaneyi düzenlesen ne olur, servisler tam kapasite gitti geldi. Şimdi de virüse yakalanmasan da işsiz kalıyorsun. İşten atmaları TÜPRAŞ yönetiminin istediğini söylediler ama bu gerçekçi gelmiyor.
İşe girerken işten ayrılma kağıdı imzalatılıyor
TÜPRAŞ bünyesindeki başka bir taşeron firmada çalışan bir işçi ise firmanın vampirliğini şu uygulamayı anlatarak ortaya koyuyor:
İşe girişte evrakları doldururken, işten kendi isteğimizle ailevi nedenlerden dolayı ayrıldığımıza dair bir kağıt imzalatıyorlar. Hiçbir hak alamayalım, tazminat vermek zorunda kalmasınlar diye. Biz taşeron olduğumuz için hiçbir kıymetimiz yok zaten, bu son olayda da görüyoruz. Taşeron işçilerin canının hiç kıymeti yok.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!