Taksim Dayanışması, 7 yıl önce İstanbul’da başlayıp, 81 ilin 80’e yayılan Haziran İsyanı’nın (Gezi Direnişi) yıldönümünde Mis Sokak’ta saat 19:00’da basın açıklaması düzenledi.
Dünden beri yoğun polis ablukası altında olan Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi bugün de savaşa hazırlanırcasına büyük bir abluka altındaydı. Basın açıklamasının yapılacağı Mis Sokak başta olmak üzere Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, caddeye açılan sokaklar-ara sokaklar onlarca gözaltı aracı, sivil ve çevik polisleriyle adeta kuşatıldı.
Açıklama başlamadan önce onlarca insan ellerinde Gezi’de ölümsüzleşenlerin resimlerinin olduğu dövizlerle, fiziki mesafeyi de gözeterek Taksim Dayanışması’nın “Hayat Ancak Geziye Sığar! Taksim Dayanışması” pankartının arkasında yerini aldı. Açıklama Gezi’de ölümsüzleşenler için yapılan saygı duruşuyla başladı.
Ardından sık sık haykırılan “Her yer Taksim, her yer direniş!”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, ”Gezi şehitleri ölümsüzdür!” sloganlarıyla devam etti.
Taksim Dayanışması adına açıklamayı okuyan Avukat Can Atalay, “Bu bir basın açıklaması değildir! Bizim açıklamamız Taksim Meydanı’nda olacak!” ifadesiyle söze başladı ve ardından kitle alkışlarla sloganlarla bu ablukayı protesto etti.
Can Atalay açıklamada “8 yıldır ve onun da öncesinde Taksim Dayanışması eşitliğin, özgürlüğün, adaletin sesini Taksim’e ve Türkiye’nin meydanlarına taşıma iradesinden hiçbir şey kaybetmedi. Taksim’e varmadıkça basın açıklaması yapmıyoruz! İfade özgürlüğünün kullanılmasındaki tüm engelleri ve engelleyenleri kınıyoruz” diyerek devam etti.
Açıklamada ayrıca ABD’de katledilen siyahi George Floyd’a hitaben de “Tüm dünya tüm ülkelerin simgesi olmuştur” ifadesi kullanıldı .
Açıklama Ankara’daki saldırıya değinilmeden alkış ve sloganlarla sonlandırıldı.

Taksim Dayanışması adına okunan basın açıklamasının tam metni şöyle:
Gezi 7 yaşında
Haklıydık, haklıyız
Dayanışma yaşatır
Dayanışma ile kazanacağız
7 sene önce, talanın ülkenin kalbindeki meydana kadar inmeye niyetlenmesiyle milyonlarca insan; kenti, doğayı, emeği, kardeşliği savunmak, eşitliği, özgürlüğü ve adaleti kazanmak için 80 ilde sokağa çıktı.
Çünkü bu sistem, üretimden değil tüketimden besleniyor. Sadece doğayı betonla değiştirmiyor, insanı da tüketiyor.
Sağlık hizmeti isteyen hastanın eline sadaka sıkıştıran, kadını hayatın içinden, istihdamdan çekip eve kapatan, işçinin sağlığını değil inşaatların hızını önemseyen, nitelikli eğitimi bir ayrıcalık haline sokan, emeklilik hakkını “mezara” erteleyen, fikirleri tutsak etmeye çalışan, halkı ayrıştıran, ötekileştiren, kutuplaştıran bu düzene karşı artık susma mecburiyetini tanımadığımız kitlesel bir haykırış, halkın “artık yeter” çığlığıydı.
Gezi, üzerindeki baskıdan kurtulmaya çalışan, eşitsizliğe karşı çıkan halkın derin bir nefesiydi.
O nefesi gazla boğmak istediniz, Gezi Direnişi’nin anısını kirletmeye dahi niyetlendiniz. Milyonlarca öznesi/nesnesi/şahidi olan Gezi’yi, tek bir düzgün delil dahi ortaya koymadan yargılamaya kalktınız. Gezi’de hayatını kaybedenleri unutturabileceğinizi, ailelerini, yaralıları uzattığınız adli süreçlerle yıldırabileceğinizi sandınız.
Hukukçuları, siyasetçileri, akademisyenleri, gazetecileri, müzisyenleri tutukluyor, meslek örgütlerini susturmaya çalışıyor, 3. havalimanı, köprüler derken doğal varlıklarımızı her gün daha da tahrip ediyor, parsel parsel tüm varlıklarımızı beşli çeteye peşkeş çekiyor, halkın iradesini kayyımlarla gasp etmeye kalkıyorsunuz.
Oysa Gezi’nin tüm talepleri haklıydı, şimdi o haklılıkla sınanıyorsunuz.
Bir deprem oldu ve deprem sonrası toplanma alanlarını yok ettiğinizi saklayamadınız. Hala bir mayın üzerinde oturuyoruz, her seferinde yeniden uyarıyoruz. Haklıyız, biliyorsunuz.
Topraktan, tarımdan, tohumdan hem kendi elinizi hem de kol kanat gerdiğiniz şirketlerin elini çekin dedik. Kuruttuğunuz dereler, yok ettiğiniz tarım arazileri derken gün geldi soğanın kilosu 10 liraya çıktı, bunu dile getirmeyi bile yasaklamaya kalktınız.
Açlık yasak tanır mı? Saklayamazsınız. Haklıydık, sonucunu yaşadınız.
Dünyayı kasıp kavuran salgın, sermaye düzeninizi sarstı, Gezi’nin öğretisi dayanışmaya sığınmak zorunda kaldınız.
Bugün, insanlar komşusu açken tok yatmıyor, ekmeğini bölüşüyorsa, ücretsiz yapmadığınız temel ihtiyaçların faturalarını el verip birlikte ödemeye çalışıyorsa, sokağa çıkması yasaklananların ihtiyaçlarını karşılıyorsa, çalışmak zorunda kalanı yormuyor, marketleri talan etmiyor, acil ihtiyaç dışında hastaneleri meşgul etmiyorsa siz dediniz diye değil, bu dayanışma ruhunu 7 sene önce milyonlar bizzat yaşadığı, tecrübe ettiği ve öğrendiği içindir.
Nitelikli ve kamusal sağlık hizmetine sahip çıktık, bu halk tüm sağlık emekçilerine onlar da halka sahip çıktı. Hepimiz iyi değilsek, hiçbirimiz iyi değiliz dedik!
Gezi’de Berkin’i, Ethem’i, Medeni’yi, Ali İsmail’i, Hasan Ferit’i, Abdullah’ı, Ahmet’i ve Mehmet’i bizden ayıran karanlıkla George Floyd’un nefesini kesen aynı karanlıktır. O gün de bunun karşısındaydık, bugün de karşısındayız. Barışçıl direniş her yerde bir haktır. Aramızdaki binlerce kilometreye rağmen biriz, bir aradayız.
Bugün bu maskeye herkes saygı duyup takıyorsa, bu maskenin hayatla olan bağını Gezi Direnişi’nden bildiği içindir.
Bir zamanlar yargıladığınız bu maskelere muhtaç kalmanız da size dert olsun.
Gezi haklılığımızdır. Tarih de her geçen gün bunu ispatlamaktadır.
Gezi bu halkın onurudur, onurumuzla yaşayacağız.
Pandemi sürüyor!
Fiziksel olarak ayrı kalsak da kalplerimiz birlikte atıyor, Gezi’nin dayanışma öğretisine, gücüne güveniyoruz.
Gezi bu toprakların eşitlik, özgürlük, adalet umududur, imkanıdır.
Hayat ancak Gezi’ye sığar.
Dayanışma Yaşatır!
Dayanışma Kazanacak!
1 Haziran 2020 Taksim Dayanışması
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!