Diyarbakır Bağlar’da polis Atakan Arslan’ın hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan gelişmeler bundan sonra işkencenin sistematik bir nitelik kazanacağının açık ilanı oldu. Polisin ölümüne neden olan M.C.E.’ye yapılan işkence oldukça ucuz bir mizansenle meşrulaştırılmaya, dahası toplumsal onaya sunuldu. Bu olayın ayrıntıları öğrenilmeden bu sefer de M.C.E.’nin yakalanması için yapılan ev baskınlarında nasıl bir terör estirildiği açığa çıktı.
Polis, evi basılan M.C.E.’nin ninesinin kiracısı aileye köpeklerle işkence yapmıştı! Valilik bu gelişmeyi de “köpeğe tekme attıkları için” gibi ucuz, inandırıcılık kaygısı taşımayan bir “savunmayla” savundu!
Diyarbakır Bağlar’ın 5 Nisan Mahallesi’nde 30 Mayıs’ta polisin dur ihtarına uymadığı iddia edilen M.E.C. ve yanındaki iki kişinin kaçtığı söylenmiş, M.C.E.’nin bu sırada ateş açması sonucu polis Atakan Arslan hayatını kaybetmişti. Bu gelişmenin ardından sözkonusu mahalleye operasyon düzenlenmiş, evler basılmış, M.C.E. ve yanında oldukları söylenen diğer iki kişi gözaltına alınmıştı. M.C.E.’nin hem gözaltıdan sonra polis otosunda elleri arkadan kelepçeli fotoğrafı hem de işkence gördüğünü alenen gösteren bir odadaki yüzükoyun-çıplak-elleri arkadan bağlanmış fotoğrafı MHP Mersin Milletvekili Emre Kılavuz’un Danışmanı Emre Soylu’nun sosyal medya hesaplarından paylaşılmıştı.
Ardından gerek İçişleri Bakanlığı gerekse Diyarbakır Emniyet ve Valiliği yaptıkları açıklamalarda M.C.E.’ye yapılan işkenceyi ‘90’lardan bildiğimiz ucuz mizansenlerle meşrulaştırarak kabul ettirmeye çalışan açıklamalar yapmışlardı. İçişleri Bakanlığı sözcüsü “Hafta sonu şehit olan polis ve askerlerimize başşağlığı dileyemeyenlerin garip bir şekilde polis katiliyle ilgili ortaya attıkları tartışmaları şiddetle reddediyoruz” sözleriyle adeta “işkenceyi onaylayacaksınız” demişti.
Elleri arkadan bağlı M.C.E.’ye yapılan işkenceyi “ağzındaki jiletle zarar verecekti, o yüzden ince üst araması yapıldı ve üzerinde bir jilet daha bulundu” diyerek, üst aramasına direndiği için ‘orantılı güç’ uygulandı” şeklinde meşrulaştırıp, toplumsal onaya sunanların bu tutumunun sistematik tekil bir yaklaşımı ifade etmediği açık. “İşkenceye sıfır tolerans” diyenler şimdi işkenceyi onaylamak zorundasınız noktasında ve bunu alenen savunuyorlar.
M.C.E.’ye yapılan işkencenin tekil bir örnek olmadığını, rejimin giderek sistematik bir karakter kazanan politikasının alenen savunusu noktasına gelindiğinin açık ifadesi olan gelişmeler, M.C.E.’nin yakalanması için 30 Mayıs gecesi yapılan ev baskınlarındaki polis tutumuyla birleşerek “bundan sonra böyle” anlamı taşıyor.
O gece birçok eve baskın düzenleyen polis, M.C.E.’nin ninesinin ve kiracısının evine de kapıları kırarak girdi.
M.C.E.’nin kiracısı Şeyhmus ve Menice Yılmaz çiftinin evindeki terör vahşet boyutuna ulaştı. Ailenin üzerine köpekler salındı, bu işkence polis tarafından kahkahalarla izlendi! Hitler dönemini anlatan filmlerdeki gibi…
Polislerin evden ayrılmasının ardından Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi’ne giderek darp raporu alan Yılmaz çifti, daha sonra Bağlar Polis Merkezi’ne giderek polislerden şikayetçi oldu. Yılmaz çiftinin 31 Mayıs gecesi Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’nden aldığı raporda, vücutlarının çeşitli bölgelerinde birçok köpek ısırığı olduğu tespitine yer verildi.
‘Köpekler saldırdı, polisler güldü’
Baskınla ilgili 1 Haziran’da şikayette bulunan Menice Yılmaz, olay gecesi yaşadıklarına şöyle anlattı:
Olayın şüphelisi olarak tutuklanan M.E.C.’nin ninesinin kiracısıyız. Ninesi de bizim karşı dairemizde ikamet eder. Biz M.E.C.’i daha önce hiç görmedik ve tanımayız. 31 Mayıs günü saat 00.30 sıralarında polisler şahsın evlerimizde saklanmış olabileceğine dair karşı komşumuz ve bizim evimize baskın yaptı. Binada polislerin olduğunu gördüm. Silah patlamasına benzer iki üç el patlama sesi duyunca hemen çocukları alarak arka odaya gitmek istedim. Birkaç adım atmamla kapımız kırıldı. Kapıya baktığımda 3 köpeğin içeriye doğru bırakıldığını görünce çocukları alarak hemen odaya saklandım. Kapıyı kapatarak arkasına saklandım.
Peşinden polislerle köpekler eve girdiler. Polisler kapı önüne gelerek kapıyı aç diye bağırdılar. Ben kendilerine ‘köpekler var bizi ısıracak, çocuklar var yanımda onları tutun kapıyı açacağım’ dedim. Polisler bağırmaya devam ederek kapıyı açmamı istediler. Kapıyı açar açmaz içeriye 2 köpek girdi. Bu esnada diğer odada uyumakta olan eşim uyandı. Odada ayakta beklerken köpeklerden bir tanesi üzerime doğru hareketler yapmaya başladı. Patileriyle karnıma doğru saldırdı. Odadaki polislere ‘köpek beni ısırıyor, geri çekin’ desem de ‘lan o seni ısırmaz’ diyerek dalga geçer gibi sözler söylediler. Ve gülüştüler. Yere doğru çöktüm, köpek beni tırmalamaya devam etti. Köpekler çocuklarıma doğru yönelince polisler köpekleri tuttu.
‘Çocukların psikolojisi bozuldu’
Bütün bunlar yaşları 7, 9 ve 11 olan 3 çocuğumun gözleri önünde yaşandı. Çocuklarımın o günden beri psikolojileri bozuldu. Gece yatırmaya çalıştığımda ‘anne o polisler tekrar gelecek mi, köpekler gelecek mi’ diye soruyorlar. Gece rüyalarında ‘köpekler geldi’ diye bağırarak uyanıyorlar. Çocuklarım bu olay nedeniyle çok korktular. Yaşana olaya sebep olan ve evime gelen polislerden şikayetçi ve davacıyım.
Köpeklere ‘yakala oğlum’ talimatı
Polisler içeri girdiğinde uyuduğunu ifade eden Şeyhmus Yılmaz ise yaşadıklarını şöyle anlattı:
Odadan çıkar çıkmaz ‘tutun, vurun, şahıs buradadır’ sözlerini duyar duymaz darbe alarak yüz üstü yere yığıldım. 15-20 tane özel harekat polisi tekme ve yumruklarla saldırdılar. Burnuma, dudağıma ve karın kısmına tekmeler vurdular. Uzun namlulu silahın ucuyla sağ dirseğime darbe aldım. Bu esnada bana ‘sen E.’sin, vurun’ diye kendi aralarında bağırıyorlardı. E., değilim diyerek adımı söylüyordum. 4-5 dakika boyunca tekme, yumruk ve silahla darp edildim. Polislerin geri çekilmesiyle 3 köpekten ikisine ‘yakala oğlum, saldır’ diyerek üzerime doğru bıraktılar. Köpeklerden biri yerdeyken sağ kolumun omuz hizasını ısırdı. Diğeri sol kulağımın arka kısmını ısırdı. Can havliyle ‘Abi ben değilim. Benim adım Şeyhmus, kimliğimi getireyim, köpekleri çekin’ diye bağırdım. Köpekler yerde yüz üstü olduğum için sırtımı ve sol arka bacağımı ısırdı. Köpeklerin saldırısı 2-3 dakika sürdü. Kimse müdahale etmedi ve tutmaya çalışmadı. Daha sonra özel harekat polisleri köpekleri alarak evimizden çıktılar. Eşim ve çocuklarımın olduğu odaya gittim hemen. Eşim ve çocuklarım korkmuş halde oturuyorlardı.
Suç duyurusunda bulunuldu
Suç duyurusunda bulunduklarını belirten Yılmaz çiftinin avukatı Selameddin Varol, “İşkence yaşanmasına dair olaydan hemen sonra 112 ile hastaneye gidiyor müvekkillerim. Hastane raporları karakola gönderiyor. Müvekkillerimle birlikte karakola gidip ifade verdik, ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk” dedi.
‘Müvekkillerime işkence yapıldı’
Basına konuşan avukat Varol, şunları söyledi:
Müvekkillere ait kapı hiçbir şekilde çalınmadan, kapı kırılarak içeri giriliyor. Arama işlemi hukuk dışına çıkılarak gerçekleştirilmiştir. Arama esnasında o yerin ihtiyar heyeti veya komşular hazır bulundurulmamıştır. Müvekkillere hiçbir şey söylemeden köpekler içeri bırakılmıştır. Müvekkiller, evlerinin niçin aranıldığına olaydan sonra öğrenebilmişlerdir. Müvekkillerimize yapılan muameleler işkencenin en açık halidir. Güvenlik güçlerinin bu orantısız, hukuk dışı zor kullanımı, işkencesi, demokrasi ve insan hakları açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadırlar. Maalesef gözaltına alma/arama esnasında işkence, kötü muamele ve onur kırıcı davranışlar yaşanmaktadır ve bunların önüne geçilmesi gerekir. Bu tür davranışların önüne geçilmediği ve hukuk dışı uygulamalar yaptırımlarla karşılaşmadığı sürece bu sıkıntı devam edecektir. Olayla hiçbir ilgileri olmayan müvekkillerimizin kolluk güçleri tarafından kapıları direk kırılarak nezaretlerinde bulunan 3 tane köpekle yapılan bu işkence karşısında hukuk nezdinde başvuru ve suç duyurumuzun sonuna kadar takipçisi olacağız. Müvekkillerin 7-9 ve 11 yaşlarında bulunan çocukların gözleri önünde, müvekkiller köpekler nezaretinde işkenceye tabi tutulmuşlar. Çocuklar çok ağır travma geçirmişler. Müvekkilleri, olaydan itibaren çocuklar sürekli uykularından uyanarak köpeklerin kendilerine saldıracağını ve polislerin geleceğini söylediklerini belirtiyorlar.
Valilik açıklama yaptı: Köpeğe tekme atıldı
İşkence olayının duyulması üzerine Diyarbakır Valiliği tarafından tıpkı M.C.E.’ye yapılan işkenceleri hiçbir inandırıcılık kaygısı duymadan, ucuz bir mizansene dayandırılan şu açıklama yapıldı:
Görevlilerimizle bulunan bir operasyon köpeği, talimatnamesine uygun şekilde ikamet içerisine alınmış, ikamette bulunan Şeyhmus Yılmaz tarafından operasyon köpeğine tekme atarak mukavemet edilmesi üzerine operasyon köpeği kendiliğinden refleks göstermiş ancak eğiticisi tarafından derhal kontrol altına alınmıştır. Haberlerde iddia edildiği şekilde ikamet içerisindeki kişilere operasyon köpeği marifetiyle kasıtlı bir saldırı olmamıştır.
Valilik açıklamasını değerlendiren Avukat Varol, “Müvekkil Şeymus Yılmaz uykudan uyanır uyanmaz polislerin üzerine köpekleri saldırması ile karşılaşmıştır. Olay medyada yayınlandıktan sonra valilik olayın yaşandığını kabul ederek biraz değiştirip basın duyurusu yapmış. Müvekkil Şeyhmus Yılmaz’ın köpeğe tekme attığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkil koridora girdiği gibi kendisine köpeklerle saldırılmıştır” dedi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!