TCDD Genel Müdürü söz verdiği halde BTS heyetiyle görüşmedi



BTS’nin sürgünlere karşı Ankara yürüyüşü bugün tamamlandı; polis engellemesine rağmen TCDD Genel Müdürlüğü önüne açıklamalar yapıldı; yapılacak görüşmeye müdür katılmayınca heyet binadan ayrıldı


Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) TCDD Genel Müdürlüğü’nün aralarında 15 üyesinin de bulunduğu 29 demiryolu emekçisinin rotasyon adı altında sürgün edilmeleri ve yandaş sendika üyelerinin ise istedikleri yerlerde görevlendirilerek aleni bir kadrolaşmaya gidilmesine karşı 2 Haziran’da İstanbul, İzmir, Adana ve Diyarbakır’dan başlattığı Ankara yürüyüşü tüm engellemelere rağmen tamamlandı.

BTS Ankara Şube’de bir araya gelen emekçiler saat 10:30 sıralarında TCDD Genel Müdürlüğü önüne geçti. Polis engellemesiyle karşılanan emekçilerin müdürlük binasının önüne geçmesi engellendi. Sendika yöneticileri ve CHP-HDP’li milletvekillerinin gerçekleştirdikleri görüşmeler sonrasında nina önüne geçebilen emekçiler burada sürgün politikasının geri çekilmesine ilişkin açıklamalar yaptı, milletvekilleri de konuşmalarıyla sürgünlerden vazgeçilmesini istedi.

BTS Genel Başkanı Hasan Bektaş’ın yaptığı açıklamada, TCDD Genel Müdürü’yle görüşme talep edildi. Müdürlüğün talebi kabul etmesi üzerine BTS Genel Başkanı ve üç kişinin yer aldığı bir heyetle görüşmeye geçildi.

Fakat BTS daha sonra yaptığı açıklamada mutabık kalındığı gibi TCDD Genel Müdürü’nün değil, müdür yardımcısının görüşmeye katıldığını belirterek, bunun üzerine binanın terkedildiği vurgulandı.

BTS, bu gelişmeden sonra sendika binasına geçildiği ve orada yapılacak durum değerlendirmesinden sonra bilgilendirmede bulunacağını ifade etti.

BTS’nin bugün yaptığı basın açıklamasında şunlar ifade edildi:

Sürgünler Durdurulsun! Hülle Atamalar Geri Alınsın!

 

11 Mayıs 2020 tarihindeki 15’i sendikamız üyesi 31 çalışanın sürgününe dur demek için bizler 3 gündür kentlerin Garlarına, İstasyonlarına uğrayarak, basın açıklamaları yaparak yürüdük ve bugün (4 Haziran 2020 Perşembe) burada, TCDD Genel Müdürlüğü önündeyiz.

 

Diyarbakır’dan, Adana’dan, İstanbul’dan, İzmir’den… ülkenin dört bir yanından yollara düştük. Bilecik’ten Eskişehir’e, Karaman’dan Konya’ya, Manisa’dan Balıkesir’e, Elazığ’dan Malatya’ya ve adını sayamadığımız İstasyon ve Garlara uğradık.

 

Hepimizin bildiği gibi; TCDD yönetimi tarafından 11 Mayıs 2020 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeden 13’ü Sendikamız üyesi, 29 demiryolu çalışanı olmak üzere 95 kişi, daha sonra ise içerisinde sendikamız MYK üyesi ile eski Genel Başkanımızın da olduğu 10’dan fazla çalışan kendi istekleri dışında başka illere göndermiştir.

 

Bizlerin 3 gündür yürüyüşünün ve bugün burada, TCDD Genel Müdürlüğü önünde olmamızın nedeni işte bu haksız ve hukuksuz uygulamanın sonlandırılması için Sayın Genel Müdüre sesimizi duyurmak, taleplerimizi iletmektir.

 

Öncelikle, personelin kendi isteği dışında yasalara aykırı bir şekilde işyerinin değiştirilmesinin SÜRGÜN olduğunu açıkça belirtmemiz gerekmektedir.

 

TCDD yöneticilerinin bugün yapmak istediği; TCDD’yi kendi siyasi tutumlarını sergiledikleri bir yer olarak görerek Sendikamız üyelerini korkutulmaya, sindirilmeye, baskı altına alınmaya çalışmaktır.

 

Neden mi? Çünkü, sendikamız BTS bugüne kadar demiryollarının geliştirilmesi amacıyla; açıklamalar yapıp raporlar yayınlarken, onlarca kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı tren kazaları hem bir daha yaşanmasın diye gerçek nedenlerini açığa çıkarmaya, hem de sorumluları hesap vermeye çağırmış, bu kapsamda hukuki mücadele vermekten geri durmamıştır.

 

Aynı şekilde kurum taşınmazlarının haraç mezat satılmasından, Yap İşlet Devret yöntemiyle yapılan işlere, yurttaşların ulaşılabilir, nitelikli bir kamusal hizmet olarak ulaşımdan yararlanması için mücadele etmiştir, etmektedir.

 

Pamukova, Tavşancıl, Kütahya, Çorlu, Ankara YHT kazalarında ki ihmal ve gerçek nedenlerinin kamuoyuna anlatılması konusunda söz söylemiştir.

 

Sendikamız BTS bugüne kadar demiryollarının geliştirilmesi amacıyla; açıklamalar yapıp raporlar yayınlarken, onlarca kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı tren kazaları hem bir daha yaşanmasın diye gerçek nedenlerini açığa çıkarmaya, hem de sorumluları hesap vermeye çağırmış, bu kapsamda hukuki mücadele vermekten geri durmamıştır.

 

TCDD Genel Müdürlüğünün aldığı bu kararlar hukuksuzdur. Çünkü, öncelikle üyelerimizin rızası olmaksızın kendi istekleri dışında verilmiştir.

 

Bu kararlar hukuksuzdur. Çünkü, bu kararla yandaş sendika üyesi olan kimi çalışanlar hülle yoluyla atanmışlardır.

 

Bu kararlar hukuksuzdur. Çünkü, sürgün edilen üyelerimiz arasında sendikamızın Merkez Yürütme Kurulu Üyesi, İzmir Şube Başkanımız, İşyeri Temsilcilerimiz bulunmaktadır. Oysa; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun18. Maddesi gereğince bu arkadaşlarımızın yasal güvenceleri bulunmaktadır.

 

Bu kararlar hukuksuzdur. Çünkü, sürgün edilen üyelerimiz arasında sendikamızın İzmir Şube Başkanımız, İşyeri Temsilcilerimiz bulunmaktadır.

 

Bu karar vicdansızdır. Çünkü; sürgün edilenler içerisinde kanser hastası ya da ailesinde tek başına yaşamını sürdüremeyecek derecede sağlık durumu kötü olan arkadaşlarımız mevcuttur.

 

Bütün bu hukuksuzluklara da şimdiye kadar TCDD mevzuatında hiç olmayan ROTASYON uygulaması adı verilmektedir. Oysa TCDD’de rotasyon adı altında bir uygulama yoktur. Mevzuata aykırıdır.

 

TCDD yönetimi, bu SÜRGÜN saldırısıyla; işkenceyi önlemeye dönük, insan hakkını korumayı hedefleyen tüm uluslararası kanunları, Anayasayı ve 4688 sayılı Sendikalar Kanunu başta olmak üzere, ilgili tüm kanun ve mevzuatı, Covid-19 ile ilgili çıkan tüm karar ve genelgeleri hiçe saymıştır.

 

Bu hukuk dışı uygulamaların geri alınması için TCDD Genel Müdürlüğü ile görüşmek için defalarca yaptığımız randevu taleplerimize bugüne kadar cevap verilmemiş, diyalog yolu kapatılmıştır.

 

Aldığınız bu karar doğru bir karar değildir. Bu karardan bir an önce dönmeniz gerekmektedir.

 

Sendikamız ulaşım işkolunda 1991 yılından beridir faaliyet göstermektedir. Bu süre içinde anayasa ve yasalardan aldığı güçle üyelerinin hak ve çıkarlarını korumakla beraber kurumun da verimli bir şekilde çalıştığı, iş barışının olduğu bir ortam içinde var olması için mücadele etmektedir.

 

Sendikamız KESK’in onurlu bir üyesi olarak; özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, “mezarda emeklilik”, bütçe, zorunlu tasarruf nemalarının geri ödenmesi, Grevli Toplu Sözleşmeli Sendika Yasası başta olmak üzere akla gelen gelmeyen tüm alanlarda kamu emekçilerinin hak ve çıkarları için mücadele ettiği bir tarihe sahiptir.

 

Sendikamız dünya genelinde 150 ülkede yaklaşık 20 milyon üyeyi temsil eden ve 700 sendikanın üyesi olduğu ITF’nin üyesi olup onyıllardır uluslararası bir mücadelenin parçası olmuştur.

 

İşte bu tarih ve bu tarihten aldığımız güçle… Bizler korkmuyoruz da sinmiyoruz da…

 

Bu saldırı karşısında ulusal ve uluslararası alanda mücadelemiz, sürgünler iptal edilene kadar sürecektir!

 

Aldığınız bu yanlış karar sonucu yaralar kısa zamanda sarılacak, adalet yerini bulacak, bizler eninde sonunda bu haksız ve hukuksuz karar karşısında kazanan olacağız.