Ve Ayasofya cami oldu!



Havuz medyasının günler önce, Berat Albayrak’ın da saatler kala duyurduğu Danıştay kararı açıklandı, Meclis’te okundu, Erdoğan tarafından imzalanarak Resmi Gazete’de yayınlandı: Ayasofya cami oldu! Şİmdi bu, bir fetih harekatı kazanılmış gibi sunuluyor. Kararın, açlığın, işsizliğin üzerini ne kadar örtebileceğini izleyip göreceğiz


Danıştay 10. Dairesi Ayasofya’yı müze yapan 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal ederek, insanlığın ortak mirası olan bu yapıyı camiye dönüştürdü. Daha 1 yıl önce Ayasofya cami olsun diye slogan atanlara “Siz önce Sultanahmet’i doldurun bakalım” yanıtı veren AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, imzaladığı ve Resmi Gazete’de de yayınlanan kararı sosyal medya hesabından paylaşarak “hayırlı olsun” dedi.

Kararla Ayasofya Diyanet’e devredildi ve ibadete açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın muze.gov.tr sitesinde de ismi “Ayasofya-i̇ kebi̇r cami̇i̇” olarak hızla değiştirildi

Karar Meclis’te törensel havada açıklandı, sosyal medyada heştegler açıldı, tekbir sesleriyle Ayasofya önünde toplananlar ezanın sesiyle cihat kazanmış duygusu yaşadı.

Havuz medyasının günler öncesinden ilan ettiği, damat olmanın yanısıra Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğunda da oturan Berat Albayrak’ın karar açıklanmadan saatler önce sosyal medya hesabından işsizlikle kıvranan milyonlarca gence hitaben “Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in 55 yıl önce dediği gibi: “Bekleyin Gençler!!! Ama bugün ama yarın Ayasofya açılacak!” ifadeleriyle müjdelediği (!) bu karar, saldırganlığın boyutlarını olduğu kadar yaşanan sıkışmanın da tercümesi oldu.

Burjuva muhalefet partilerinin tarihsel gericilik birikimine verilmiş bu rüşvet karşısında sus pus oldukları, aynı “milli” duygularda buluştukları kararın; sayısı milyonlarla katlanan işsizler ordusu, hayat pahalılığı, her türlü sesin bastırıldığı bu koşullarda, etkisinin kısa soluklu olacağını kestirmekse güç değil.

Yargının bu denli siyasallaştırıldığı, ısmarlanan karara kafasını sallamak dışında bir işlevinin kalmadığı, dışarıya karşı “bakın bu yargı kararı” demenin kolay kılıfı haline getirildiği bu koşullarda alınan karar, Erdoğan’ın saat 21:00’de de değil, 20:53’de yaptığı konuşmada hamaset yüklü cümlelerle sunuldu. 1991 yılından beri ibadete açılan Ayasofya’nın şimdi tam statüyle camiye dönüştürülmesinin uluslararası arenada yaratacağı etkileri (özellikle parasal) dikkate almış olacak ki bu hamasette kararın yargı ve yürütmenin kararı olduğunu özellikle vurguladı. Ayrıca coşa gelerek cihat kazanmış havasıyla Ayasofya önünde gösteri yapan gruplara ayar çekerek, bunu yapmayın ayın 24’ünde kılınacak cuma namazıyla birlikte kutlayalım deme ihtiyacı duydu. Binanın içerde yapılacak düzenlemelerle ibadete 6 ay sonra açılacağını vurguladı. Bu düzenlemelerde İslam’dan da eski bir tarihi olan Ayasofya’nın mozaiklerindeki Hristiyanlık sembollerini ne yapacağına dair ipucu da vermedi!

Sıkışmanın boyutlarını Ayasofya kararını büyük bir fetih harekatından zaferle çıkılmış gibi takdim ederek saklayabileceğini sanan Erdoğan, tüm o hamasetine rağmen bu gerçeği gizleyemeyeceğini kısa sürede anlayacaktır. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da yapılan fetih harekatlarıyla Ayasofya “harekatını” birleştirerek kitlelerin avutulabileceği sanrısı tarihte defalarca yinelenmiştir. Birçok diktatör siyasi-ekonomik-kültürel krizin toplumsal krizin derinleşmesine yansıdığı dönemleri bu tür fetih harekatlarıyla aşacağını sanmış; fakat sonlarını hızlandırmak dışında bir şey yaratamamıştır.