Nəriman Bakı
20. yüzyılda devletlerin en kirli savaş aracı paralı askerler oldu. Çoğunluğu bir toplumun lümpenlerinden, katillerinden, canilerinden oluşturulan bu paralı askerlerin para dışında hiçbir ahlaki değerleri yoktur. Bu nedenle devletler yakalanmak istemedikleri kirli işlerini parayla satın aldıkları bu besleme güruhlarına yaptırmaktadırlar.
Her şeyin parayla alınır satılır hale getirildiği neoliberal dönemde savaşlar da bu değişimin dışında kalmadı. Özellikle emperyalist devletler gelişkin teknoloji ürünü silahlarla donattıkları dev ordular beslemeye devam etmenin yanında dünyanın değişik yörelerindeki yerel savaş ve müdahalelerde kullanmak üzere parayla satın aldıkları ayak takımından kurdukları vekil orducuklar kullanmaya yönelmişlerdir. ABD’li Blackwater, Rus Wagner ya da Türkiye’de SADAT, çoğu görünüşte emekliye ayrılmış özel harp uzmanlarının yönetiminde örgütlenen bu kiralık katil şebekelerinin en ünlüleridir.
Bu paralı ordular içinde bizlerin iyi bildiği örneklerden biri de Suriye iç savaşı sırasında dünyanın pekçok Müslüman ülkesinden devşirilen selefi cihatçı çetelerdir. Türkiye, Suriye iç savaşında bu cihatçı çeteleri Suriye Milli Ordusu adı altında besleyerek hem Esad’a hem de Suriye coğrafyasındaki Kürt halkına karşı kullanmaktadır. Ancak Suriye’deki sıkışmanın ardından Türkiye elinde neredeyse atıl konuma gelen cihatçı çeteleri bu kez Libya’ya aktarmış ve para dahil her türlü lojistik desteği sağlamıştır.
Türkiye, İhvan Kardeşler’in Libya koluna yardım için cihatçı çeteleri gönderirken daha bir yılı dolmadan Libya’dan tası tarağı toplamaya, cihatçı çeteleri yeni bir cepheye göndermeye yönelmiş gözüküyor: Azerbaycan-Ermenistan cephesi.
Gazeteci Ali Örnek, Twitter hesabından cihatçılardan oluşan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve başka kaynaklara dayanarak Libya’daki cihatçı çetelerin Azerbaycan-Ermenistan sınırına taşınmaya başladığına dair bilgi ve haberler paylaştı. https://twitter.com/ornekali/status/1308108775555907585
Haberlerde Libya’daki Havza Tümeni’nden cihatçıların kargo uçağındaki görüntülerinden, bizzat ÖSO kaynaklarından cihatçı çete mensuplarına ayda 2 bin dolar ödeneceğine kadar pekçok bilgi yer alıyor. Cihatçı çetelerin uçaklarla sevkiyatına İran’ın izin vermediği, ancak naklin Gürcistan üzerinden gerçekleştiği iddiaları da bulunuyor. Bununla beraber ÖSO’ya yakın ‘İdlib Post’un verdiği habere göre Azerbaycan-Ermenistan cephesine cihatçı çeteler sadece Libya’dan değil Suriye’den de gönderilmeye başlanmış.
Anlaşılan o ki Türkiye, Libya’da cephede tahmininden çok daha erken yediği tokatların arkasının geleceğini de gördüğü için hem mali hem de siyasi yönlerden giderek daha ağır bir yük haline gelen cihatçı çeteleri hızla başka bir cepheye kaydırmakta gecikmemiş.
Azerbaycan-Ermenistan cephesi ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte, Türkiye’nin bu cephede Suriye ve Libya’daki kadar hareket ve provokasyon alanı bulamayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Çünkü burası Rusya’nın “arka bahçesi”dir. Suriye ve Libya’da emperyalist ABD-AB-NATO ile Rusya arasındaki çekişmelerin yarattığı boşluklarda züccaciye dükkanına girmiş fil misali yer bulsa da, Kafkasya’da doğrudan ve daha fazla Rusya emperyalizmiyle karşı karşıya gelecektir. Rusya’nın özellikle Çeçenistan savaşı ile kadim düşman bellediği cihatçı çetelere ve onların destekçilerine Suriye ve Libya’da gösterdiği tahammülü göstermeyeceğini öngörmek içinse müneccim olmak gerekmiyor.
Bunun yanı sıra şu an için detay bir bilgi gibi gözükmesine rağmen Azeriler’in Şii olduğu hatırlanırsa Sünni-Vahabi cihatçı çetelerle Azerbaycan’ı desteklemeye giden Türkiye’nin hem bu batağa dalış yapıp kendine alan bulabilmesi hem de bu bataktan çıkması diğerlerine göre çok daha zor olacaktır. İran Dışişleri Bakanı’nın bugün yapacağı Türkiye ziyaretini aniden iptal etmesi bu zorluğun ilk işareti olarak okunabilir.
Temelleri Davutoğlu tarafından atılan Suriye’de iç savaşı tırmandırma stratejisine dayalı olarak Kafkas ülkelerinden Fas’a, Balkan ülkelerinden Uygur Türklerine kadar elinin uzanabildiği her yerden dolar karşılığı devşirilen bu cihatçı besleme sürüsü Türk burjuva devletinin hevesle sarıldığı bir saatli bombaydı. Türkiye’nin ekonomisi başta olmak üzere boyuna posuna, bölge ve dünya gerçeklerine aldırmadan hevesle sarıldığı bu bombanın elinde patlamasının zamanı görülen o ki yakınlaşıyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!