Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, 291 gündür haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun Uzunçayır Barajı’ndaki arama çalışmalarına ağustos ayında son verilmişken, 15 Ekim’den itibaren yeniden başlanmasına ilişkin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması için Meclis’e soru önergesi verdi.
Gerek bilirkişi raporlarının gerekse başka verilerin Gülistan’ın intihar etmediğini ortaya koymasına rağmen soruşturmanın ısrarla intihar üzerinden sürdürülmesine işaret eden Önlü, hakkında zorla getirme kararı olan Zaynal Abarakov’un ifadesinin alınmaması, ilk ifadesiyle polis olan üvey babası Engin Yücer’in ifadesi arasında çelişki olmasına rağmen bunun üzerinde durulmaması, Gülistan’ın gerek 4 Ocak akşamı gerekse 5 Ocak sabahında zorla alıkonulmaya çalışıldığına ilişkin veriler (ifade, görüntü, tanık anlatımları) olmasına rağmen bunların dikkate alınmaması ve görüntülerde de yer alan iki kadının ifadelerinin alınmamış olması gibi gerçekleri hatırlattı.
Gülistan’ın “kaybolması” ile Dersim’de bizzat Valiler ve başka bürokratların da içinde olduğu yozlaştırma faaliyetleri arasında bir ilişki olup olmadığını soran Önlü, üniversitedeki kız öğrencilerin para karşılığında bu bürokratlarla birlikte olmaya zorlandıkları bilgisi ortaya çıkmasına rağmen üzerinde durulmamış olmasına, yine bu bürokratların kontrolünde olduğu düşünülen bir uyuşturucu şebekesine dokunulmamasına da değinerek, Gülistan’ın bu ağa ilişkin bazı şeylere tanık olması ya da bilgiye ulaşması nedeniyle mi öldürüldüğünü sordu.
Gülistan’ı bulmak için 6 günde 70 saat dalış yapıldığını belirten Önlü, ağustos ayında İçişleri Bakanlığı kararıyla barajdaki arama çalışmalarının sonlandırıldığını hatırlatarak, “Valilik yaptığı açıklamada devletin tüm imkânlarının seferber edilmesine rağmen Gülistan Doku’nun bulunamadığını belirtmişti. Kamuoyu baskısı nedeniyle 15 Ekim tarihinde arama çalışmalarına yeniden başlandı. Çalışmalara AFAD, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden 20’si dalgıç 45 kişilik profesyonel ekibin katıldığı belirtildi. Ancak hala Gülistan Doku’ya dair en ufak bir ipucuna dahi ulaşılmış değil. 291 gün boyunca aynı yöntemlerle ‘intihar’ algısı üzerinden arama çalışmaları yapılmakta ve bir sonuca ulaşılamadı. Bu nedenle arama çalışmalarının baraj ve çevresine yoğunlaşması birtakım şüpheleri de beraberinde getiriyor” dedi.
“Raporlar barajda olmadığını kanıtlıyor”
“Barajda arama çalışmalarına neden yeniden başlandı?” diye soran Önlü, şöyle devam etti:
Bu konuda yeni bir bilgi, bulgu, delil ya da yeni bir teknik mi kullanılıyor? Barajda yapılan arama çalışmalarında gösterilen özenin soruşturma üzerine yoğunlaştırılması ve olayın yeniden tarafsız ve yetkin kişiler tarafından araştırılması tüm kamuoyunun beklentisidir. Çünkü yayınlanan bilirkişi raporları Gülistan Doku’nun şüpheli bir şekilde kaybolduğu saatlerde baraja atlayan ya da düşen birinin olmadığını kanıtlıyor.
“Zeynal ve babasının ifadeleri çelişiyor”
Ayrıca soruşturma sırasında ifadesi alınan Zaynal Abarakov ve polis babası Engin Yücer’in ifadelerinin birbiriyle çeliştiği ve gerçeği yansıtmadığını ortaya koymuştur. Yine Doku ailesinin avukatı Ali Çimen basına verdiği demeçte, Doku’nun kaybolmadan bir önceki gece alıkonulduğunu, tehdit edildiğini, yine kaybolduğu 5 Ocak tarihinde aynı şekilde alıkonulduğunun ortaya çıktığını belirttiği gibi, Asayiş Şube tarafından hazırlanan tutanağın da bilimsel veri ve delillere dayanmadığını ifade etmişti.
“291 gündür bulunmuyorsa birileri gizliyor”
291 gün boyunca ‘devletin tüm imkânlarıyla’ aranan bir kişi bulunamıyorsa, birileri tarafından gizlendiği için ve saklandığı için bulunamıyordur. 291 gündür yaşananlar açık bir biçimde göstermektedir ki, Gülistan Doku intihar etmedi ve köprüden atlamadı. Gülistan Doku öldürüldü ve cesedi bilinçli bir şekilde birileri tarafından saklanmaktadır.
Bu nedenle baraj gölünde yapılan arama çalışmalarının yalnızca kamuoyunu oyalamak ve gerçek faillerin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla yürütülmekte olduğu kanısı ve şüphesini giderek artmaktadır.
Uzun zamandır Dersim üzerinde ciddi planlar yapılmakta, kirli ilişkiler ağıyla toplum yozlaştırılmak için; uyuşturucu, fuhuş ve ajanlaştırma gibi yöntemlere başvurulmaktadır. Geçtiğimiz dönemlerde Tunceli Valisi Mustafa Yaman ve sonrasında bu halkın inancına, kültürüne ve ahlakına saldıran ve sonrasında ödüllendirilen Tunceli Valisi Tuncay Sonel tarafından bir yozlaştırma politikaları yürütüldü.
“Üniversitedeki cinsel saldırı soruşturulmadı”
Bu politikalar neticesinde Pertek’te yaşanan çocuk istismarı davasına gizlilik kararı getirilmiş ve üstü örtülmüştür. Hozat’ta, Ovacık’ta yaşanan istismar vakalarının konuşulması engellendi. Munzur Üniversitesi’nde ‘bazı kadın öğrencilere cinsel saldırıda bulunulduğu, öğrencilerin tehdit edilerek Vali, Kaymakam ve üst düzey kamu görevlileri ile para karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığı’ iddiaları araştırılmamış ve üzerine gidilmedi.
Dersim merkezde bazı kafe ve restoranlarda esnaf görünümlü uyuşturucu ve fuhuş çetelerinin olduğu ve bu kişilerin doğrudan vali ve kamu kurumlarında görev alanlar tarafından korunduğu ve organize edildiği iddiaları hala etkin bir biçimde soruşturulmamış ve gerçekler ortaya çıkarılmamıştır.
Gülistan Doku’nun şüpheli kayboluşu tüm bu ilişki ağlarının teşhir edilmesi için önemli bir noktada bulunmaktadır. Olay bir kişinin ya da ailenin korunmasının ötesinde tüm bu ilişki ağlarının gizlenmesidir. Belki de Gülistan Doku bu ilişki ağlarına dair bir bilgiye sahip olduğu için ya da yapmak istemediği bir şeye zorlandığı için susturuldu.
Alican Önlü’nün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelttiği sorular şöyle:
* Gülistan Doku’yu barajda arama çalışmalarına neden yeniden başlanmıştır? Bu konuda yeni bir bilgi, bulgu, delil mi bulunmuştur? Ya da aramalara ilişkin yeni bir teknik mi kullanılmaktadır?
* Gülistan’ın köprüden atlamadığı ve bu yüzden de barajda olamayacağına dair veriler ve bilirkişi raporu ortadayken neden tüm imkânlar barajda yapılan aramalar için seferber edilmektedir? Aynı özen soruşturma için neden yapılmamaktadır?
* Davayla ne gizlenmektedir? Dersim’de yürütülen yozlaştırma politikaları, uyuşturucu ve fuhuş çeteleri mi korunmaktadır?
* Dersim’de üniversite öğrencileri ve kadınların zorla Vali, Kaymakam ve üst düzey kamu görevlileri ile para karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığı iddiaları neden soruşturulmuyor? Bu konuda tek bir soruşturma açılmamasının gerekçesi nedir?
* Bir önceki dönem valilik görevini yerine getiren kişiler hakkında neden tek bir soruşturma açılmamıştır? Bu kişilerin içinde olduğu ilişki ağlarının ortaya çıkarılması adına bir girişiminiz olacak mıdır?
*Gülistan Doku neye şahit oldu veya neye zorlandı da bir anda şüpheli bir biçimde kayboldu?
*Doku’nun şüpheli bir şekilde kaybolmasının bir gün öncesinde Zaynal Abarkov tarafından alıkonulduğu ortadayken neden ısrarla “intihar” olgusu üzerinde durulmaktadır? Bunun bir cinayet davası olarak değerlendirilmesi ve soruşturulması için daha ne yaşanması gerekmektedir?
*Gülistan Doku’nun bedeni baraj gölünde olsaydı 291 gün boyunca bulunmaz mıydı?
*Baş şüpheli Zaynal Abarakov hakkındaki zorla getirilme kararı neden uygulanmamaktadır? Bu kişilerin olay gününe dair verdikleri ifadelerin birbiriyle çeliştiği ancak buna rağmen ısrarla üzerine gidilmediği doğru mudur? Bu kişi ve polis memuru babasını hangi güçler korumaktadır?
*Gülistan ve Zaynal Abarakov’un arasında geçen tartışmaya şahit olan iki kadının ifadesi neden alınmamıştır?
*Gülistan Doku’nun “intihar” ettiğine yönelik algı oluşturan ilk tutanağı kimler hazırlamıştır? Bu kişilerin ifadelerin başvurulmuş mudur? Bu yönlü bir tutanak hazırlamaları için kendilerine herhangi bir şey teklif edilmiş midir?
*Gülistan’ın kaybolmasından önceki günde yaşananların, bizzat Asayiş Şube ekipleri ve şüpheli aile tarafından örtbas edildiği iddiaları doğru mudur? Soruşturmayı karartmaya çalışan kişiler hakkında bir soruşturma açacak mısınız?
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!