TÜPRAŞ işçilerinin Koç Holding’in pandemiyi fırsata dönüştürüp, sömürüyü derinleştirme, sendika ve toplu sözleşme düzenini hiçe sayma girişimlerine karşı dün başlattıkları eylemler, bugün ikinci gününde devam ediyor. Koç’lar TÜPRAŞ’ta işçilerin kazanılmış mola saatlerini düşürüp, yıllık izin haklarını gasbetmek anlamına gelen yeni düzenlemelere gitmiş, mesai saatlerini tek taraflı olarak değiştirerek sabah saat 07:00’ye çekmişti. İşçiler bu girişime karşı eylemle tepki göstermiş, önceki gibi saat 08:00’de mesaiye gelmiş, 06:00’da kalkan servislere binmemişti. İzmit, Kırıkkale, Aliağa ve Batman’da şirket yönetiminin dayatmalarına karşı kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirilerek, “TÜPRAŞ oldubittilerle yönetilemez” demişti.
Dün akşam vardiyasından çıkan işçiler alkışlarla kendi araçlarıyla eve dönerken bu sabah da servisleri boş göndermeye devam ettiler. Artı değer sömürüsünü büyütmek için dakika hesabı yapıp, kazanılmış hakları gasbetmeye çalışan, sendikal örgütlülüğü ve toplu sözleşme düzenini hiçe sayan TÜPRAŞ yönetimi, işçilerin bu tutumuna tutanak imzalamaya zorlayarak yanıt vermeye kalkıştı. İşçilerin eski mesai saatinde işbaşı yapmalarına karşı işe geç kalma tutanağı imzalatmaya çalışan işletme yönetimlerinin bu tutumu tepkiyle karşılandı ve tutanaklar imzalanmadı.
Sendika genel merkezi, şirket yönetiminin işçilere imzalatmak istediği tutanakların imzalanmamasını söyleyerek genel merkez hukuk bürosunun dilekçe örneği hazırlayacağını, birlik içinde hareket edileceğini açıkladı. İşyerinde dinlenme aralarında da eylemler devam etti.
Dün İzmit, Kırıkkale, Aliağa ve Batman’da kitlesel basın açıklamaları biçiminde okunan bildiri metninde şunlar ifade edilmişti:
Ülkemiz pandemi nedeniyle zor günlerden geçerken, Tüpraş kesintisiz üretimine devam etmektedir. Ekonominin ihtiyaçlarını ve talebi karşılamak adına Tüpraş işçisi özverili bir çalışma içerisindedir.
Salgın boyunca 12 saatlik mesaiyle, çift vardiya sisteminde çalışarak üretimin sürekliliği sağlanmıştır. Sağlık risklerini göze alarak gösterdiğimiz bu gayretlere tüm Türkiye’nin tanık olması ve ülkemize yaptığımız bu hizmet Tüpraş işçisine yeter…
Başımız dik…
Görev ve sorumluluklarımızın bilinciyle çalışmaya devam ediyoruz, edeceğiz.
Nitekim Tüpraş işvereni bu hakkı, tarafımıza ilettiği yazıyla teslim etmektedir. İlgili yazıda, bu zor sürecin en önemli aktörünün çalışanlar olduğu belirtilmektedir. Özverili çalışmalarımız övülmekte, gayretlerimiz için bize ve ailelerimize teşekkür edilmektedir.
Bu teşekkürün gereği, çalışma barışını güçlendirecek yaklaşım ve adımlardan geçmektedir.
Ancak Tüpraş işvereni tam tersi bir eylem içerisinde olmuş, aynı yazıda işçinin itiraz ettiği vardiya ve bakım servisi ara dinlenme saatleri değişikliğini dikte etmiştir.
Tüpraş işvereni, işçinin moral ve motivasyonunu kırmak, Tüpraş’ta çalışma barışını bozmak için elinden geleni yapmaktadır.
Üstelik söz konusu değişiklikler, iş sağlığı ve güvenliği, sağlık risklerinin azaltılması ve çalışanların menfaati ile gerekçelendirilmektedir.
Bu değişikliklere aynı gerekçelerle karşı çıkıyoruz…
İşveren tarafından çalışanlara iletilen yazı, kendi içerisinde birçok çelişki ve yanlışı barındırmaktadır. Kanunda gece çalışmasının hangi saat dilimlerinde olduğu belirlenmiştir. Yapılmak istenen değişikliklerle gece çalışması iddia edildiği gibi azaltılmamaktadır.
Vardiya değişiminin emniyetli yapılmasının sağlanması ise vardiya saatlerinin değiştirilmesinden önce yetkin proses yönetimi ve iş akışı sistemi ile ilgilidir.
Öte yandan değişikliklerle trafikte geçen zamanın azalacağı iddia edilirken servislerin işyerine varış saatlerinin öne çekilmesi ile bu tasarrufun işçinin yararına düşünülmediği ortaya çıkmaktadır.
Vardiya ve servis saati değişiklikleri ile çalışanlar, gece saatlerinde uyanmaya ve sabah saat 05.30’da servise binmeye zorlanmaktadır.
Yine bakım ara dinlenmelerinde yapılmak istenen değişiklik, mola vermeden çalışılan saatleri uzattığı için çalışan emniyeti açısından yeni riskler doğuracaktır.
Daha önce yaptığımız basın açıklamasıyla tepkimizi gösterdiğimiz üzere, Tüpraş işçisi bu değişikliklere ve değişikliklerin uygulanma biçimine itiraz etmektedir.
Ancak Tüpraş işvereni, sendikamızın ve üyelerimizin itiraz ve tepkilerine kulak tıkamakta, tek taraflı bir tutum içerisinde hareket etmektedir. Bu tutumu, açık bir dayatma olarak değerlendiriyoruz.
Tüpraş, ne dayatmalar ve ne de oldu bittilerle yönetilecek bir kuruluş değildir. Bu gerçeği en iyi, Tüpraş yönetici ve idarecileri bilmektedir. Buna rağmen, işçilerin görüşü dikkate alınmadan vardiya saatleri ve bakım mola değişikliğinde ısrar edilmektedir.
Yapılmak istenen değişikliklerin artık adı konmalıdır. Hedeflenen bir salgın fırsatçılığıdır.
Tüpraş işvereni, geçmişte Yüksek Hakem Kurulu’nun skandal kararlarının arkasına nasıl sığındıysa şimdi de salgın döneminin hassas şartlarında fırsatçılık peşine düşmüştür.
Ülkemizin en büyük sanayi kuruluşu, böylesi bir anlayışla, Tüpraş işçisini ve onun temsilcisi sendikayı karşıya alarak yönetilemez. Yıllar içerisinde oluşmuş ve üretimde verimliliği sağlamış olan çalışma sistemi, küçük maliyet hesaplarıyla değiştirilemez.
Ayrıca bu tür düzenlemeler, işçinin sosyal yaşamı ve ailesiyle birlikte oluşturduğu kurulu düzeni dikkate alınmadan tek taraflı bakış açısıyla gündeme getirilemez.
İşvereni, yönetim hakkını sınırsız ve fütursuzca, “ben yaptım oldu” anlayışıyla kullanmak yerine bunca yıllık karşılıklı edinilmiş endüstriyel ilişki ve diyalog alışkanlıklarını bir yana bırakmadan sorumlu bir şekilde sürdürmeye, 2 Aralık’ta ortaya koymayı planladığı çalışma barışı ve işletme huzurunu bozacak eylemlerinden vazgeçmeye çağırıyoruz.
Tüpraş işçisi, geçmişte olduğu gibi bugün de, işine ve çalıştığı işletmeye sahip çıkacak, Tüpraş’ta çalışma barışını ortadan kaldıracak ve işletmenin zararına olan tüm uygulamalara karşı durmaya devam edecektir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!