Birleşik mücadelenin önemi panel-forumla tartışıldı



Alınteri, Devrimci Parti, ESP, Mücadele Birliği, SMF ve Partizan HDP Sultangazi İlçe Örgütü’nde birleşik mücadelenin tartışıldığı bir panel gerçekleştirdi. Panel öncesi polis binayı ablukaya aldı, GBT kontrolü yaparak, üç kişiyi gözaltına aldı, bu sırada arbede yaşandı


Alınteri, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Mücadele Birliği, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Partizan HDP Sultangazi İlçe Örgütü’nde birleşik mücadelenin tartışıldığı bir panel gerçekleştirdi.

Panelin gerçekleştiği binayı ablukaya alan polis, GBT kontrolü yapacağı gerekçesiyle gelenlerin kimliklerini toplayarak bekletti. Uzun süre sonra kimlikleri tek tek dağıtan polis, ilk olarak adli kontrol uygulaması kapsamında imzasını atmadığı gerekçesiyle Can Çıldır’ı gözaltına almak istedi.

Kitlenin Çıldır’ın gözaltına alınmasını engellemek için tutum almasıyla kısa süreli arbede yaşandı. Can Çıldır’ın ardından Rahime Karvar ve Gamze Toprak da haklarında arama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. Parti binası önündeki polis ablukası panel boyunca devam etti.

Tüm engellemelere rağmen gerçekleşen panel, devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

Devrimci Parti: Birleşik devrim meselesi, Türkiye’nin devrim meselesi

İlk sözü Devrimci Parti MYK Üyesi Burcugül Çubuk alarak birleşik mücadeleden ne anladıklarını ve nasıl bir ihtiyacın ürünü olduğunu anlattı. “Birleşik devrim meselesi, Türkiye’nin devrim meselesi” diyen Çubuk, örgütlü kuvvetlerin faşist saldırılara yeterince yanıt veremediğini belirtti.

Türkiye halklarının mücadele dinamizmini bir odakta yan yana getirmek, burudan yükseltmenin ihtiyaç olduğunu söyleyen Çubuk, “Devrimci örgütler olarak sıkıştığımız için değil, bunun bir ihtiyaç olduğunu bildiğimiz için tartışıyoruz” dedi.

Alınteri: Tüm toplumsal mücadele dinamiklerine ulaşmamız için birlikte hareket etmemiz ihtiyaç
Alınteri adına konuşan Mürüvvet Küçük
de işçi sınıfından, kadınlara, yaşam alanlarını savunan halka kadar çok sayıda toplumsal dinamiğin devrimci hareketle temas edemeden kendi başına varolduğunu, yılların saldırılarına rağmen bu dinamiklerin inatçılıkla varlıklarını koruduklarını ifade ederek, onlarla devrimci hareketin temas etmesinin tarihsel zorunluluğuna dikkat çekti.

18 yıllık AKP iktidarının faşist saldırganlığının tırmandığı dönemlerde bile varlıklarını koruyan bu toplusal kesimlerle, işçi sınıfı hareketiyle Türkiye devrimci hareketinin tek tek bileşenlerinin mevcut gücüyle buluşamayacağını, herbirinin göreli üstünlüklerinin olduğu, temas edebildiği alanlar olmasına rağmen bütünsel bir teması sağlamalarının mümkün olmadığını, güçlerin samimi bir şekilde birleştirilerek kitlelere umut verecek bir odağın yaratılması gerektiğini ifade etti. Kürt özgürlük dinamiğiyle Türkiye’deki toplumsal mücadele dinamiklerinin buluşturulmasının önemine vurgu yapan Küçük, Toplumun yarısından fazlasını karşına almış bir rejimden bahsediyoruz. Bu büyük bir mücadele dinamiği. Ama herbirimiz tek başımıza bu dinamiği devrimin bir parçası haline getiremiyoruz, işleyemiyoruz. O nedenle bir araya gelmemiz bir zorunluluk” diyerek, birleşik mücadelenin örgütlenmesini önemsediklerinin altını çizdi.

ESP: Sorun güncel ve acil bir ihtiyaç
ESP İl Yöneticisi Çınar Altan, güncel ve tarihsel bir sorunu tartıştıklarını belirterek, faşizmin tanımını yaptı.
Bugün rejimin aldığı biçimin doğru tanımlanmasının mücadele stratejisinin belirlenmesinde de yaşamsal önemde olduğunu vurgulayan Altan, “Sorun güncel ve acil bir ihtiyaç. İktidarın faşist yapısına karşı birleşik bir mücadele zemini yaratmalıyız” diye konuştu.

Son beş yıllık süreçte faşizmin en azgın yüzü ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Altan, özellikle 2015’ten sonra savaş siyasetinin tırmandırılmasıyla faşizmin en azgın suretinin yaşandığını, olup bitenlere faşizm demek için illa ki 1933’ler Almanyası’ndakine benzer özellikler aramak gerektiğinin yanlış olduğunu belirterek, “İktidar yönetemiyor, yönetememe krizi daha da derinleşiyor. Bizler bakımından bu kriz çok büyük olanaklar taşıyor. Kitlelerde büyük bir huzursuzluk var ancak bunu örgütleyecek güçlü bir özneye ihtiyaç var” vurgusu yaptı.

Tekil direniş kanallarının birleştirilmesinin sorumluluğunun devrimcilerde olduğunu ifade eden Altan, “Bir araya gelişimiz bir eylem birliği ama faşizmi yıkana kadar uzun süreçli bir eylem hattını önüne koymalı” diye belirtti.

SMF: Mevcut dinamikleri birleştiremeyen bir hareketin güçlenme, burjuvaziyi alt etme gerçekliği olamaz
SMF Temsilcisi Mahir Görüz, “
Faşizm AKP iktidarı ile başlamadı. Devletin temel niteliğini, siyasal karakterini oluşturuyor. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana açık bir faşizm vardı” dedi. Devrim meselesinin ise nesnel bir mesele olduğunu söyleyen Görüz, “Ancak devrimci durumun olması, tek başına devrimin oluşmasını sağlamaz. Nesnel durumun yanında, subjektif olarak da devrimci bir önderliğin olması gerekir” diye konuştu. 

Devrim yapmak isteyen dinamiklerin, mutlaka devrimin müttefikleriyle birleşmek zorunda olduğunu söyleyen Görüz, “Bu dinamikleri birleştiremeyen bir hareketin güçlenme, burjuvaziyi alt etme gerçekliği olamaz. Süreç, her boyutuyla çelişkilerin keskinleştiği bir süreç. Bunun karşısında sürecin zorunluluklarına göre doğru hareket eden bir sosyalist birikim, süreci tersine çevirme potansiyeli güçlüdür. Birleşik mücadele perspektifidir bu da. Bu anlamda bir birikim var. Yeterki, tarihsel birikim ve köklerimize devrimci bir şekilde yaklaşalım, hareket edelim” diyerek sözlerini tamamladı.

Partizan: Kadın ve gençliğin mücadelesi öğretici
Partizan Temsilcisi Sinem Özkan, devletin kadınlardan, işçileri, ekoloji alanından gençliğe kadar her alanda saldırılarını arttırarak sürdürdüğünü kaydetti. Devrimci örgüt ve partilerin de buna karşı gücünü birleştirerek, alternatif olmaya çalıştığını söyleyen Özkan, özellikle kadın ve gençliğin verdiği mücadelenin öğretici olduğunu
belirtti. Özkan, kadınların pandemide de tüm saldırılara rağmen sokakları terk etmediğini ifade ederek, şunları söyledi: “Devlet salgını fırsata çevirmeye çalışıyor, krizi yönetemiyor. Kendi krizinden çıkamıyor, bu nedenle de devleti hedef alıyor. Devletin Kürt düşmanlığı da, kadın düşmanlığı da bakidir. Devletin bu saldırılarına karşı, ezilenler olarak mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu birlikteliğimiz bu anlamda önemli.”

Konuşmaların ardından konuşmacılar katılımcıların sorularını yanıtladı.