Emperyalist kapitalizmin yapısal krizinin, pandemiyle birleşerek derinleşmesinin yarattığı toplumsal sonuçlar dünya düzleminde üç aşağı beş yukarı aynı. Krizin derinleştirerek kapsamını genişlettiği toplumsal kriz, belki de en fazla kadına yönelik şiddette yaşanan sıçramalarla somutlaşıyor. Pandemi döneminde dünyanın hemen her ülkesinde kadına yönelik şiddet ve cinayetlerdeki artış bu gerçeğin açık tercümesi.
Pandemiyle birlikte Çin’de kadınların yaşadıkları şiddet #SalgınSırasındaEviçiŞiddeteKarşı etiketiyle yapılan paylaşımlarla dile gelmiş, boşanma oranlarındaki artış buna eşlik etmişti. Salgınla birlikte eve kapanmanın yaşandığı hemen her ülkede kadına yönelik şiddetin artışı sayısız haberle gündemleşirken konu ciddi bir krize dönüşünce bazı devletler yeni önlemler almak zorunda kalmıştı. Fransa’da sığınma evlerinde yer kalmadığı için otellerden yardım istenmiş, İngiltere postacı ve kuryelerden şiddet izlerini incelemeleri istenmişti, başka birçok ülkede yeni sığınma evleri açılmış, İtalya gibi ülkelerde şiddet uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılmasına yönelik kararlar alınmıştı.
Her gün en az dört ya da beş kadının katledildiğini, şiddetin çığlıklaştığını Türkiye’de neler olduğunu da yaşayıp görüyoruz. Devletin pandemi döneminde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkışı gündeme getirmesiyle bu artışın aleni bir gerçeğe dönüştüğünü ve yine o günlerde çıkarılan infaz yasasıyla şiddet uygulayanların, istismarcıların evlerine yollandıklarını, bunun faturasının kadınlara çıktığını…
Sistemin krizinin aynı zamanda kadınların nispi demokratik haklar kazandıkları bu ülkelerde erkek egemenliğin alışılmış biçimlerinin de krizi olarak yansımış, yansımaya devam etmişti. Almanya’da salgın günlerinde kadına yönelik şiddetin tırmandığı ülkelerden biri.
Almanya’da belirgin artış
Kadın cinayetlerine adlı adınca cinayet denilemeyip, “aile içi dram” ya da “ilişki trajedisi” gibi kavramlarla değersizleştirildiği Almanya’da kadına yönelik şiddetin artışı Federal Kriminal Polis Bürosu araştırmalarına da yansıdı. Buna göre, Almanya genelinde 2018 yılında kaydedilen 122 kadın cinayetine karşılık, 2019’da 135 kadın eski eşi ya da eski sevgilisi tarafından öldürüldü. altmış üç kadın ağır yaralanırken beş kadın ise kayboldu.
Her 3 günde bir kadın katlediliyor
2019’da 141 bin fazla kişi aile içi şiddete maruz kalırken kurbanların yüzde 81’ini kadınlar oluşturdu. İstatistiki verilere göre, ülkede ortalama her 3 günde bir, bir kadın cinayete kurban gidiyor. Her gün bir kadının ölümle karşı karşıya kalırken her 45 dakikada bir, 1 kadın şiddet görüyor. Kayıtlara geçmeyen gerçek sayıların ise daha fazla olduğuna inanılıyor.
Hükümetin pandemi döneminde aldığı önlemler de şiddetteki artışı karşılamaktan hayli uzak. Bu süre zarfında kadın sığınma merkezlerinin kapasiteleri dolarken, mesela başkent Berlin ve pek çok şehirlerde ek sığınma merkezleri açıldı. Berlin’de 2021’de 7. sığınma evi açılırken bir sığınma evinin de 2022’de açılması planlanıyor.
Verilere göre, Almanya’da kadınların yüzde 30’u mevcut ya da eski ilişkilerinde hayatlarında en az 1 kez şiddete maruz kalıyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!