Pazar, 2 Ağustos 2026

YÖK’ten “Ali Cengiz oyunları”



Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum olarak gönderilen Metin Bulu’nun doktora tezinin intihal olduğu haberleri basına yansıyınca YÖK telaşla Bulu’nun doktora tezine erişimi kapatmıştı. Üstelik o tezde imzası bulunan kişiler arasında parayla tezini yazdırmakla suçlanan “akademisyen”ler de var! Bozacının şahidi şıracı yani!..


Türkiye’de akademiye liyakatsız alımlar eğitimin niteliğini de aynı ölçüde düşürmüş durumda. Üniversitelerin çoğu yapılan atamalarla “akraba üniversitelerine” dönüştürülürken, bilimsel çalışmalar da dibe vurmuş durumdayız.

Boğaziçi’nde yapılan bir çalışmada intihal oranları, vakıf üniversitelerinde yüzde 46, devlet üniversitelerinde ise yüzde 34 çıkmıştı. Her gün intihallerle ilgili, para ile tez yazdırıldığıyla ilgili haberler duyuyoruz. Bu aslında bizi şaşırtmıyor, düşünün ki ülkenin başındaki Tayyip Erdoğan’ın bile diploması şaibeliyken, neye neden şaşırmalı? Üniversitelerde köşe başlarını tutmuş olan rejimin atadığı yandaş akademisyenlerin birçoğu da bu şaibeli “akademik kariyerler”le gemisini yürütüyor. Yani balık baştan kokuyor ve bu kokuşmuşluk vücudun geri kalan kısmına da bu yayılıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum olarak gönderilen Metin Bulu’nun doktora tezinin intihal olduğu haberleri basına yansımıştı, bunun üzerine YÖK telaşla Bulu’nun doktora tezine erişimi kapatmıştı. Üstelik o tezde imzası bulunan kişiler arasında parayla tezini yazdırmakla suçlanan “akademisyen”ler de var! Bozacının şahidi şıracı yani!..

İşte aynı YÖK, gelen tepkilerin basıncı altında “mecburen” düğmeye basmak zorunda kaldı. Daha dün şaibeli tezleri kapatarak, sahiplerini koruma altına alan YÖK, bir açıklama yayınlayarak “intihal yapanları meslekten men edeceğini” açıkladı. Açıklamada şunlar dile getirildi:

YÖK’ün önerisiyle çıkan 2/12/2016 tarih ve 6764 sayılı kanun ile intihal fiili, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Buna göre, başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini kendi eseri gibi gösterenler, devlet veya vakıf yükseköğretim kurumlarındaki bir akademik kadroya atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarılırlar.

Tabii bunu nasıl yapacağı, nasıl belirleyeceği koca bir soru işareti. İntihaller, “Turnitin” adlı programla çalışmalardaki belirlenebiliyor ama onun da bir yolunu bularak intihal oranını düşürmek mümkün. Yanı sıra bir tezin para karşılığı yazılıp yazılmadığı vs. ne şekilde/nasıl belirlenir meçhul. Meçhul çünkü bunu, yalanın, hilenin, düzenbazlığın bir politika haline geldiği rejim ve onun kurumlarından beklemek durumundayız. Oysa diplomasız Cumhurbaşkanı’nın “malı aldık götürüyoruz” anlamında kustuğu gibi ‘atı alan Üsküdarı geçmiş’ durumda. Birçoğu üniversitelerde akademisyen, birçoğu dekan. Hatta Boğaziçi’nde rektör…

Sadece tepkileri törpülemeye dönük olduğu belli olan bu karar, eğer gerçek bir niyeti ifade edecek olsaydı önce kendilerinden başlamaları gerekecekti. Örneğin önce şunlara cevap vermeleri gerekebilirdi: Şu ana kadar ortaya çıkan şaibeli durumlarla ilgili neden bir şey yapılmadı, neden tezler incelenmedi, neden soruşturmalar başlatılmadı? “Şaibeli Tezler” neden erişime kapatılıyor? Kim, neyi, neden korudu/koruyor mesela?

Sonrasında ise geriye dönük tek tek inceleme ve gerekiyorsa soruşturma yürütülmesi gerekirdi. Tabii diplomaların, bilimsel çalışmaların da tek tek masaya yatırılmasını getirirdi bu süreç… Sizce var mı böyle bir niyetleri?