“Direnmeye devam edeceğiz! Bu iyi bilinsin!..”



Arkadaşlarımız bir adım geri atmadı, biz de atmayacağız; artık bütün adımlarımızı onlar için daha güçlü atacağız. Bugün 83 kişi, yarın 200 kişi gözaltına alınabiliriz, buradayız. Direnmeye devam edeceğiz! Kelepçeleri arkadaşlarımızın bileklerinden sökeceğiz! Bu iyi bilinsin!..


2 Şubat günü Ankara Kızılay’da Boğaziçi Üniversitesi’ne destek için yapılmış olan eylemde işkenceyle gözaltına alınan 83 kişiden biriyim.

Alanda herhangi bir uyarı yapmadan direkt olarak saldıran polisin yapmış olduğu işkencelerin hepsinin videosu yok maalesef.

Altı arkadaşımla birlikte yerdeyken tekme ve yumruklara maruz kaldık. Halk, bu duruma tepki göstermeye başlayınca kalkanlarla etrafımızı çevirip basının görüntü almasını engellediler. Bu sırada kendi aralarında “Nasılsa çeken yok üstlerine biber gazı sıkalım” şeklinde konuştular. Yaklaşık 20 dakika boyunca çok şiddetli darbelere, küfürlere ve hakaretlere maruz kaldık. Polisin gücünü göreceğimiz söylendi.

Sonrasında saçımdan tutularak yere yatırıldım, sırtıma ayağıyla basarak ters kelepçe yapıldı ve ters kelepçeli olarak 5 dakika yerde bekletildim. Bekletilirken de aynı şekilde tekmelere maruz kaldım, sürüklenerek gözaltı aracına bindirildim.

Hastaneye götürülürken dahi ters kelepçe çıkarılmadı, buna tepki gösterdiğimizde ise çok daha fazla darp edildik.

Hastane önünde dört gözaltı aracı vardı. Her araçtan “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!” sloganları yükseliyordu. Kızılay Meydanı’nda yapamadıklarını bilerek isteyerek sistematik bir biçimde hastanede öğrencilere uyguladılar. Dişi kırılan arkadaşımız travma geçirme olasılığına rağmen darp edilerek, kelepçelenerek hastaneye götürüldü.

Sağlık kontrolü için aracın içinde beklerken, polis bizim bulunduğumuz aracın içine girip bize hakaretler ve küfürler savurdu. Sonrasında ise “kendi arkadaşları tarafından” gerginlik çıkardığı söylendi. Hastane kontrolüne ters kelepçe ile gitmeyeceğimizi söylememiz üzerine, işkencenin boyutları arttı.

Saçımdan çekip gözaltı aracından yere fırlatıldım. Kafamı defalarca kez gözaltı aracına çarptılar. Tekmeleyerek, yumruklayarak üst üste iki kez ters kelepçe yapılarak, sürüklenerek hastane kontrolüne götürüldüm. “Bizim gücümüzü göreceksin sen, hadi şimdi diren de görelim, kamera da yok” şeklinde tehdit edildim.

Muayene esnasında ise kapıda beklemesi gerektiğini ve kelepçemi çıkarması gerektiğini belirtmeme rağmen hiçbiri yapılmadı. Bunun hukuksuz olduğunu belirtmeme rağmen “hızlıca” rapor alıp geri farklı bir araca götürüldüm. Aracın kapısına kafam yine defalarca vuruldu ve tekrar üst aramasına maruz kaldım. Bütün bunlar sistematik bir biçimde bütün arkadaşlarımıza uygulandı. Güvenlik şube otoparkında 3 saate yakın ters kelepçeli tutulduk. Tuvalet, su gibi temel ihtiyaçlarımızın hiçbiri giderilmedi.

Normalde her şeyi hızlıca halleden Güvenlik Şube’de 12 saate yakın hukuksuzca tutulduk.

Aynı akşam İstanbul’daki arkadaşlarımızın da işkenceyle gözaltına alındığını öğrendik. 10 arkadaşımızı bu süreçte aramızdan aldılar. Bir haftada toplamda 48 ev hapsi kararı verildi. 600’e yakın öğrenci gözaltına alındı.

Kararlılıkla sürdürdüğümüz mücadeleyi algı operasyonları ve korkutma niyetiyle verilen emsal tutuklama kararları ile bitirmek çabasındalar ama cevabımız ilk günde beri aynı; direnişimiz bitmez!

Arkadaşlarımız bir adım geri atmadı, biz de atmayacağız; artık bütün adımlarımızı onlar için daha güçlü atacağız. Bugün 83 kişi, yarın 200 kişi gözaltına alınabiliriz, buradayız. Direnmeye devam edeceğiz! Kelepçeleri arkadaşlarımızın bileklerinden sökeceğiz! Bu iyi bilinsin!..

[Ankara’dan bir öğrenci]