Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?
Yayıncı / İstanbul: Birçok kavram gibi birlikte hareket etmek de maalesef tüketilmiş kavramların başında geliyor. Bu yüzden söz konusu birleşmeyi duyunca, geçmişteki tepelerinde devasa bir sorun varken daha küçük sorunlar için birbirlerinden ayrı hareket eden fraksiyonlardan son derece rahatsız biri olarak memnun oldum.
En önemli beklentim, soğuk savaşı, öncesi ve sonrasıyla darbeleri ve bunların beraberinde gelen iklimi iyi bilen, tanık olan, kısaca ideolojik bagajı dolu yapılar olarak, hiç olmazsa asgari müştereklerde yani bu “Birleşik Mücadele”de diretmek. Yumruğunu her havaya kaldıranın lider olduğu dönemin çoktan eskidiğini kabul etmek gerekiyor. Fraksiyon ayrılıklarının çok can yaktığını unutmamak gerekiyor.
İnsanların hayatlarına dokunmak; üzerimize yalan dolanların yağdığı günümüzde, öncelikle sosyolojik yönelim ve organizasyonlarla, hata bulmak, eleştirmek vs. için değil, bağ kurmak, empati yapmak gerektiğine inanıyorum. Sokakta karşılaşan farklı bireyler, hep aynı şeylerden yakındıkları halde, örgütsüzlük, dağınıklık, birbirinden haberdar olmamak vs. gibi koşullar yüzünden içinde bulundukları sorunları sadece iç dökme olarak ifade etmek, bununla yetinmek zorunda kalıyorlar. Belli ki bir iki temsilcisini meclise de gönderdiğimiz oluşumların ve muhalif olduklarını iddia eden her türlü muhalefetin senelerdir organizasyon, birlikte çalışan takımlar ve kapsayıcılık için yaptığı gayretleri sokaktaki insanın ruhu bile duymamış. Oysa böyle giderse insanlar salgından değil açlıktan ölecekler.
“BMG” insanların bu sorunlarla neden ve nasıl boğuşmak zorunda kaldıkları kadar grup, kurum ya da kuruluşların bu konuda neler yaptığına da odaklanmalı. Yurt içindeki diğer oluşumlara ulaşıp, diğer seslerle birlikte dayanışma içinde hareket etmeli.
Toplumun farklı boyutlarını, örneğin sınıfsal eşitsizliği, demografi nüfustaki değişimleri, suç davranış ve çarpıklıklarını, yasaların işlevsizliğini ve cinslerin eşitsizliğini -siyasal tanımlar yapmadan da- olması gerekeni değil, olanı inceleyerek, bireysel sorunlardan yola çıkarak ve ilgilenerek, güncel olaylar, alınan kararlar, yasalar vs. arasında neden-sonuç ilişkisi kurarak siyasal farkındalık yaratılabilir.
Buna giden yol günümüzde dijital iletişim. Nitekim nüfusumuzun yarısı internet ve cep telefonunun olmadığı bir hayat yaşamadı. Bu büyük dönüşüm, tüm bu kitlenin daha genç olması, yani internetin içine doğmuş olması demek, ergenlik ve gençlik dönemlerinde bu baş döndürücü değişimler yanında yepyeni oluşumlarla karşılaşmaları gerekiyor demek. Zira çevrimiçi senaryo stüdyosuna katılmaya, dijital resim sergisi gezmeye, ev gezmesi yerine ekranda toplanıp konuşmaya alıştık.
Böyle bakınca, mevcut yönetimden başka hiçbir yönetim görmemiş, yepyeni bir mecraya doğmuş ve kısıtlanan özgürlükler, hasar gören adalet, yıpratılan kurumlar, işsizlik, düşük ücret ve düne kadar nispeten rahat geçinen orta sınıfın artık zorlanır hale gelmesi gibi bize özgü meselelerimiz var. Kısacası, dertler derya, bir yerden yakalamak kaçınılmaz olmalı. Nitekim siyasette bile popüler kültüre atıflar yapıldığını görüyoruz.
Ama gerçek meselelerden uzak söylemler veya kimi büyük, büyülü sözler insanları sadece siyasetçilerden değil siyaset yapmaktan tümüyle soğutuyor. İşte bu soğumayla ilgili bir arayış içinde olunmalı. Yani sloganlar net, kısa ve basit, dil yalın ve şüphesiz aşınmış “bilmiş” üsluplarından farklı olmalı. Sokaktaki insanın dertlerini yok saymak, küçümsemek veya geleceğe atmak yerine doğrudan ulaşmada başarılı olmak, siyaseti de gündemin ortasına yerleştirir.
Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, işçiler, gençler, Aleviler, ezilen halklar, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapmalı?
Yayıncı / İstanbul: Yeni girişimin bir ambalajdan öteye geçerek dertlere deva olmasının yolu, sadece yeni bir üslup değil, aynı zamanda yeni duruma uygun bir çatı barındırması. Yani bir site hem kapsayıcılık hem yaklaşım hem umutların yeşermesi hem de başarılı bir idare için elzem. Öte yandan, eşitliğe dayalı bir bakışla her kesimin önünü açmalı ve onların katkılarından yararlanmalı.
Maharet hem üslup hem içerik anlamında bu yeni girişimi net bir çerçeveye oturtup, insanların ihtiyaç ve taleplerini anlamakta. Sorunları onlara sebep olan yaklaşımlarla çözebiliriz. Dijital dönüşüm, küreselleşme, yepyeni bir perspektifle, çağdaş bir bakışla üstesinden gelebiliriz.
Tek tek bireylere düşen, bir şekilde işin ucundan tutmak ve hayat tecrübemizi zenginleştirmek.
Hep olduğu gibi bir çıkış yolu arama çabanızı yürekten kutlarım.
Alınteri’nin notu: Bu iki soru doğrultusunda görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız ortak mücadelemize katkıda bulunmuş olursunuz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!