Atık kağıt depolarına gözü dönmüş saldırı!



Çoğunluğu yoksul Kürt emekçiler, tutunacak başka dalı olmayan mültecilerden oluşan atık kağıt toplayıcılarının Ümraniye’deki depolarına İstanbul Valiliği kararıyla düşman mevzilerine girercesine saldırı düzenlendi.


Geri dönüşüm işini Erdoğan ailesinin tekeline almayı stratejik görev haline getirmiş, bu amaçla “derin yoksulluk” diye tanımlanan en güvencesiz, en yoksul kesimlerin neredeyse tek gelir kaynağı olan atık kağıt toplayıcılığına karşı savaş açmış, bu savaşa bir de “huzur ve güvenliği sağlamak” gibi toplayıcıları hedefe çakan bir kılıf geçirmiş olan faşist rejim, bir ay önce başlattığı operasyonlarına bugün de devam etti.

Çoğunluğu yoksulun da yoksulu Kürt emekçiler, tutunacak başka dalı olmayan mültecilerden oluşan atık kağıt toplayıcılarının Ümraniye’deki depolarına İstanbul Valiliği kararıyla düşman mevzilerine girercesine saldırı düzenlendi.

TOMA’lar, çevik ve zabıta ordusuyla girilen depolardaki atık kağıt toplayıcıları bu gözü dönmüşülüğe depolarını ateşe vererek ve polis saldırısına direnerek yanıt verdi. Baskında gözaltına alınan işçilerin olduğu öğrenildi.

Yağmacılara kıyak üstüne kıyak yapan devlet, ekmeğinin peşinden koşan emekçilere saldırıp, depolarını ateşe veriyor. Elbet bu zulmünüz yanınıza kar kalmayacak.

Kürt düşmanlığıyla kar hırsındaki gözü dönmüşlüğün iç içe geçtiği bu saldırganlığın önümüzdeki günlerde de devam edeceği anlaşılıyor.

Operasyon 1 ay önce başladı!

İstanbul Valiliği kararıyla bir ay önce Ümraniye ve Bakırköy’de bulunan 100’e yakın atık kağıt deposuna gece saatlerinde baskın düzenleyen İstanbul Valiliği, 240 kağıt toplayıcısına cezai işlem uygulanmıştı.

Bu cezalara tepki gösteren kağıt işçileri Ümraniye’deki depoda bir araya gelmiş ve açıklama yapmıştı. Açıklamada “On binlerce insanı mağdur eden uygulamalar yetmezmiş gibi, kâğıt toplayıcılar bir de mesnetsiz iddialarla kamuoyuna potansiyel suçlu gibi yansıtılmaktadır” denilmişti.

Açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:

Valiliğin iddia ettiği gibi bizim kazancımız haksız kazanç değil, alın teridir. Bizim ekmeğimizin hamuru, alın terimizle yoğrulmuştur. Bir düşünün, önünden geçerken burnunuzu kapattığınız çöplerin içinde mecbur olmasa kim, en önemli şeyini sağlığını bile tehlikeye atarak, sigortasız, güvencesiz, yarı aç yarı tok çalışır? Valilik, uygulamanın nedenlerinden birinin de huzur ve güvenliğin sağlanması olduğunu söyleyerek huzur ve güvenliği bozduğumuza dair hangi delilleri öne sürüyor? Üstümüzün, başımızın, elimizin kirine bakarak mı böyle önyargılı bir önermede bulunuyorsunuz? Şunu bilesiniz ki bizim kirli olan ellerimizdir, yüreğimiz ise herkesten daha temizdir. Bizim yoksulluğumuz cebimizdedir; gönlümüz, göçmeni, Romanı, Kürdü, Türkü’yle bir ekmeği bölüşecek kadar zengindir.