Türk Metal Başkanı Kavlak, grev kararı aldıklarını açıkladı



Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, sendikanın Gemlik Şubesi 4. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ‘Bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız’ diyerek, 24 Aralık itibariyle grev kararı aldıklarını açıkladı.


Yaklaşık 150 bin metal işçisini ilgilendiren ve belli başlı otomotiv-beyaz eşya ve metal fabrikalarını kapsayan Metal Sanayicileri İşverenleri Sendikası (MESS) Grup Toplu Sözleşmeleri’nde dayatılan sefalet zammına karşı masadan kalkan Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, Gemlik Şubesi 4. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı (TM) konuşmada ‘Bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız‘ diyerek, 24 Aralık itibariyle grev kararı adıklarını açıkladı,

MESS Grup Sözleşmeleri görüşmeleri 12 Ekim’de başlamış, yapılan 5 oturumda birçok maddede uzlaşmaya varılmış, fakat ilk 6 ay için yüzde 12, diğer 6 aylık periyotlar için enflasyon oranında zam dayatmasına karşı 7 Aralık’ta masadan kalkılarak, uzlaşmazlık tutanağı tutulmuştu. Arabulucuya giden bu süreçte TM kent meydanlarında eylemler yapmış, fabrikalarda vardiya çıkışlarında yürüyüşler gerçekleştirerek, fazla mesailere kalmama tutumu geliştirmişti.

Enflasyonun yüzde 50’leri aştığı, krizin artık çeşitli atraksiyonlarla gerçekleştirilen illizyonlar üzerinden bile derinliğiyle konuştuğu bu günlerde yüzde 12 gibi sefalet zammı dayatılmasına karşı metal fırtınanın kabusunu henüz tam olarak atlatamamış TM’nin de grev demek dışında bir seçeneği yoktu!

Genel Kurul’da grev kararını açıklayan Kavlak, sendikal hayatı boyunca yüzlerce toplu iş sözleşmesine katıldığını, imzaladıkları son toplu iş sözleşmesinin geçen 31 Ağustos itibarıyla sona erdiğini belirterek, yaptıkları yoğun çalışmanın ardından yeni sözleşme için taslak hazırladıklarını ifade etti.

Kavlak enflasyonun yüzde 50’yi aştığı bu koşullarda yüzde 29,5 oranında zam talep ettikleri ve işçilerin “teklif yenilensin” uyarılarını dikkate almadıkları halde hazırlanan taslağın işçilerin yüzde 90’ınını memnun ettiğini vurguladı.

“Günlerdir hepimiz ayaktayız. Vardiya giriş-çıkışlarında, kent meydanlarında eylemlerdeyiz. Artık sözün bittiği yerdeyiz, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız. Bundan sonraki süreçte, eylemse eylem, grevse grev” diye konuşan Kavlak, örgütlü oldukları bütün bölgeleri eylem alanına çevirdiklerini iddia ederek, bunu sürdüreceklerini belirtti.

‘Grev kararımızı alarak geldim’

“Buna devam edeceğiz. Bütün bölgelerde küçük çaplı mitinglerle mücadelemizi yükseltiyoruz. Salı günü İzmir’de alanlardaydık, çarşamba günü Manisa’daydık, perşembe günü Bursa Kent Meydanı’nı inlettik, dün Eskişehir’deydik. Bugün buradayız. Pazartesinden itibaren eylemlerimize devam edeceğiz. Çerkezköy’de, Gebze’de, Bolu’da, Sakarya’da, Ankara’da olacağız. Her yerde, her meydanda biz olacağız, hiç durmayacağız.” diyen Kavlak konuşmasının devamında grev kararını şu sözlerle açıkladı:

Ben bugün Gemlik’e yalnızca eylem planlarımızı anlatmaya değil, başka bir kararımızı da açıklamaya geldim. Mücadelemizin en etkili silahını buradan, Gemlik’ten bütün Türkiye’ye duyurmaya geldim. Buraya grev kararımızı alarak geldim. 24 Aralık günü itibarıyla grev kararımızı aldık. Artık yalnızca sokaklar, caddeler, meydanlar değil, artık her yer eylem yeridir. Her yer, bütün iş yerleri eylem alanıdır. Grev kararımız hayırlı olsun, gazamız mübarek olsun.”

Kavlak “grev yasaklanırsa”ya dair söz etmedi

Kavlak, Renault, Mercedes, MAN, Türk Traktör, Ford Otosan, Tofaş, Arçelik, Bosch, Otokar ve bunların yan sanayilerini kapsayan MESS Grup Sözleşmelerinde grev kararının zorunlu hale gelmesi sözkonusuyken, bu grevin “milli güvenlik” bahanesiyle yasaklanması olasılığına ve bu olasılığın gerçeğe dönüşmesi durumunda alınacak tutuma dair söz söylemedi.

Oldukça ajitatif bir konuşmayla kendisini biricikleştirip, işçilerin güvenini isteyen Kavlak’ın 2 Şubat 2018’de başlayacak metal grevinin yasaklanması karşısındaki tutumları halen aklımızda: MESS’le apar topar görüşerek bir “orta yol” bulmuş, yasak kararı karşısında da yarım saatlik iş bırakma eylemleriyle durumu idare etmişti!

Madenlerde, petro kimya, cam, metal gibi pekçok sektörede grev yasaklarıyla zihinlere kazınan AKP’li yıllarda 16 grevin yasaklandığını ve krizin artık içinden çıkılamaz hale geldiği bu dönemde siyasi baskıların yoğunlaştırıldığı düşünülecek olursa bu grevin de yasaklanması güçlü bir ihtimal. Ya AKP seçim yatırımı olarak MESS’çileri vereceği hibelerle kesenin ağzını biraz daha açmaya teşvik edecek ya da saldıracak.

Keza karşımızda 15 Temmuz 2016’da darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’le ilgili konuşurken, patronlara seslenerek “Olağanüstü hali biz iş dünyamız daha iyi çalışsın diye yapıyoruz. Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri. Şimdi böyle bir şey var mı? Tam aksine. Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifadeyle anında müdahale ediyoruz” diyen bir Erdoğan ve başında olduğu bir devlet var.