Gökçer Tahincioğlu
28 Şubat 1997’de yapılan ve tarihe geçen Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, bu toplantının öncesi ve sonrasında yaşananlar, Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin kurduğu koalisyon hükümetinin bir yıl içinde sona ermesiyle noktalandı. MGK’da alınan 28 Şubat kararları, uzun yıllar süren tartışma ve uygulamalara yol açtı.
Binlerce kişi, bu kararlar nedeniyle işinden olduğunu, eğitim hakkının elinden alındığını açıkladı. Tarihe “postmodern darbe” olarak da geçen bu sürecin etkileri siyaseti de şekillendirdi ve Türkiye’yi AKP’nin 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olduğu döneme taşıdı. 25 yıl sonra, 28 Şubat’ın kudretli komutanlarından hayatta olanların önemli bir bölümü, ağır hapse mahkûm edilmelerinden dolayı cezaevine kondu. 28 Şubat, bu anlamda “darbe yaptığı” iddia edilen isimlerin yargılanıp hüküm giydiği ilk “darbe davası” olma özelliği taşıyor.
Etkisinin, eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun ifadesiyle “bin yıl süreceği” söylenen ve hâlâ tartışılan 28 Şubat’ın üzerinden 25 yıl geçti.
28 Şubat 1997’deki MGK kararlarıyla simgelenen 28 Şubat sürecinde dört yılda dört hükümet kuruldu. 1996 Susurluk sonrası İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın yerini alan İYİP Genel Başkanı Meral Akşener’in serüvenini izlemek açısından da kapsamlı bir özet olan bu sürecin yeniden hatırlanmasına, bilmeyenlerin öğrenmesine ihtiyaç büyük. Çünkü AKP’yi iktidara getiren yolun taşları o kesitten başlayarak döşendi.
24 Şubat’ta Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın, “İrtica PKK’dan daha büyük bir tehlikedir” sözüyle Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in, dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener için, “Söyleyin o kadına onu yağlı kazığa oturturuz” tehdidi unutulmasa da hafızaların en derin köşesinde kaldı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!