Gerçek bir ticarethane gibi işletilen çürümüş Vakıf Üniversiteleri akademisyenleri tehdit ve yaptırımlarla hizaya getirmeye çalışıyor. Nişantaşı Üniversitesi‘nden ‘eşit işe eşit ücret’ talep eden ve çalışma koşullarının düzeltilmesini isteyen akademisyenler performans düşüklüğü bahanesiyle parça parça işten çıkarıldı. Atılanların sayısı bugün itibariyle kırka ulaştı. ‘Kod-22’yle işten atılan akademisyenler üzerindeki zorbalık işlerine son verilmesi sonrasında da sürdürüldü. Üniversitelerin tepesindeki kişilerin kabadayılıkları söze yer bırakmadı. işten atılan akademisyenlerin mail adresleri kilitlendi, bilgisayarları söküldü, masalarını toplarken dahi başlarına özel güvenlik görevlileri dikildi.
İşten çıkarılan akademisyenlerden Ekinsu Devrim Danış, yaşananları Twitter hesabından şöyle anlattı:
“Dün itibariyle yaklaşık kırk akademisyen eşyalarımızı güvenlik görevlilerinin gözetimi eşliğinde toplayarak neredeyse yaka paça @NisantasiEdu tarafından işten çıkarıldık. 4 yıldır çalıştığım üniversite, akademisyene reva gördüğü çalışma koşulları/ağır mobbingle daha önce gündemdeydi.
Yazın tercih döneminde arş görleri pc lablarına indirerek aday öğrencilere ücret bilgilendirmesi yaptıran, öğrenci ile telefonda nasıl konuşmamız gerektiğini “satış nedir?” eğitimiyle bize dikte eden bu üni, bilgi üretim süreçlerinin metalaşmış halinin son noktasıdır.
Tuvalete dahi nöbetleşe gidin diyen dekanlar, öğrencinin müşteri akademisyenlerin ise okula ‘katma değer’ katması gereken işçiler olduğunu söylemekten imtina dahi etmemektedir. Neredeyse başımızda kronometre ile bekleyen idari amirler, şirket yönetir gibi üniversite yönetmektedir.
Akademisyenlerin işsizlik kaygısını sömüren bu patronlar her fırsatta kapıyı göstererek çalışanlar üzerinde despotik bir denetim inşa ettiler. Bu koşullarda ne bilimsel bir eğitim ne de özgür bir üniversiteden söz edilebilir diyerek mobbing ve baskıya karşı çıktık.
Eşit işe eşit ücret diyerek YÖK kanununun uygulanarak ücretlerimizin devlet emsali ile eşitlenmesini istedik. Karşılığında keyfi bir şekilde işten çıkarıldık. ‘Eğitim bu mudur hocam?’ diye sorduğumuz bir Prof. ‘kabul edeceksiniz eğitim budur’ diyerek üstümüze yürüdü.
Bugün Nişantaşında olanlar Boğaziçi’ndeki, İstanbul Üni’deki ya da diğer Ünilerdeki süreçlerden bağımsız değildir. Üniversitenin çalışanları olarak karar alma mekanizmalarının demokratik bir şekilde yürütülmesinde ısrar eden akademisyenler olarak başka bir üniversiteyi savunuyoruz.
Vakıf üniversitelerinin bu çürümüş düzenine karşı öğrencilerin nitelikli eğitim hakkını, akademisyenlerin özgür ve demokratik bir ortamda bilgi/bilim üretme koşullarını er ya da geç inşa edicez. Geri döndüğümüzde ise ‘eğitim budur, kabulleneceksiniz’ diyen patronlar orada olmayacak.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!