Salı, 28 Temmuz 2026

Fransa’da Sağlık Sistemi Çökmek Üzere



Ali Arayıcı / Paris Küresel düzeyde eşi benzeri görülmemiş Covid-19 salgını, Fransa’da sağlık ve hastane sistemi üzerinde büyük bir baskı yarattı. Bu salgınla birlikte, son iki yıllık sağlık krizinden sonra hastane hizmetleri daha da yavaşladı. Doktor, hemşire, ebe, hasta bakıcısı ve tüm sağlık personeli bitkin bir hale düştü. Bazı hastanelerdeki ameliyathaneler bile kapandı. Acil servisler …


Ali Arayıcı / Paris

Küresel düzeyde eşi benzeri görülmemiş Covid-19 salgını, Fransa’da sağlık ve hastane sistemi üzerinde büyük bir baskı yarattı. Bu salgınla birlikte, son iki yıllık sağlık krizinden sonra hastane hizmetleri daha da yavaşladı. Doktor, hemşire, ebe, hasta bakıcısı ve tüm sağlık personeli bitkin bir hale düştü. Bazı hastanelerdeki ameliyathaneler bile kapandı. Acil servisler tıka basa doldu. Sağlık sistemi neredeyse tamamen çökecek bir duruma düştü.

Bu sağlık krizinden her kesim etkilendi. Meslekleri gereği en fazla etkilenen de sağlık sektöründe çalışan doktor, hemşire, ebe, hastabakıcı ve diğer çalışanlardır. Çalışma sürelerinin fazla olması ve ücretlerinin çok düşük olması nedeniyle  hemşire, ebe ve hastabakıcılar arasında istifa edenler bile oldu. Sağlık emekçileri, hükümete çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve insanca yaşayabilecekleri bir ücret artışı sağlanması çağrısını yineledi.

SAĞLIKTA SORUNLAR

Bugün Fransa genelinde 120 devlet hastanesinin acil servisleri, doktor, hemşire, ebe ve sağlık personeli yokluğu nedeniyle çalışamıyor. Bazıları kapanmak üzere. Bordeaux, Rennes, Oloron-Sainte-Marie’deki devlet hastaneleri başta olmak üzere, ülke genelinde pek çok kentsel ve kırsal yerleşim birimindeki hastaneler bu durumdan etkileniyor. 

Sağlık kurumlarının bu yaşamsal hizmetlerdeki krizden ivedi olarak kurtulması gerekir. Bu olanaksızlıkları telafi etmek için, her zaman ön saflarda yer alan, yaşamlarını tehlikeye atan sağlık personelinin hastanedeki çalışma koşullarının düzeltilmesi kaçınılmazdır.

Son iki yıldır, Covid-19 salgınıyla yaşanan sağlık krizinden, hastane hizmetleri ve çalışanları etkilendi. Bazı hastanelerde binlerce yatak kaldırıldı. Acil servisler tıka basa dolu ve hizmet veremez durumda. Acil servis doktoru, Paris çevresi Oise kentinin NUPES (Halkın Yeni Ekolojik ve Sosyal Birliği) milletvekili adayı Loïc Pen, bu durum şöyle açıklıyor: “Acil durumlar, kronik kaynak eksikliğinden kaynaklanan gerilimlerin merkezindeyse, kapsamlı bir politika gereklidir”.

Kapanan bazı birimlerin, geceleri duran acil servislerin ve hastaneye başvuran hastaların sayısı dikkate alındığında aslında sağlıkta bir çöküşten söz edilebilir. Sorunların kaynağı sadece acil serviste değil. Acil serviste bakım aramak isteyen, hastaneye yatırılması gereken, yer darlığından sedyede kalan ve bakılmak zorunda olan hastalar var. Yeni gelen hastaların kabulü yavaşlatılıyor.

Emmanuel Macron hükümeti tarafından dikkate alınmayan ve gözardı edilen bu durum -eskiden beri gelen sorunların ötesinde-, hastanenin durumu, çalışma koşulları ve değişimin olmaması nedeniyle çaresiz kalan sağlık çalışanlarının devlet hastanelerinden kaçışları giderek hızlandı.

EMEKÇİLERİN TALEPLERİ

Sağlık sektöründeki kriz, en az 120 hastanenin acil servisinin etkinliklerini sınırladı. Bu durum, Fransa’da bugüne kadar görülmemiştir. Yerel hastanelerden tutun da üniversite hastanelerine kadar tüm kamu kurumları bu olumsuzluktan etkileniyor. Bu durum karşısında, yeni atanan Sağlık Bakanı Brigitte Bourguignon, “kaotik geçeceği beklenen yaz sezonu öncesi yeni önlemler” vaat ediyor.

Bu bağlam da, PCF’ne (Fransız Komünist Partisi) yakınlığıyla bilinen CGT (Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu), dokuz sendika ve kolektif 7 Haziran’da ulusal eylem günü çağrısında bulundu. CGT Sağlık ve Sosyal Eylem Genel Sekreteri Mireille Stivala, harekete geçme zamanı geldiğini belirterek “istifa eden meslektaşlarımızı nasıl kazanmaya devam edeceğimizi merak ediyoruz. Ücretlerde ve kitlesel işe alımlarda önemli bir artış olana kadar bu durum sürecek” dedi.

CGT, dokuz sendika ve kolektif, yapacakları ulusal eylem gününde, bu çağrısını bir kez daha  yenileyecek. Bilindiği gibi, 4 Aralık 2021’de başkent Paris’te Sağlık Bakanlığı önünde on binlerce sağlık emekçisi, “kamu hastanesini savunmak” için seferber olmuştu. Hastanelerdeki kötü çalışma koşullarına tepki göstermek ve aylık ücretlerin yükseltilmesi için protesto yürüyüşü yapmıştı.

Bu protesto yürüyüşünde, acil servislerin doluluğu, yatak kapanmaları, Covid-19 salgını dışı hastalar için bakımın sürekliliğinin sağlanması gibi benzer zorluklar dile getirilmişti.

Covid-19 salgını nedeniyle, kapasitelerinin üzerinde çalıştıklarını belirten sağlık emekçileri, “Bizler çalışmaktan yorulmadık. Ama hükümetin duyarsızlığı, haklarımızı vermemesi bizleri çok yordu” diyerek sorunlarını dile getirdiler. Sağlık emekçileri hastanelerdeki doktor, hemşire, hastabakıcı ve diğer personel yetersizliğine dikkat çekerken bazı hastanelerde yaşanan personel eksikliğinden dolayı acil servislerin kapanmak zorunda kaldığına işaret edilmişti.

SAĞLIK REFORMU

Emmanuel Macron Hükümeti’nin uyguladığı liberal sağlık politikasının, halkın her türlü sağlık sorunlarına ve hastane çalışanı tüm sağlık emekçilerinin gereksinmelerine yanıt vermemesi nedeniyle bu durum yeni arayışların ve yapılanmaların olması gerektiğini gündeme  getirdi.

Tüm bu konularda, insanı temel unsur kabul eden demokratik ve insancıl kamu politikası ile hareket edilmeli. Mevcut felaket, bakımı metalaştırmayı amaçlayan ideolojik seçimlerin sonucudur. Kendisi bir tıp doktoru olan “Pandemiden kâr yok ” komitesinin yetkili üyesi Michel Limousin’in de vurguladığı gibi, insanları öncelik haline getirmek için, sağlıkta bir devrime ihtiyacımız var.

Sağlık sorunu yeni bir sorun değil. Yıllardır süregelen sorunların birikmiş halidir. Bu sorunun birinci nedeni ideolojiktir. Hem sağın, hem de sosyal demokratların (Nicolas Sarkozy, François Hollande, Emmanuel Macron vb.) paylaştığı egemen liberal düşünce, sağlığın bir piyasa olduğunu, özel sektörün geleceği ve verimliliği olduğunu ileri sürer.

Bu düşünce, halka açık olan her şeyden kaçınılması gerektiği, bakıcıların elinin yerini pazarın görünmez elinin aldığıdır. Üstelik yıllardır bu konuda çeşitli önlemler alındı. Ama yapılan “reformların” hepsi aynı yöne gidiyor. Değişen bir durum yok. Yapılması gereken ilk reform, işveren katkı paylarını azaltmak ve Sosyal Güvenlik yönetimini tamamen devlet sektörüne devretmektir. Böylece, vidanın dönüşleri kamuoyunda tartışılmadan yapılabilir.