İran’da Jina Mahsa Amini’nin “ahlak polisi” denilen zebanilerce katledilmesinin ardından başlayıp ülkenin her yerine ve dünyaya yayılan isyandan sonra olup bitenler çok tanıdık gelmeye devam ediyor. Devletlerin siyasi değneği gibi işleyen adli tıp kurumu İran’da da şaşırtmadı ve Jina’nın ölüm nedeninin darba bağlı olmayıp, sağlık sorunlarıyla ilgili olduğunu belirtti! Burasıyla ne kadar benziyor deneye gerek yok.
Jina’dan sonra sokaklara çıkan binlerce kadın ve erkek polisin vahşi saldırısına maruz kaldı. Onlarca insan ateşli silahlarla katledilirken kayıp ve gözaltında katletme politikası sürdürüldü. Bunlardan biri de 16 yaşındaki Nika Şakarami’ydi. Nika, arkadaşıyla yaptığı son telefon görüşmesinde polisten kaçtığını söylemiş ve bir daha da haber alınamamıştı. 10 gün sonraysa darbedilen ailesine fotoğraflar gösterilmiş, ölüm nedeni de “yüksek düşme” olarak açıklanmıştı. Nika’nın ailesi o fotoğrafların düzmece olduğunu belirtmişti. Ayrıca teyzesi Nika’nın bedeninin bir gözaltı merkezinin morgunda tutulduğunu ve kendilerine sadece birkaç saniyelik süreyle gösterildiğini kaydetmişti. BBC Farsça ekibiyse mezarlık raporuna ulaşmış, raporda Nika’nın sert bir cisimle vurulma sonucu hayatını kaybettiğinin belirtildiğini açıklamıştı.
Nina’nın teyzesi Ataş, BBC Farsça’ya yaptığı açıklamada, Devrim Muhafızları’nın kendilerine, Nika’nın beş gün gözaltında tutulduğunu, ardından cezaevi yetkililerine teslim edildiğini söylediklerini aktarmıştı.
Teyzesi Ataş ayrıca Nika’nın kaybolmasının ardından Instagram ve Telegram hesaplarının da silindiğini söylüyordu.
Ancak teyze ve enişte sosyal medyadaki açıklamaları gerekçe gösterilerek gözaltına alındıktan sonra açıklamalarını değiştirdiler.
Çarşamba akşamı İran devlet televizyonuna çıkan teyzesi Ataş, Nika’nın bir binadan düşerek öldüğünü söyledi. Eniştesi Muhsin de katıldığı yayında süren protestolara karşı olduğunu belirtti.
Ancak BBC Farsça’ya konuşan aileye yakın bir kişi, ailenin bu ifadeleri baskı altında verdiğini; ağır soruşturmadan geçen aile üyelerinin, diğer aile üyelerinin de öldürülmesiyle tehdit edildiğini söyledi.
Ataş ve Muhsin, Nika’nın ölümüyle ilgili olarak sosyal medyadaki paylaşımları ve basına yaptıkları açıklamalar sonrası gözaltına alınmıştı.
Aile yakınının ifadesine göre Nika’nın teyzesi ve eniştesinin devlet televizyonundaki açıklamaları, ikili serbest bırakılmadan önce kaydedildi.
Olayla ilgilenen mahkeme ise Nika’nın kaybolduğu gece bir binaya girdiğini, burada inşaat işçilerinin de bulunduğunu ve sabah binanın yanındaki alanda cansız bedeninin bulunduğunu iddia etti.
Adli yetkili Muhammed Şahriari, Nika’nın vücudunda yüksekten atıldığına dair yara izleri tespit edildiğini de ekledi ve Nika’nın ölümünün protestolarla ilgili olmadığını savundu.
Ailesi Nika’nın cenazesini pazar günü gömülmek üzere babasının memleketi olan Hürremabad’a gönderdi.
Ancak ailenin yaşadıkları burada bitmedi.
BBC Farsça’ya konuşan kaynak, güvenlik güçlerinin burada cenaze öncesi cesedi aileden alıp, Hürremabad’a 40 km mesafedeki Veysian köyünde bir alana gömdüklerini söyledi.
Nika’nın ölümü çevresindeki sır perdesi ve çelişkili açıklamalar, protestoları daha da şiddetlendirdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!