Bayer önünde ‘Yeter! Faturayı tekeller ödesin!’ çağrısı



Avrupa’da yükselen enflasyon, hayat pahalılığı, özellikle de keskin şekilde artan enerji fiyatları gittikçe işçi ve emekçileri yoksulluğa itiyor. Alınteri ve Yaşanacak Dünya’nın bu konuda sürdürdüğü kampanyanın bir parçası olarak Bayer üretim tesisinin 4 numaralı kapısının önünde bildiriler dağıtıldı. İşçilere ulaştırılan bildirilerde şu ifadeler yeraldı: Yeter! Faturayı Tekeller Ödesin!  Pandemi süreciyle birlikte yetersizliği iyice ortaya çıkan …


Avrupa’da yükselen enflasyon, hayat pahalılığı, özellikle de keskin şekilde artan enerji fiyatları gittikçe işçi ve emekçileri yoksulluğa itiyor.

Alınteri ve Yaşanacak Dünya’nın bu konuda sürdürdüğü kampanyanın bir parçası olarak Bayer üretim tesisinin 4 numaralı kapısının önünde bildiriler dağıtıldı.

İşçilere ulaştırılan bildirilerde şu ifadeler yeraldı:

Yeter! Faturayı Tekeller Ödesin! 

Pandemi süreciyle birlikte yetersizliği iyice ortaya çıkan kapitalizm, yeni bir sermaye birikim rejimine geçiş koşullarını zorluyor. Aynı zamanda dünyanın her yerinde ortaya çıkan tepki ve isyanları da bastırmak istiyor. Kontrolü elden kaçırmamak için baskıcı, otoriter, faşist yönetimleri devreye sokuyor.

Patriyarka ve doğa düşmanlığıyla kol kola veren sistem, işçilerin, işsizlerin, kadınların, yoksul halkların hayatlarını kabusa çevirirken, yaşamın devam edebilmesi için gerekli olan asgari ekolojik koşulları dahi göz ardı eden üretim-tüketim ilişkilerinde ısrar ediyor. Emeklerinin, bedenlerinin, kimliklerinin, kültürlerinin, doğalarının, geleceklerinin çalındığını gören kitlelerin itirazlarına karşı ise ırkçı, ayrımcı, baskıcı şiddet ve savaş politikalarını devreye sokuyor. İran bunun son ve somut örneklerinden biri oldu.

Kapitalist ülkelerin 11 Eylül saldırısından bu yana güvenlik, gözetim ve denetim konseptinin ağırlaşmış ve güncel versiyonlarını yaşıyoruz.

İşçilere, emekçilere muhalefet dinamiklerine yönelik saldırı ve kısıtlamaların yoğunlaştığı tarihsel bir momentteyiz. Benzer süreçler Avrupa ülkelerinde de yaşanıyor. Emperyalist- kapitalist sistem emekçilerin tümünü yok hükmünde görüyor, çalışanlara sıfır zam sözleşmeleri dayatıyor. Bir günde binlercesini işsiz bırakıyor. 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan sonra en yüksek enflasyon, yoksulluğun doruklaştığı bir Avrupa’da yaşamaktayız.

Bu aynı zamanda direnme dinamiklerini bastırma, daha büyük direnişleri engelleme hazırlıkları kapsamında faşizan yasaların art arda çıkarılmasına paralel gelişti. Bunun karşıtını, öfke ve tepkisini gündeme getiren geniş toplumsal kesimleri ortaya çıkarmaması düşünülemezdi.

Kiraların artışına karşı hareketler, doğanın yıkımına karşı çevreci toplumsal direniş, kadın katliamlarının hızla artmasına ve erkek egemen zihniyetin katillere uyguladığı toleransa karşı öfke, çığlıklaşan işsizlik ve yoksulluğun sistemi sorgulamaya evrilen aşamaları vb. kanayan gündemlerdendir. Aynı gündemlerle sokaklar çeşitli toplumsal kesimlerin öfkesiyle ısınmaktadır. Bu öfke büyümektedir.

Direniş ve dayanışma yaşatır!

Avrupa’da burjuva devletler savaş ve enerji krizi bahanesiyle özgürlüklerimizi ve yaşam alanlarımızı kısıtlamaktadır. Enerji fiyatlarında ki artışlar karşısında büyük firmalara milyarlarca Euro akıtılırken, bizlerde biriken öfkeyi bastırmak için kırıntı yardımlar vermektedir. İşçiler ve emekçiler olarak bizlere reva görülen bu sadakayı reddediyoruz!

–  Savaş ve Savaş Bütçesine Hayır!

–  Krizin Faturasını Biz Ödemeyeceğiz!

–  Savaşa Değil Yaşama Bütçe!

Patronlar “kötü durum” propagandası ile sıfır zam derdinde

Halihazırda pazarlıkların devam ettiği TİS sürecinde patronlar işçilere “kötü durum“ propagandası yaparak süreci ”0” ya da “0“a yakın zamla bitirmenin derdindeler, asıl “kar durumları“na hiç değinmeden!

Pandemi döneminde karlarına kar katan tekeller şimdi de “savaş” ve “kriz“ bahanesiyle işçinin cebine üç cent dahi koymamak için takla atıyorlar.

Buna izin vermemek işçilerin ellerinde. İşbirliği yapan sendikaların ve patronların oyununa gelinmemeli, “bu faturaları biz değil kar yapan tekeller ödemeli“ demek için sokağa çıkılmalı.