Erdoğan daha önce ettiği çıplak sınıf düşmanı sözlerinin hepsini bir yana bırakarak burjuva siyasetinin ünlü diskuru olan “dün dündür bugün bugündür” yaklaşımıyla Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) üzerinden bir seçim yatırımı yaptı. Her zamanki hilebazlığıyla… Keza adı üstünde “yaşa takılanlar” sorunu olarak yaşanan bir mağduriyeti sanki olağanüstü bir iyileştirme yapıyor, sosyal güvenlik sisteminde emek merkezli bir düzenlemeye gidiyormuş gibi pazarladı.
Türkiye’de neoliberal birikim politikalarının en acımasız biçimiyle devreye sokulduğu alanlardan biri sosyal güvenlik sisteminde kazanılmış hakların “reform” adı altında iğdiş edilmesidir. 1999’da çıkarılan yasayla başlayan bu süreç AKP’li yıllarda yani 2008’de yapılan düzenlemeyle an acımasız biçimini aldı. Erdoğan’ın EYT ile ilgili yakın dönemde yaptığı açıklamalara ya da getirilen Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) baktığımızda esas muratlarının sosyal güvenlik sistemi diye bir şey bırakmamak olduğunu anlamak güç değil.
9 Eylül 1999’dan sonra işe girenlerin o zamanlar yapılan düzenlemeye göre 4 bin 500 gün (12.5 yıl) ile emekli olabilmeleri için 58 yaşını tamamlamaları ve 25 yıldan beri sigortalı olması gerekiyordu. Erkeklerde ise yaş şartı 60’a çıkarılmıştı. 2008’de yapılan düzenlemeyle bu daha da ağırlaştırıldı. 1 Mayıs 2008 sonrasında ilk defa sigortalı olan kadınlarda çalışma süresi 5 bin 400 gün (15 yıl) olarak belirlendi ve yine sigortalılık süresi 25 yıla sabitlendi. Yaş ise 1 Ocak 2036’dan sonra kademeli olarak arttırılacak denildi. Erkeklerde de yaşlar 5 bin 400 günün tamamlandığı tarihe göre belirlenecekti.
Yani EYT mağduriyetinin baş mimarlarından olan AKP, emekliliği hakkettiği halde yaş sınırına takıldığı için emekli olamayan milyonlarca emekçinin hakkına “reform” adı altında çökenlerin başında geliyor. Bugünse kendi yarattıkları bu mağduriyeti sırf seçimde oy devşirmek için şapkadan tavşan çıkarmışçasına “yaş sınırını kaldırdık” diyerek pazarlayabiliyor.
Ama bunun arkasının BES’ten de anlaşıldığı gibi sosyal güvenlik sistemini lağvetmek biçiminde gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Keza Erdoğan’ın 16 Ekim 2018’de EYT gündemine ilişkin söyledikleri hafızalarımızdadır. O açıklamalarında Erdoğan, emeklilerin aslında devlete ödedikleri primi 6 yıllık maaşlarıyla geri aldıklarını, sonrasında adeta yük haline geldiklerini belirtiyordu. Üstüne bir de “erken yaşta emekli olacak hem maaş alacak hem de başka bir işte çalışacak” diyerek bunu adaletsizlik olarak addediyordu. Sanki bugün 3 bin 500 liraya geçinemediği için ek işlerde çalışmak zorunda kalan ve bu mecburiyetleri patronlar tarafından tepe epe kullanılan milyonlarca emekçinin yaşadığı trajedileri bilmiyormuşuz gibi.
Birkaç yıl önce “Erken emekliliği sosyal güvenlik sistemimizde tasvip etmiyoruz ama siyasette bu yol her zaman için açıktır” diyen Erdoğan o zamanlar, aslında “gönlümde yatan sizi mezarda emekli etmek ama siyaseten yani seçim yatırımı olarak gerekirse bu konuda taviz verilebilir” demek istemişti. Şimdi “siyasette o yolun açık olduğunu” gösterirken, patronlar için getireceği ek külfeti de ince ince hesapladığını belirtmeliyiz. Keza onlara getireceği külfeti büyük kısmı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan olmak üzere çoktan ortadan kaldırma teminatı verildi. Üstüne bir de bankalara faizsiz kredi talimatı gönderildiğini hatırlatalım.
Bugünkü seçim yatırımının gelecekte nasıl fatura edileceğini Erdoğan özetlemişti!
Her şeyin hızla unutulduğu günümüzde Erdoğan’ın emeklilere ilişkin sınıf düşmanı açıklamalarını arşivlerden çıkarmakta yarar var. Bu açıklamalar bugün 2 milyon 250 bin emekçinin kazandığı (zaten hakkı olan) emeklilik hakkının gelecekte nasıl fatura edileceğinin de ilanı niteliğindedir.
O zamanlar “Tutturmuş erken emeklilik, İskandinav ülkelerinin çoğu bu yöntemle battı. Niye erken emeklilik, ne zaman emekli olacaksa o zaman olsun. Hak ettiği parayı alsın. Bu hesap yanlış hesaptır, seçim kaybetsek de ben bu işte yokum. Biz bunu politik hesaplarla yapmayız ve yapmayacağız da. Arkadaşlarıma söylüyorum, beni bu yola asla teşvik etmeyin” diye konuşan Erdoğan’ın hayalindeki emeklilik sistemi şu sözlerle dile gelmişti:
3 şartın altını çizmişti
Sosyal güvenlik mevzuatına göre emekli olabilmek için sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve yaş olarak 3 ayrı hususa bakılması gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, “Emeklilik için 1999 yılına kadar yalnızca hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı yeterliydi. Bu tarihte yapılan bir düzenlemeyle kademeli olarak yaş şartı da getirildi. Son günlerde emeklilikte yaşa takılanlar başlığı altında yürütülen kampanyanın özünde işte bu uygulama vardır.” Demiş ve ardından yalan yanlış bilgilerde EYT Derneği Başkanı Gönül Erden’e çatmıştı:
“İşe bak. Bu derneğin başındaki kişinin durumu dahi tek başına sosyal güvenlik sistemimizin nasıl bir felakete itilmeye çalışıldığının en büyük ispatıdır. Bu derneğin başındaki hanımefendi, 1992 yılında sigortalı olarak sosyal güvenlik sistemimize dahil olmuş. Şayet eski sistem devam etseydi bu hanımefendi 2012 yılında, 38 yaşında emekli olacaktı. Halihazırdaki sistemdeki kademeli yaş uygulaması sebebiyle bu hanımefendi 2022 yılında yani 48 yaşında emekli aylığı almaya başlayabilecek. Esasen bu kişi zaten emeklilik hakkını kazanmış durumda. Sadece emekli maaşı alabilmesi için bu yaşı beklemesi gerekiyor.”
“Buna hiçbir ülkenin sosyal güvenlik sistemi dayanamaz”
Dünyanın hiçbir yerinde 38 yaşında (Bu da bir çarpıtma!) emeklilik diye bir uygulama olmadığının altını çizen Erdoğan, “20 yıl çalışıp 38 yaşında emekli olacak bir kişi 40 yıl çalışmadan devletten maaş ve sağlık sigortası hizmeti alacaktır demektir. Böyle şey olur mu? Buna dünyanın hiçbir ülkesinin sosyal güvenlik sistemi dayanamaz. Zaten oralarda da böyle bir uygulama yok. Ortalama insan ömrünün 60 yaşı dahi bulmadığı dönemlerde 40’lı yaşlarda emekli olmanın belki bir izahı vardı ama bugün ülkemizde ortalama insan ömrü 78’i geride bıraktı” demişti.
“Ülkemizde bir emekli tüm çalışma hayatı boyunca ödediği primi 6 yılda emekli maaşı olarak geri almaktadır”
48 yaşında emekli olan bir kişinin bile yaklaşık 30 yıl sistemde kalacağına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bugün ülkemizde ortalama emeklilik yaşı 52’dir. Bu rakam Avrupa ülkelerinde 65’tir. Türkiye kademeli olarak henüz yeni yeni 65 yaş sınırına doğru çıkmaya çalışıyor. Ülkemizde ortalama sigortalılık süresi 26 yılken emeklilikte geçen ömür 27 ile 31 yıl arasındadır. Avrupa’da sigortalılık ortalama süresi 35 yılken emeklilikte geçen süre de genellikle 20 yılın altındadır. Ülkemizde bir emekli tüm çalışma hayatı boyunca ödediği primi 6 yılda emekli maaşı olarak geri almaktadır. Görüldüğü gibi mevcut durumda dahi emeklilik sistemimiz içler acısı bir haldedir.
“Böyle bir yükü milletimizin sırtına bindirmeye hakkımız var mı?”
Sosyal Güvenlik Kurumunun hesaplamalarına göre emeklilikte yaşa takılanlar denilen gruba giren 6,3 milyon kişi bulunuyor. Bunların 1 milyon kadarı devlet memuruyken kalanları hizmet akdiyle veya kendi hesabına çalışanlardan oluşuyor. Bunlardan 1,3 milyonu hemen emekli olabilecek durumda, kalanları da peyderpey emekliliğini talep edebilecektir. Bu teklifin ülkemize yıllık ilave maliyeti 26 milyar lira. Erken emeklilikten yararlanacakların tamamı göz önüne alındığında bu rakam toplamda 750 milyar lirayı buluyor. Ekonomik kurtuluş savaşı verdiğimiz böyle bir dönemde, böyle bir yükü milletimizin sırtına bindirmeye hakkımız var mı, diye milletime soruyorum.”
“Batı 65 yaşında altına eyvallah etmiyor. Niye? Ülkeye maliyetleri çok çok fazla da onun için”
Yaşa takılanların emekli olması halinde bu kişilerin bir taraftan devletten maaşa alacağını diğer taraftan da kendine göre iş yapmaya devam edeceğini anlatan Erdoğan, “Yani çift dikiş. Böyle bir şey olamaz. Buna hak, adalet denmez. Bugün batı dünyası yaşta emekliliği tırmandırıyor. 65 yaşın altına eyvallah etmiyor. Niye? Ülkeye maliyetleri çok çok fazla da onun için. Eskiden İskandinav ülkelerinde erken emeklilik olurdu. Şimdi İskandinav ülkeleri bile bunun bedelini ödeyemez duruma düşünce emeklilik yaşını onlar da yukarı doğru tırmandırmaya başladılar.” dedi.
Tüm bunları söyledikten sonra da anlattıklarının yanlış anlaşılmamasını isteyerek, “kimsenin hakkında hukukunda gözlerinin olmadığını” vurgulamıştı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!