Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içerisinde 165’inci sırada gösterdiği Türkiye’de gazeteci tutuklamaları almış başını gidiyor. Basın özgürlüğü endeksinde 2002’de 99. sırada bulunan Türkiye, AKP’li yıllarda 165. sıraya geriledi.
Bunlardan biri de 4 gün önce başlayan bir operasyondu. 29 Nisan’da başlayan Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan, aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve Mezopotamya Ajansı editörü Sedat Yılmaz’ın bulunduğu on dokuz kişiden beşi tutuklandı.
Mahkeme, gazeteciler Sedat Yılmaz, Dicle Müftüoğlu, Erol Balcı, Abdurrahim Tanyeli ve Ramazan Debe hakkında tutuklama kararı verdi.
Sedat Yılmaz’ın eşi Selma Yılmaz ile Cahit Kanbay, Cihan Güneş, İsmail Adanmış, Cahit Ablay, Mahmut Doğu, Devran Ak, Şemsettin Toprak, Mehmet Emin Yıldırım ve Cevdet İsmailoğulları, Hasan Özhan, Evin Özbek ve Suat Karagöz imza ve yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Hakkında tutuklama kararı verilen Sedat Yılmaz, mahkeme kapısı önünde, “Harami düzen 10 gün sonra bitiyor” dedi.
Tutuklamaya konu edilen suçlamalar
Gazeteciler Sedat Yılmaz ve Dicle Müftüoğlu’na, gazetecilik faaliyetleri ve tanımadıkları kişilerle baz birlikteliği suç olarak yöneltildi.
Sedat Yılmaz’a daha önce yapılan ve takipsizlik kararı verilen soruşturmada yer alan suçlamalar yeniden yöneltildi. Yöneltilen suçlamalar Kobanê Davası’nın gizli tanığı “ULAŞ” ve “K8C4B3LITS” inin beyanlarına dayandırıldı. Tanık beyanlarının asılsız olduğunu belirten Yılmaz, gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapıldığını söyledi.
Mesleki faaliyetler suçlama nedeni
23 yıldır gazeteci olduğunu belirten Yılmaz, “çözüm” adı altında yürütülen süreçte 2014 yılında iktidarın izniyle Kandil’de yapılan bir röportajda gazeteci Veysi Sarısözen’in tercümanı olarak resmi pasaportuyla yer alması da yapılan suçlamalar arasında yer aldı. Yılmaz, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreterliği yaptığı dönemde de Irak’a gittiğini, bu gidişin gazeteci kimliğiyle devletin bilgisi ve izni dahilinde olduğunu kaydetti.
Yılmaz’a mesleki faaliyetleri kapsamında Amasra, Soma, Suruç’a yaptığı seyahatler de soruldu.
Sanal medya hesabından yaptığı haber paylaşımları da suçlama olarak yöneltildi. Paylaşımların kendisine ait olduğunu belirten Yılmaz, gazetecilik kimliğiyle paylaştığı haberler olduğunun altını çizdi.
“Baz kaydı” ya da aynı kentte bulunmak
Dicle Müftüoğlu’na yöneltilen suçlamalar da Kobanê Davası’nda “tanık” sıfatıyla yer alan Kerem Gökalp’in beyanlarına dayandırıldı. Müftüoğlu’na aynı kentlerde bulunduğu için baz kaydı bulunduğu ama hiç tanımadığı kişiler soruldu. Baz kaydı bulunduğu için bazı kişilerle “irtibatlandırılıp” tutuklama verildi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!