Salı, 21 Temmuz 2026

Adnan Yücel’i bir kez daha hayatımıza çağırdık



Kavgamızın şairi Adnan Yücel’i ölümsüzleşmesinin 21. yılında Ankara’da gerçekleştirilen anma-panel etkinliğiyle bir kez daha hayatımıza çağırdık


Çitlerin-sömürü ve zulmün olmadığı bir dünya özlemimizin ve bunun için verdiğimiz kavgamızın şairi, yoldaşımız Adnan Yücel’i aramızdan ayrılışının 21. yılında anma ve panel etkinliğiyle hayatımıza çağırdık, çağırmaya devam edeceğiz.

Panel ve anma etkinliğimiz, devrim ve sosyalizm mücadelesinde temmuz ayında ve özelde de ’96 SAG-Ölüm Orucu direnişinde ölümsüzleşenlerimiz, 33 Düş Yolcusu ve Adnan Yücel anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

Saygı duruşunun ardından dostumuz Avni Kalkan, Adnan Yücel’in “İyi ki Türküsüz Çıkmamışız Yollara” şiirini okuyarak etkinliğe katkı sundu.

Daha sonra sırasıyla Alınteri temsilcisi Mürüvet Küçük, şair Nevin Koçoğlu, şair ve fotoğraf sanatçısı dostumuz Mehmet Özer, Adnan Yücel’in şiirine, şair olarak yaşamdaki duruşuna ilişkin sunumlar yaptı.

Alınteri temsilcisi Mürüvet Küçük, Adnan Yücel şiirinin hem çok yalın hem de katmanlı olduğunu belirterek başladı konuşmasına. Küçük, Yücel’in şiirinin yalınlığının durduğu noktanın netliği ve örgütlü-partili varlığıyla ilgili olduğunu kaydetti. Tüm imgelerini tarihin-toplumun-doğanın hareketlerinden, dinamizminden devşirdiğini, en karanlık anlarda bile aydınlığa çıkaracak dinamikler bulup gösterdiğini, okurunda da bu duyguyu yarattığını ifade etti.

Katmanlı yapısının da doğadan, tarihten, Türkiye topraklarındaki direniş dinamiklerinden, mitolojiden, dünya şiirinden, halk şiirinden damıtılmış bir yapıya sahip olmasından geldiğini belirtti. Yücel’in şiirinde en karanlık dönemlerden biri olan 12 Eylül’de dövüşmüş Mehmet Fatih Öktülmüş’ün, Osman Yaşar Yoldaşcan’ın, İsmail Cüneyt ve bağlı olduğu geleneğin değerini yaratan ölümsüzlerin soluğunun olduğunu, kendisinin de “bu şiirleri onlar yazdırdı” diyerek partili şair-şiir arasındaki ilişkiye işaret ettiğini belirtti. Yücel’in güçlü bir tarihsel materyalist anlayışa sahip olduğunu belirten Küçük, “Saraylar, saltanatlar çöker kan susar bir gün…” dizelerinin kendisinin bugündeki geleceği muştulayan birer manifesto olduğunu ifade etti.

Küçük’ten sonra konuşan şair Nevin Koçoğlu, şair Ahmet Erhan’ın Alacakaranlıktaki Ülke şiirini 12 Eylül ve yakın dönemde estirilen zulme uyarladığı bir metinle Yücel şiirinin hangi tarihsel koşullarda şekillendiğini anlatarak başladı. Koçoğlu’nun Ahmet Erhan şiirinin dizelerini manzum bir yazıya dönüştürerek etkileyici şekilde resmettiği koşulların ardından Yücel’in şiirinin, dizelerinin, imge bütünlüğünün gücünün sırtını sınıf mücadelesine dayamasından geldiğinin altını çizdi. Şairin en zor koşullarda sınıf düşmanıyla uzlaşmayan bir duruşun imgelerle dile gelmesi olduğunun altını çizerek, onun şiirindeki diyalektiğe işaret etti.

Son olarak Adnan Yücel’in en yakın dostlarından şair ve fotoğraf sanatçısı dostumuz Mehmet Özer söz aldı. Özer, Adnan Yücel yoldaşı ve şiirlerinin gücünü birkaç boyutuyla irdeledi konuşmasında. Onun hem halkın içindeki temel kaynaklardan yani tarihten, mitolojiden, yaşantılardan beslendiğini hem de dünya şiirinden esinlendiğini ifade etti.

Yücel’in örgütlü bir sanatçı olarak aslında örgütlü sanatla ilgili tartışmalara da bir yanıt olduğunu kaydeden Özer, onun şiirindeki tarihsel materyalist öze, geçmişi unuttturmama ve ondan güç alınacak dinamikleri imge diline çevirme ısrarına işaret etti, bu yaklaşımın gelecekle köprü kurduğunu belirtti.

Anadolu’da halk içindeki doğal felsefi yaklaşımın kadınlarda vücut bulmuş halinin Yücel şiirinde de gücünü konuşturduğunu, Yücel’in aynı zamanda dünyadaki devrimci şiir geleneğinin izlerini de takip ettiğini kaydetti.

Yücel’in şiirinin derin bir bilgi birikimi üzerinden inşa olduğunu belirten Özer, bu bilginin tarihin derinliklerindeki tüm anlamlı toplumsal duruşları kapsayıp onlardan esinlenme şeklinde de vücut bulduğunu, baş eğmeyen medeniyetlerin hikayelerini örnekleyerek anlattı. Yücel’in şiirinin gücünün en karanlık anlarda bile umudun, ışığın olabileceği duygusunu hissettirmesinden geldiğini ifade etti.

Panelistlerin sunumlarının ardından hem İlmek Müzik Topluluğu’ndan olan hem de 10 Ekim’de ağır yaralanarak yaşama tutunan Elif Özdemir, Adnan Yücel’in “Kuş Mitingi” şiirini seslendirerek katkı sundu.

Panel, İlmek Müzik Topluluğu’nun Adnan Yücel’in bestelenmiş şiirlerinden oluşan kısa müzik dinletisinin ardından sona erdi.