Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 81 il müdürlüğünün organizasyonuyla “Aile Çalıştayı” adı altında kurultaylar düzenledi. Hemen tüm illerde yapılan bu “Ailenin güçlendirilmesine ilişkin mevzuat, uygulama ve bu konuda geliştirilmesi gereken alanların tartışılarak, iş ve aile yaşamının uyumlaştırılmasına yönelik geliştirilebilecek politikalar ve ailenin korunmasına ilişkin hak ve sorumlulukların güvence kapsamının nasıl genişletileceğine yönelik yapılacak çalışmaların masaya yatırılmasını” amaçladıkları belirtildi. Her bir başlık kadını aileye zincirlemeyi ve tarihsel kazanımlarını masaya yatırmayı kapsıyor.
Konunun doğrudan muhatabı olan kadın örgütlerinin ve hukukçuların dışlandığı kurultaylarda hangi kararların alındığıysa gizli tutuluyor. İktidarın aileyi merkeze koyup yaşamı üzerinde söz söyleyen kadınları ve LGBTİ+’ları düşmanlaştırdığı bu koşullarda hangi kararların çıkacağını kestirmekse güç değil.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, “Aile değil, İstanbul Sözleşmesi yaşatır” başlıklı bir açıklama yaparak kurultayın amaçlarını teşhir edip, kadın kazanımlarını hedefe çakan her eyleme karşı mücadele edeceğini vurguladı.
Yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:
14 Mayıs seçimlerinden itibaren sıklıkla gündemde tutulan “Nafaka hakkı, karma eğitim tartışmaları ve Medeni Kanun’u değiştirme” talepleri bir bütün halinde, “Aile Çalıştayı” ismiyle düzenlenen toplantılarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde tartışılmaktadır. 81 ilde yapılması hedeflenen, kamuoyundan takip edebildiğimiz kadarıyla onlarca ilde ve Diyarbakır’da yapılan bu çalıştaylara baroların kadın haklan merkezleri davet edilmediği gibi diğer kadın örgütlerinin katılımı da sağlanmamıştır. Kadınların en temel haklarının tartışıldığı, kanun değişikliklerinin önerildiği bu toplantılarda ne gibi kararlar alındığını bilememekteyiz. Zira toplantı raporları gizli tutulmakta ve kamuoyuyla paylaşılmamaktadır. Ancak yapılan çalıştaylarda aile kavramı üzerinden kadınların toplumsal rolünün kısıtlandığını, cinsiyetçi ve ayrımcı ifadelerle hak ve özgürlüklerinin Anayasa’ya aykın bir biçimde yeniden tanımlandığını, kız çocuklarının eğitim haklarının tartışmaya açıldığını basına yansıdığı kadarıyla bilmekteyiz. Öncelikle alınan bütün kararların ivedilikle kamuoyuyla paylaşılmasını, bu toplantıların amaç, konu ve düzenleniş biçimlerinin kamuoyu önünde tartışılmasını talep etmekteyiz.
Ayrıca özellikle belirtmek isteriz ki bakanlık aracılığıyla düzenlenen bu toplantıların ana başlıklarından olan Medeni Kanun ve Nafaka Hakkı tartışmalarında kadın hukukçuların dışarıda bırakılmasını hiçbir koşulda kabul edemeyiz. Kanunda yer alan her hak ve kazanımın bizlerin mücadelesi sonucu elde edildiğinin, bir lütuf olmadığı gibi toplumun sadece bir kısmının yahut yöneticilerin insafina bırakılmayacağının da bilincindeyiz. Mevcut veriler açıkça göstermektedir ki aile bütünüyle olumlu tanımlamalardan oluşmamakta, her gün yenisi eklenen tanımlar ve yüceleştirmeler en başta kadınların hak ve özgürlüklerini kısıtlamakta ve sıklıkla altı çizilen/pekiştirilen toplumsal cinsiyet normları kadınların hayatına mal olmaktadır. Bu nedenle aile yeniden tanımlanacak ise kadınlar bu sürece öncülük etmelidir. Ayrıca defaatle hatırlatmak isteriz ki öncelikli gündemimiz giderek artan ev içi şiddet, kadın cinayetleri ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra uygulanamayan 6284 sayılı Kanun nedeniyle söz konusu şiddetin önlenememesi ve cezasızlık politikalarının norm haline gelmesidir. Bu nedenle her firsatta dile getirdiğimiz gibi İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması için bütün sorumlu ve yetkililere çağrıda bulunuyor, kadınların aleyhine kurulan her söze, yapılan her eyleme karşı mücadele edeceğimizi yineliyoruz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!