Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi “Yoksulluğun da bir işçi sağlığı sorunu” olduğunu vurgulayarak insanca yaşayacak bir ücret talebini dile getiren basın açıklaması gerçekleştirdi. Saat 14:00’te Olgunlar Sokak’taki Madenciler Anıtı’nda yapılan açıklamaya Alınteri ve pek çok siyasi kurumun yanısıra çeşitli işkollarından emekçiler katıldı. İçiler, çalışma ve yaşam koşullarını anlatıp insanca yaşayacak ücret taleplerini dile getirdi.
Sağlık işkolunda temizlik işçisi olarak çalışan Reyhan Tüfekçi, maliyet hesaplarıyla hayatlarının hiçe sayıldığını, koşulların her geçen gün daha da ağırlaştığını belirterek “Hayatımızın geçtiği hastanelerde hasta oluyoruz. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak zorundayız çünkü maliyet unsuru olarak görülüyor, düşünülmüyoruz” dedi.
Belediye işçileri adına konuşan Kamil Sağlam, “yoksul bile değiliz” diye vurgulayarak asgari ücretin insanca yaşayacak bir ücret olarak belirlenmesini istedi.
İnşaat işçileri adına konuşan Patronların Ensesindeyiz Ağı’ndan Murat, “Türkiye’de patronun ve düzenin baskısı inşaat sektörü de dahil olmak üzere bütün sektörlerde devam ediyor. Ülkemizde her gün onlarca işçi cinayeti yaşanıyor” diye kaydetti.
Emek sermaye arasındaki güç dengesinin arenası!
İSİG Meclisi adına yapılan açıklamada işçilerin yarısından fazlasının ücretini doğrudan, geri kalanlarını da dolaylı olarak etkileyen asgari ücretin tespiti için toplanacak komisyon görüşmelerinin 11 Aralık’ta başlayacağı hatılatılarak, “Emekçiler için kara kışın kapıda olduğu, ekonomik krizin faturasının Türkiye işçi sınıfına kesilmek istendiği, emeğin anayasal haklarının saldırı altında olduğu bu dönemde, asgari ücretin tespiti, emek ve sermaye arasındaki güç dengesinin en büyük arenasıdır” diye kaydedildi.
Asgari ücret ortalama ücret oldu
Bir işçinin ailesiyle birlikte asgari yaşam giderlerine karşılık gelen asgari ücretin normal koşullarda patronların ucuza işçi çalıştırmalarının önüne geçmek için yapılan bir düzenlemeyken bugün Türkiye’de milyonlarca işçinin “ortalama ücreti” haline getirildiğininin altı çizilen açıklamada, işçilerin çoğunluğunu oluşturan özel sektör çalışanlarının yüzde 70’inin asgari ücretle ve yüzde 20’sinin de buna yakın ücretlerle yaşamını çalıştıkları hatırlatıldı. Tarım, tekstil, giyim, deri, mobilya imalatı, gıda, inşaat ve turizm sektörlerindeki işçilerin önemli bir kısmının ise asgari ücrete dahi erişemediğine işaret edildi.
Önemli olan fiili ücretler ve gelir dengesidir!
Tek başına en büyük toplu sözleşme olan asgari ücret ya da diğer ücretlerde meydana gelen oransal ve gösterge niteliğindeki artışların da bir önemi olmadığı kaydedilen açıklamada, esas tartışmanın asgari ücretin ne kadar artacağından ziyade fiili ücretler ve gelir düzeyinin ne olacağı olduğu vurgulandı.
“Bugün, tüm emek gelirleri resmi enflasyona hapsedilmiştir. Neoliberal politikalar sonucunda sendikacılık ve toplu pazarlığın etkisi azaltılmış, ücret eşitsizliği ve yoksul çalışan sayısı artmış, asgari ücret resmi enflasyonun üzerinde artmasına rağmen sınıflar arası gelir bölüşümü giderek bozulmuş ve Türkiye işçi sınıfı yoksullaşmıştır” denilen açıklamada iktidarın yaklaşımı şöyle özetlendi:
İktidarın “tek yol ihracat” diye tarif ettiği, güvencesiz ve aşırı çalışmanın yaygınlaşmasına, ucuz emek ordusunun büyümesine bağlı ekonomi politikaları nedeniyle, asgari ücret tartışmalarında açlık sınırı referans alınır hale gelmiştir. Asgari ücretin yılda bir kez belirleneceği henüz Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmadan ilan edilmiştir.
Ücret parasal karşılıklarından ibaret değildir!
Asgari ücreti belirleyen bürokratlar, patron temsilcileri, sermayenin ve siyasi iktidarın güdümündeki sendikalar için ücretlerin parasal karşılıktan ibaret görülebileceği, ancak işçiler ve emekçiler için ücretin sosyal, ekonomik, siyasal ve sağlık boyutlarından oluşan bir işçi sağlığı meselesi olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:
İşçinin sağlığı ve güvenliği, mesai saatleri içinde birtakım önlemlerden ve kurallardan oluşan teknik bir mevzu olmadığı gibi, ücretler de gıda, barınma, eğitim, sağlık gibi her şeyi ilgilendirir.
Ücretin insanca yaşanacak bir seviyenin altında belirlenmesi; işçilerin ve ailelerin yeterli ve dengeli beslenememesi, sağlıksız koşullarda barınmak zorunda kalması, nitelikli sağlık ve eğitim hizmetlerine ücretsiz erişememesi işçi sağlığı sorunudur. Açlık sınırında yaşayan işçilerin ne sağlıklı olması ne de insanca yaşayabilmesi beklenebilir.
Tüm kesimleriyle sermaye sınıfı afiyetle yemeklerini yemiştir!
Genel seçimlerden sonra “Ekonomide Rasyonele Dönüş” adı verilen programla bu yemeğin hesabının işçilere ödetilmesi hedeflenmektedir. Ekonomik sorunlara çözüm, ücretlerin baskılanmasında ve işsizliğin artırılmasında aranmaktadır. Bilimsel olarak aksi ispatlanan, ücretlerin enflasyon artışına yol açtığı iddiası köpürtülmekte, ücret artışlarının hedeflenen -ama asla tutmayan- enflasyon oranlarına göre yapılması gündeme getirilmektedir. Ancak enflasyonist ortamda semiren ve sürekli fiyat artışlarıyla kârlarını artıran vampir şirketlere kimse ses çıkarmamaktadır!
Türkiye işçi sınıfı, yemediği bu yemeğin hesabını ödemeyecek!
Patronların 10’a 5 çoğunlukta olduğu, işçi kesimi adına sadece en çok üyeye sahip konfederasyonun masaya oturduğu, çoğunlukla hükümet tarafından alınan bir siyasi kararın usulen görüşüldüğü Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, işçileri ve emekçi halkı temsil etmediği vurgulanan açıklamada, en büyük toplu pazarlık sürecine dönüşen bu belirleme sırasında işçi sınıfının bütün hak arama yollarının tıkalı olduğu ifade edildi.
Asgari ücret üzerinde uzlaşı olmaması durumunda başta grev olmak üzere işçilerin temel hak arama yöntemlerinin kullanılmaz halde olduğu kaydedilen açıklamada, her yıl olduğu gibi bu yıl da komisyon toplantılarında bir tiyatro izleneceği belirtildi:
Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarında yıllardır olduğu gibi bu yıl da tiyatro izleyeceğimiz kesindir. Sözde işçi kesimini temsilen katılanlar hiçbir hükmü olmayan itirazlarda bulunacak; milyonlarca işçinin hayatını kaybetmek pahasına nasıl çalıştığı; işçilerin ve ailelerinin aldıkları ücretle doğru düzgün beslenemediği; milyonlarca işçinin bu ücretlerle borcu borçla kapatarak hayatta kalma mücadelesi verdiği konuşulmayacaktır. Yoksulluk ve borç batağında çıkışsızlık nedeniyle canına kıyan işçiler anılmayacaktır.
Masa başı bir talep olmaktan çıkarılmalı
Asgari ücretin masa başı bir talep olmaktan çıkarılması ve toplumsal bir talep haline getirilmesi vurgulanan açıklamada, talepler şu şekilde ifade edildi:
*İşçilerin örgütlenme iradesinin, sendikal hak ve özgürlüklerinin üzerindeki yasal ve fiili baskılar kaldırılmalıdır.
*Emek gelirlerindeki artış özgür pazarlık ortamında ve milli gelir artışından pay alarak belirlenmelidir. Baskılanmış ve yönlendirilmiş resmi enflasyona göre hesaplamaya son verilmelidir.
*Ücretlerin dibe doğru baskılanmaması için emekli aylıkları da dahil olmak üzere tüm ücret düzeylerinin asgari ücret düzeyinde artışı sağlanmalıdır.
*Asgari ücret belirlenirken TÜİK’in makyajlı ve şeffaf olmayan enflasyon verileri değil, işçilerin kiralarda, sokakta, markette, pazarda karşılaştığı gerçek enflasyon dikkate alınmalıdır.
*Asgari Ücret Tespit Komisyonunun anti-demokratik yapısı değiştirilmeli, uyuşmazlık durumunda grev başta olmak üzere sendikal hak arama yolları açık tutulmalıdır.
*Sendikalar ve Konfederasyonlar asgari ücret görüşmelerini görev savma süreçleri olarak görmekten vazgeçmeli; gerçek bir mücadele programı ve pratiği ortaya koymalıdır.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!