Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: Gezi, Kobanê, 1 Mayıs Tutsaklarına Adalet!



Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri dün yapılan yürüyüş ve basın açıklamasıyla Gezi, Kobanê, 1 Mayıs tutsaklarına özgürlük isteyip “Eşitlik, Adalet, Özgürlük, Barış Mücadelesini Büyüterek Sürdüreceğiz” dedi


Ankara Emek v Demokrasi Güçleri, 1 Mayıs sürecinden sonra yaşanan gözaltı ve tutuklama dalgalarını, Kobanê Kumpas Davası’ndaki intikam kararlarını, 10 Ekim Ankara Gar Katliam davasının geldiği son nokta, emperyalistlere sırtını dayayan Siyonist İsrail’in Gazze’deki soykırım saldırıları ve Türkiye’nin ikiyüzlü politikalarını, Gezi tutsakları hakkında verilen tutsaklık kararlarını protesto etmek için dün bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi.

Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla dün akşam 19:00’da Çankaya Belediyesi önünde bir araya gelen kitle, Sakarya Caddesi’ne sloganlarla yürüyüş gerçekleştirdi.

Yürüyüş sırasında “Bijî berxwedana Kobanê!”, “Jin jîyan azadî!” ve “Her yer Taksim her yer direniş!” sloganları atıldı

Sakarya Caddesi’nde yapılan basın açıklamasında, “Halkın taleplerinin bastırılması için devreye sokulan devlet şiddeti, siyasi yargılamalar, tutuklamalar ve mahkûmiyet kararları karşısında adalet talebiyle bir aradayız! Gezi, Kobanê ve 1 Mayıs tutsaklarına özgürlük talebiyle bir aradayız! Adalet mücadelesini; yoksullaştırılan, geleceksizleştirilen, yaşam hakkı elinden alınan, emeğin, halkların, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle büyütmek üzere bir aradayız” denildi.

Ankara Emek Demokrasi Güçleri adına Serdar Kibar’ın okuduğu basın metnindeyse şunlar belirtildi:

GEZİ, KOBANE, 1 MAYIS TUTSAKLARINA ADALET

Haziran isyanının yıldönümüne günler kala eşitlik, özgürlük ve adalet talebiyle bir kez daha bir aradayız. Halkın taleplerinin bastırılması için devreye sokulan devlet şiddeti, siyasi yargılamalar, tutuklamalar ve mahkumiyet kararları karşısında adalet talebiyle bir aradayız. Gezi, Kobane ve 1 Mayıs tutsaklarına özgürlük talebiyle bir aradayız. Eşitlik, özgürlük ve basış talebini bastırmak üzere gerçekleştirilen kitle katliamlarının; Maraş’ın, Sivas’ın, Suruç’un, 10 Ekimin cezasızlık politikasıyla aklanması karşısında adalet talebiyle bir aradayız. Adalet mücadelesi yoksullaştırılan, geleceksizleştirilen, yaşam hakkı elinden alınan; emeğin, halkların, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle büyütmek üzere bir aradayız.

Yağma ve sömürü düzeninin karşısında milyonların insanca bir yaşam talebiyle bir aradayız!

Sermaye iktidarı emeğe yönelik saldırı programını Orta Vadeli Program ile ortaya koydu. Bu program halktan alıp sermayeye kaynak aktarılan 2024 bütçesi, geçtiğimiz günlerde yayınlanan tasarruf genelgesi ile devam ediyor. Kamusal hizmetlere, eğitime, sağlığa, ulaşıma kaynak yok. Okullara öğretmen, atama bekleyen öğretmene iş yok. Sağlık hizmetine kaynak yok, artan sağlık ihtiyacını karşılayacak sağlıkçı ataması yok, sağlıkçılar işsiz. Temel yaşamsal ihtiyaçlara her gün zam geliyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. Asgari ücrete Temmuz ayında zam yapılmayacağı yeniden yeniden ilan ediliyor. Milyonlarca emekli itibarsızlaştırılıyor, 10 milyona yaşamaya mahkum ediliyor. Emekli maaşına zam yok diyorlar. Kiralar almış başını gidiyor, sermaye bakanı Şimşek, fahiş kira zamlarını ancak bir nebze frenleyen kira artışında %25 sınırına ihtiyaç olmadığını söylüyor. İşsizlik artarken emekçiler güvencesiz biçimlerde, uzun sürelerle çalıştırılıyor. Toplu işçi katliamları sıradanlaşıyor. Somayı Ermenek, Ermenek’i Amasra, Amasra’yı İliç maden katliamları takip ediyor. Emeğimiz, kamusal kaynaklar, toprağımız, kentlerimiz yağmalanıyor. Bugün burada bu yağma e sömürü düzenin karşısında insanca bir yaşam talebiyle bir aradayız.

Sermaye iktidarı şiddetle ayakta duruyor. Faşizme karşı mücadeleyi büyütmek üzere bir aradayız!

İktidar politikalarına tepki yerel seçimlerde iktidarı sarsmasına rağmen sermaye iktidarı yağma ve sömürü programını tavizsiz uygulama kararlılığında. İktidar, sonucu yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik olan politikalara karşı gelişecek tepkileri bastırmak için her yolu deniyor. Tepkileri denetleyebilmek için “yumuşama” söylemi geliştirerek muhalefeti de belirlemeye çalışıyor. Emeğin birlik, mücadele ve dayanışma günüden meydanlar emekçilere yasaklanmak isteniyor. İstanbul 1 Mayısında Taksim çevresinde adeta olağanüstü hal ilan ediliyor. “Taksim emeğin meydanıdır, 1 Mayıs meydanıdır” diyenler polis şiddetine maruz kalıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. 1 Mayıstan bugüne 48 arkadaşımız Taksim “1 Mayıs meydanıdır” dediği, emeğin hakkını savunduğu için tutuklandı. Pazartesi günü yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınan 28 arkadaşımızın ise bugün savcılık ifadeleri alınacak.

Taksim tutsaklarına özgürlük için, adalet için bir aradayız.

İktidarın emekçilere meydan yasaklatan korkusunun nedenini biliyoruz. Geziden biliyoruz, Kobane’den biliyoruz. Sermaye iktidarı halkın örgütlü gücünü yenemeyeceğinin bilincinde.

Haziran isyanı bir halk isyanıydı. Bu toparlakların köklü direniş tarihine milyonların eşitlik ve özgürlük talebi olarak kazındı. İktidarın Gezi korkusu geçmedi. “Yumuşama” söylemleriyle muhalefete ayar vermeye çalışanlar, Gezi Davası’nda verilen haksız ve hukuksuz kararla arkadaşlarımız iki yılı aşkın süredir özgürlüklerinden yoksun bırakmaya devam ediyor. Halkın iradesini önce Geziyi bastırarak yok sayan iktidar, halkın vekili Can Atalay’ı kendi hukukunu, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayarak tutsak etmeye devam ediyor.

Gezi halktır demek üzere, Gezi tutsaklarına özgürlük ve adalet için bir aradayız.

Yine gezinin yıldönümüne günler kala, 16 Mayısta iktidarın yumuşama söylemleri içerisinde Kobane Kumpas davasında karar açıklandı. Kürt halkının siyasi temsilcilerine, sosyalistlere, devrimcilere 400 yılı aşkın sürelerle cezalar verildi. Biliyoruz ki milyonlarca insan Kobanî Kumpas Davasında ceza alan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş şahsındaki bütün tutsakların suçsuz olduğunu biliyor.  IŞİD’in Kobane topraklarına saldırdığı, katliamlarına yeni katliamlar eklemek istediği bir süreçte, Kobâne’nin çığlığına milyonlarca insan ses olarak sokaklara çıkmıştı. Kürt halkı Kobâne’de IŞİD’e karşı direnirken, 2014 yılının Ekim ayında bu topraklarda yaşayan bütün halklar, Gezi direnişinin de ortaya çıkardığı kardeşlik ve mücadele bilinciyle, Kobâne direnişini selamlamış ve Kürt halkıyla sokakta buluşmuştu. Kumpas yargılamaları, onlarca yıllık cezalarla bastırılmak, yok edilmek istenen Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesidir, halkların ortak mücadelesidir, biliyoruz.

Kobanê Kumpas Davası’yla tutsak edilen arkadaşlarımıza özgürlük ve adalet için bir aradayız.

Eşitlik, Adalet, Özgürlük, Barış Mücadelesini Büyüterek Sürdüreceğiz

Karşımızda emeği, doğayı, kentlerimizi, yaşamlarımızı sömürerek, şiddetle bastırarak ayakta duran bir iktidar var. Biliyoruz ki yaşamı üreten milyonların eşitlik, özgürlük ve adalet talebi çok güçlü ve kazanacak. Karanlık gidecek Gezi kalacak, Karanlık gidecek Kobanê Kalacak, Taksim emeğin olacak. Eşitlik özgürlük, barış ve adalet mücadelesini yan yana büyütmeye devam edeceğiz.