Türkiye’nin ucuzun da ucuzu bir işgücü pazarına dönüşmesi için uygulanan bilinçli politikalara devam ediliyor. İşgücü piyasasının zaten alabildiğine esnekleşip kuralsızlaştırıldığı bu sömürü cehenneminde son kalan güvenceli, tam zamanlı çalışan çekirdeğin de konumu esnekleştirilip kuralsızlaştırılmak isteniyor.
Yıllardır gündeme getirilen ve büyük bir kısmı uygulanan bu esnekleştirip kuralsızlaştırma politikaları kapsamında yeni hamlelere hazırlık yapılıyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Başkanlığı’nda geçen hafta Beştepe’de gerçekleştirilen ‘Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu’ toplantısında, İş Kanunu’nda işin daha fazla esnekleşip kuralsızlaştırılması yönünde değişiklikler yapılması kararların alındığı öğrenildi.
Bu kararların “çalışma saatlerini düşürdük” diye propaganda edileceği açık. Sonuç belli: Sigorta primleri, aylık çalışma üzerinden değil neredeyse yarı yarıya çekilerek yatırılacak, yani işçi ve emekçilerin emekli olması hayal haline getirilip güvence diye bir şey kalmayacak!
Toplantıda bu yönde kararlar alındığını Türkiye Gazetesi’nden Emrah Özcan’ın haberinden öğreniyoruz. Haberde, uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil esnek çalışma modellerine dair mevzuat değişikliğinin, patronların talepleri gözetilerek belirlenmesi kararı alındığı belirtiliyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da haziran ayında Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’nde yer alan esnek çalışma modeliyle ilgili çalışmalara başlanacağını duyurmuştu. Yani kamudaki bir avuç güvenceli-kurallı çalışanın da esnek-kuralsız ve güvencesiz çalışma kapsamına alınacağını!..
Çalışma saati düşüyor aldatmacası
Yapılması planlanan değişiklikle esnek çalışma ve kısmi çalışma yaygınlaştırılarak iş güvencesini ortadan kaldıracak. Aylık 30 gün yerine 15-20 gün sigorta primi yatırılacak yani işçi ve emekçinin emekli olması hayal olacak. Bu saldırı ise haftalık çalışma süresinin 45-48 saatten 40 saate düşürüleceği şeklinde propaganda edilecek. Haftalık resmi çalışma süresi olan bu saatlere dahi büyük oranda uyulmazken ‘çalışma süresi kısalıyor’ aldatmacasıyla yürütülen çalışmaya kamuoyu desteği sağlanmaya çalışılacak!
Olması gereken haftalık çalışma saatlerinin düşürülmesi, ancak tam istihdam ve güvencenin sağlanması, sigorta primlerinin tam yatırılmasıdır. Patronlar ve devletleri önümüzdeki günlerde çığ gibi büyüyeceği şimdiden anlaşılan işsizliği emek sömürüsünü derinleştirmenin aracı olarak kullanmaya hazırlanırken işçi ve emekçiler de birleşik bir işçi hareketi ve direnişiyle bunun o kadar kolay olmadığını gösterme sorumluluğuyla karşı karşıya. Mevcut sendikaların bunu yapamayacağı ortada, işçiler kendi öz örgütlenmeleriyle böyle bir birleşik hareket yaratamadığında emeğin pula dönmesi, keyfilik, kuralsızlık temel çalışma modeli haline getirilecektir!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!