Son zamanların kullanışlı söylemi İsrail tehdidi. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan hangi mikrofona konuşsa aynı nakaratı tekrarlıyor: “İsrail’in koçbaşı olarak kullanıldığı kirli planın hedefine ulaşamaması her şeyden önce Türkiye’nin 85 milyon olarak kenetlenmesine bağlıdır. İç kalemizde bir gedik açılırsa, Allah korusun dışarıda verdiğimiz mücadelenin bir anlamı kalmaz”.
Patronların amiral gemisi Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) 51’inci Olağan Kongresi’nde de kaide değişmedi. Yukarda kurulan cümleleri şöyle sürdürdü:
Gün, bir olma, birlik olma, ezeli ve ebedi kardeşliğimizi güçlendirme günüdür. Tüm siyasi partilerin, tüm sendikaların, hangi görüşe mensup olursa olsun tüm sivil toplum kuruluşlarımızın kardeşlik seferberliğimize samimi destek vermesini bekliyoruz. İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz, devlet olmadan hiçbiri olmaz.”
“İç cephe” ya da “iç kale”den kastedilenin ne olduğu belli: Aman savaş ve bölünme tehlikesi var, aman işçisi-patronuyla tüm toplumsal sınıf ve katmanlar birlikte hareket etsin, “iç cephe” bayrağı altında toplansın”!
Erdoğan bu sınıfsız-zümresiz toplumsal düzen hayalini “Türkiye’nin hayrına olacağına inandığımız hiçbir meselede başkalarının ne dediğini umursamadık. Güven ve istikrar ortamının bozulmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Ülkemizi kardeşlikle büyütmeye devam edeceğiz. Siyasetten topluma sirayet edecek yumuşama ikliminin kökleşmesinde işçi ve işveren fark etmeksizin tüm sendikalarımızın desteği çok ama çok önemlidir” sözleriyle pekiştirdi.
TÜİK’in enflasyon yalanlarını sahneden tekrarlayan Erdoğan, yıllık enflasyonun son 4 ayda 26,1 puan gerilediğini, elbette bunun yeterli olmadığını belirtikten sonra bir kez daha “İnşallah biraz daha sabredecek ve çok daha güzel neticeleri göreceğiz” dedi.
“Yeni Çalışma Düzeni”nin kilit kavramı: “İşgücü Uyum Programı”
“Sendikamız” dediği MESS’in Genel Başkan Özgür Burak Akkol’u tebrik eden, patronlara teşekkür eden Erdoğan, Merkez Bankası brüt rezervlerinin 156 milyar dolar olduğu ve yıllık ihracatın Eylül ayı itibarıyla 260 milyar doları geçtiğiyle övündü.
Patronların en çok şikayet ettiği şeyin “çalıştıracak personel bulamamak” olduğunu bir kez daha iddia eden Erdoğan, onlara hayal ettikleri emek rejiminin kapısını sonuna kadar açacaklarını da, “İş Gücü Uyum Programı” vurgusuyla müjdeledi. Bu programla kadınların, engelliler ve üniversite öğrencilerinin “iş gücüne geçişini kolaylaştırmayı” hedefledikleri belirtti.
Erdoğan, aslında “atıl” emek gücünü kamuda günlük 666 TL’ye haftada 3 gün çalıştırıp geri kalan zamanlarda da yine sigortasız-güvencesiz-esnek bir şekilde patronların hizmetine sunmayı vadetmiş oldu. Milyonlarca gencin, kadının, engelliğinin bu programla emek piyasasına çekilip çalışan işgücü üzerinde basınç oluşturulması kadar toplam emek piyasasının alabildiğine kayganlaştırılmasında kullanılacağını…
Elbette sadece bu değil… Ama bu bile Çalışma Sosyal Bakanı Vedat Işıkhan’ın “Yeni Çalışma Düzeni” olarak tanımladıkları emek cehenneminin anlaşılması açısından kafi.
Işıkhan’dan da
Programda Erdoğan’dan önce konuşan ve hem MESS’e hem de Genel Başkanı Özgür Burak Akkor’a övgüler düzen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, MESS’in “örnek bir organisyon” haline geldiğini ve “işçi-işveren-devlet üçlü sacayağında kritik bir role sahip olduğunu” ifade etti. MESS’in çalışma hayatına dair önerilerini “değerli” kabul ettiklerini söyledi.
Işıkhan, patronların hayali olan esnek-kuralsız-güvencesiz çalışma rejiminin daha bütünlüklü bir zemine oturtulması anlamına gelen “yeni çalışma düzeni” için seferber oldukları da duyurdu.
Yapay zeka, robotik teknolojileri ve dijital dönüşüm vurgusu yapan Işıkhan, “Yeni nesil çalışma modellerini ve teknolojilerini çalışma hayatına entegre ederek Türkiye’nin bu alanda oyun kurucu olmasını hedefliyoruz. İşçi-işveren ilişkilerinin bu yeni düzene uyumu için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız” dedi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!