İrade Gaspına ve Geleceksizliğe Karşı Direnişe Devam



İşkence, baskı, gözaltı ve tutuklama dalgasının yanında devrimcilerin, sosyalistlerin, komünistlerin ve bir bütün olarak muhalif kişilerin, kurumların internet yayınları, sosyal medya hesapları engellenirken televizyonlara ve basına da cezalar yağmaya devam ediyor


Tek adam diktatörlüğü rejiminin çok boyutlu saldırganlığına karşı direniş sokaklarda, kampüslerde, tüketim alanında büyüyerek devam ederken darbe havası yayılıyor. İşkence, baskı, gözaltı ve tutuklama dalgasının yanında devrimcilerin, sosyalistlerin, komünistlerin ve bir bütün olarak muhalif kişilerin, kurumların internet yayınları, sosyal medya hesapları engellenirken televizyonlara ve basına da cezalar yağmaya devam ediyor. Bu yasaklar sökmez!

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıkladığı verilere göre, protestolar nedeniyle bin 879 kişi gözaltına alınırken, 260 kişi tutuklandı. İktidar eylemleri “yasa dışı” ilan edip faşist devlet terörüyle bastırmaya çalışırken, toplumsal tepkinin büyümeye devam etmesi bu stratejiyi köşeye sıkıştırıyor.

Sokaklarda ve kampüslerde yükselen çığlık iktidarın “terörle mücadele” söylemine prim vermezken öğrenciler ve emekçi halk demokrasi ve özgürlük taleplerini daha gür sesle dile getirmeye devam ediyor.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Sözcü TV, Halk TV, Tele 1 ve Now TV gibi kanallara ağır cezalar keserken, Flu TV ve Fatih Altaylı’nın YouTube kanallarına yönelik erişim engeli tehdidinde bulundu. 

Bu faşist baskı ortamı yalnızca basın özgürlüğüyle sınırlı değil. TÜİK’in yayımladığı son işsizlik verileri, Türkiye’de özellikle gençlerin ve kadınların sistematik olarak ekonomik geleceksizliğe mahkûm edildiğini ortaya koyuyor. Mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre, Şubat 2025’te işsiz sayısı 2 milyon 886 bin kişi olarak açıklandı. Genç işsizlik oranı yüzde 15’e çıkarken, genç kadın işsizliği yüzde 22,7’ye ulaştı. İşgücüne katılım oranı düşerken istihdam edilenlerin sayısı da azaldı. Kadın istihdamı bir ayda 101 bin kişi gerileyerek büyük bir kayıp yaşadı.

Bütün bu gelişmeler, halkın yalnızca siyasal hakları için değil, ekonomik gelecekleri için de mücadele ettiğini gösteriyor. Gençler, “İşte gençlik, işte gelecek” sloganlarıyla sokaklara çıkarken, üniversitelerde boykotlar ve kitlesel eylemler yayılıyor. ODTÜ, Boğaziçi, MSGSÜ ve Hacettepe gibi üniversitelerde öğrenciler, baskılara karşı örgütlenirken, akademisyenler de yanlarında duruyor. Eğitim-Sen’in öğrenci boykotlarına destek açıklaması nedeniyle hedef alınması ve temsilcilerinden birinin tutuklanması, iktidarın emek hareketine de gözdağı vermek istediğini gösteriyor.

Genç işsizliğin tırmanması ve güvencesiz çalıştırma koşullarının yaygınlaşması, gençliği yalnızca eğitim alanında değil işçi sınıfı saflarında da direnişe itiyor. Bunu Kod-29’la işten çıkarılan genç işçileri motokurye eylemleri ve sendikalaşma girişimleriyle güvencesiz çalışmaya karşı örgütlenmesinde gördük. Bunun canlı örneklerine güvencesiz çalışmanın, ücret gasplarının ve mafya düzeninin hüküm sürdüğü inşaatlarda genç işçilerin örgütlendikleri sendikalarda öncü direnişlere imza atmasında tanık oluyoruz.

Medya üzerindeki baskılar ise yeni bir saldırı dalganın sinyallerini veriyor. RTÜK’ün Sözcü TV’ye 10 gün boyunca ekran karartma cezası vermesi, Halk TV ve Tele 1’e program durdurma cezaları kesmesi, iktidarın halkın haber alma hakkını engelleme girişiminin açık bir göstergesi. Sözcü TV’nin lisans iptali tehdidiyle karşı karşıya kalması, artık doğrudan bir medya susturma operasyonunun yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Halk TV ve Tele 1’e uygulanan idari para cezaları ve program durdurma kararları, iktidarın sansür mekanizmalarının hız kazandığını gösteriyor.

Ancak ülkenin dört bir yanında, gençler, akademisyenler ve emekçiler baskılara ve geleceksizliğe karşı direnmeye devam ediyor. Medya susturulsa da sokaklar ve meydanlar haykırıyor: “Baskılar bizi yıldıramaz; işte gençlik, işte gelecek!”