Burcu İpek
Yaratılan ve dayatılan düzende yerimiz yok ve herkes her şeyin farkında! Bu düzenin okullarında, sokaklarında, banklarında, oyun alanlarında bizler yokuz. Çünkü bu ayrımcı sistem ‘farklı’ diye, ‘engelli’ diye yalnızlaştırıp, görünmez kılmak istiyor.
Geçtiğimiz gün Ankara’da bir çocuk sadece down sendromlu olduğu için oyun parkına alınmadı. Gerekçe her engelli ve ailesinin duyduğu o klasik: “Kendisine ya da başkasına zarar verebilir”. Ee, şimdi siz zarar vermediniz mi o çocuğa, ailesine, tartışmanın döndüğüne tanık diğer çocuklara? Normal olanın anormal olduğunu verdiniz yaşattığınızla.
Asıl zarar sizlerden geliyor. Engelleyenlerden geliyor. Zarar veren bizler, bizlerin çocukları değil. Zarar veren sizin zihniyetiniz. Kim kime zarar veriyor gerçekten? Biz mi, siz mi? Asıl tehlikeli olan sizin bakış açınız. Dışlamanız zarar vermez mi bir çocuğa? Bu ilk değil. Son olmayacağını da çok iyi biliyoruz hepimiz. Çünkü bu düzen sadece sosyal medyada, günü geldiğinde hashtag kampanyalarıyla sorumluluğunu yerine getirmenin yeterli olacağına inandırıyor. İstediği kalıpta olmayanı istemiyor bu düzen.
Bir ebeveyn olarak buna itirazım var elbette. Bizler her türlü engelleme, dayatmaya karşı çocuklarımızın haklarının peşinde koşmak zorunda kaldık. Haklarımızı kolaylıkla almadık. Hep mücadele ile aldık, hep dert anlatarak, hep savaşarak… Sizler ve parçası olduğunuz sistem ne yaptı peki? Parkı, sınıfı yüzümüze kapattı. Kavgalarla girdik o yarısını araladığınız kapılardan. Lütuf sandınız. Sosyal hayatta var oluşumuzu zorlaştırdınız ama biz varız dedik yine mücadele ile var olmaya devam ettik ve sonrası da hashtaglarla #farkındayız dediniz, +1 eksiklik değil dediniz, renkli çoraplar, kırmızı ya da mavi ışıklar paylaştınız. Bu kadar!
Hiçbir şeyin farkında olduğunuz yok. Samimiyetle farkında olsaydınız, ortak yaşam alanlarımızda oraya ait değilmişiz gibi bakmaz, evlerinde hapsolan çocukları kendinize dert ederdiniz. Ayrıca farkında olmanızı değil, bizim çocuklarımızın çocuk olduğunu, sizler kadar, sizler gibi insan olduğunu gerçek anlamda algılamanızı istiyorum farkındalık yerine. Gerçekten farkında olsaydınız eşit yaşam koşullarını gözetip, oyun parkında, okulda, şehrin sokaklarında, toplu taşımada birlikte yaşarken yargılamaz, yadırgamazdınız. Çünkü yargılanacak ya da yadırganacak bir şey olmadığını zaten kendiniz kabullenmiş olurdunuz. Otizm, down sendromu, cp’li çocuklarımızla, bu dünyaya ait tüm çocuklarımıza buradayız. Sizin bu ayrımcı bakış açınız değişmek zorunda. Parklar, okullar ve hayat bizim! Ne kadar sizinse o kadar bizim!
Sözlerimin sonunu çok sevdiğim o slogan ile bitirmek istiyorum: “Alışın, gitmiyoruz!”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!