Kayra’nın Çığlığı



Kayra’nın intiharı AKP-MHP faşist blokunun toplumu sürüklediği derin yoksulluğu ve çürümüş düzeni gizlemek için körüklediği nefret politikalarının LGBTİ+’lar başta olmak üzere kadın, çocuk, hayvan, doğa, işçi, emekçi ayrımı yapmaksızın hepimizin hayatına yansımasıydı


Eylül Gökçin

Biz translara yaşam hakkı vermiyorlar. En başta ailem beni kabul etmedi. Her şey itibar” Bu sözler cis-hetero normatif şiddet kültürü ile yaşamaya zorlanan trans kadın Kayra’nın neden öldü(rüldü)ğünü en açık biçimde ifade ettiği son sözleriydi. Kayra’nın bu çığlığına rağmen canlı yayın sırasında onunla konuşan muhtemelen Kayra’nın “aile”sinden birine ait olduğu tahmin edilen telefondaki ses ona “seni ne kadar sevdiğimi göstereceğim. Yusuf gittin mi? Yusuf neredesin?” diye feryat ediyordu. Bu sözler de videonun altına yazılan nefret söylemleriyle dolu cümleler de Kayra’nın “translara yaşam hakkı vermiyorlar” sözünün dile gelişiydi adeta.

Tüm bu yaşananlar bir toplamın sonucuydu aslında. AKP-MHP faşist blokunun toplumu sürüklediği derin yoksulluğu ve çürümüş düzeni gizlemek için körüklediği nefret politikalarının LGBTİ+’lar başta olmak üzere kadın, çocuk, hayvan, doğa, işçi, emekçi ayrımı yapmaksızın hepimizin hayatına yansımasıydı.

2025 yılını ve önümüzdeki on yılı “Aile Yılı” olarak ilan eden bu örgütlü kötülük şimdi işi bir adım daha ileri götürerek Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik öngören yeni bir yasa taslağını meclise getirmeyi planlıyor. İktidarın hedefindeki makbul aileyi yaratmayı hedefleyen bu yasa taslağı hepimizin hayatına topyekûn bir saldırı anlamına geliyor. LGBTİ+’ların yaşadığı ayrımcılığı, şiddet ortamını körüklemek ve onları hedef göstermenin yanı sıra en temel hak ve özgürlüklerin birer birer eritilmesini ve yok edilmesini amaçlıyor.

Taslak, örgütlenme hakkından tutun da ifade özgürlüğü, akademik özgürlük, sivil toplum faaliyetleri, medya yayınları gibi birçok konuda Hitler Almanyası’nı aratmayacak yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. İktidarın pompaladığı bu örgütlü kötülük durmadı, önünde birleşik ve güçlü bir örgütlü mücadele görmeden de durmayacak!

İktidarın yarattığı ve aydınından solcusuna, CHP’lisinden kendine demokrat diyenine, profesöründen beyaz yakalısına kadar neredeyse tüm toplumun iliklerine kadar işleyen bu neoliberal yabancılaşma dün İzBB’de işçilerin karşısında grev kırıcı olarak sahnedeydi. Bugün Kayra’nın ölümünde yükselen nefret söylemlerinde dile geldi.  Yine dün sırf CHPli belediye olduğu için Çiğli Belediyesi’nde işten atılan kadın işçilerin direnişlerine toplumun azımsanmayacak çoğunluğunun sessiz kalmasında ortaya çıktı. Bugün Kayra’nın ölümünde…

Yazıyı Bertolt Brecht’in o güzel dizeleriyle bitirelim.

Kim mi kurtaracak seni, aç insan

Bize gel ekmek istiyorsan

Bize gel kıvrananlarla açlıktan,

Biz gösterelim sana yolu

Biz açlar vereceğiz sana ekmeği!

Ya hep beraber ye hiçbirimiz

Kurtulmak yok tek başına

Yumruktan ve zincirden

Ya hep beraber ya da hiçbirimiz!..