ABD, İngiltere ve Avrupa’nın emperyalist adresleri tarafından nükleer programdan vazgeçerek kendi enerji ve tedarik yolları açısından tehlikeli olmayacak bir konuma dahil olması, Çin-Rusya ekseniyle mesafelenmesi konusunda daha ciddi bir basınç uygulamak amacıyla vurucu güç olarak kullandıkları Siyonist İsrail’e olur verdikleri ve onun da kendilerini daha büyük bir savaşa girmeye zorladığı İran’a yönelik saldırının sonuçları büyüyor. Bugün 4. gününe giren saldırılarda İran’da 224 kişi, İsrail’de 16 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Saldırının ilk günlerinde İran halklarına “ayaklanın”, “size özgürlüğün kapısını açıyorum” çağrısı yapan Netanyahu son yaptığı açıklamada saldırının amacının İran’dan gelen nükleer program ve balistik füzeler çifte tehdidinin ortadan kaldırılması olduğunu belirtti.
Netanyahu’nun güvenlik danışmanı Tzachi Hanegbi ise İran’ın elinde hala binlerce balistik füze olduğunu belirtti ve “Bu, uzun vadede İran tehdidine son verebilecek bir savaş değil” diyerek İran’a yönelik saldırganlığın sürece yayılarak devam edeceğinin de işaretin verdi.
Netanyahu da saldırının gerçekleştiği 13 Haziran akşamı yaptığı açıklamada, İran’ın üretimi hızlandırdığını ve ayda 300 balistik füze üretmeyi hedeflediğini, bunun da 6 yıl içinde 20 bin füzeye ulaşacağını, füzelerin her birinin “İsrail şehirlerine düşmeye hazır bir otobüs dolusu patlayıcı” gibi olduğunu
Füzelerin İsrail’de Tel Aviv ve Hayfa başta olmak üzere birkaç kentte ciddi hasar yaratması İsrail’in bu noktadaki ısrarını sürdüreceğini ve daha kapsamlı bir savaşın zeminin yaratmasına altlık yapacağını gösteriyor.
Öte yandan İsrail saldırısını esasta destekleyen ve bu saldırıyla İran’ı devam eden nükleer görüşmeleri masasına en zayıf haliyle oturtmayı hedefleyen ABD, görüntüdeki “dahlimiz yok” tutumunu sürdürüyor. Fakat dünya alem de biliyor ki İran’dan gelen bazı füzeler ABD’nin bölgedeki askeri güçleri taraFından durduruldu. ABD’nin kontrolündeki tüm gerici iktidarlar hava sahalarını açtıkları gibi, İran’dan gelen füzeleri de engelledi.
İlk elde saldırıyı heyecanla karşıladığını gizlemeyen, “mükemmel” diyen Trump, “İran nükleerden vazgeçmeli” buyruklarını yineleyip dururken petrol fiyatları ve ekonomideki büyük dalgalanmalar riskini de görmenin telaşıyla bu sefer “İran ve İsrail anlaşmalılar” gibi cümleler kurmaya başladı.
Rusya ise bir taraftan İran’ın şimdilik 10 yıl önceki balistik füzelerini kullandığını, yenileri henüz devreye sokmadığını açıklayarak aba altından sopa gösterirken diğer yandan iki taraf arasında arabuluculuk yapabileceğini açıkladı. Trump ile Putin arasındaki görüşmede de bunu ifade ettiği belirtildi.
ABD merkezli Wall Street Journal, İsrail merkezli Times of Israel ile “Ynet” internet siteleri İran’ın Çin’den binlerce ton balistik füze bileşeni sipariş ettiği haberleri yaparak bu saldırganlığın hangi hedef ve boyutlara sahip olduğunu da ortaya koymuş oldular.
İran da İsrail de karşılıklı tehditlerde el yükseltmeye devam ederken sonuçların her iki taraf açısından da oldukça ağır hale gelmesi gelinen noktada bir es verilmesini gündeme getirebilir.
İran’ın saldırılarına başlamadan önce AB’li emperyalistlere belirli bir eşiği geçmeyeceği garantisi verdiği belirtiliyor. Netanyahu ABD ve diğerlerini de bu savaşa fiziken çekmeye çalışırken onlar gidilebilecek noktayı kendi ekonomik-siyasi çıkarları temelinde değerlendirmeye devam ediyor.
Saldırının İran molla rejiminin baskı, şiddet, idamlar silsilesi, büyük ekonomik sıkışmışlık koşullarında içerde de bir ayaklanmayı tetiklemesi beklenirken şu ana kadar en azından basına bu nitelikte bir halk tepkisi yansımadı.
Fakat İran’ın iş biraz daha uzarsa ortaya çıkabilecek ekonomik ve toplumsal sonuçları gözeterek bundan sonrasını da temkinli bir çizgide yönetmeyi planladığı anlaşılıyor.
Kısaca gelişmeler…
İsrail’in 13 Haziran’da başlattığı saldırı BM’ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun İran aleyhine aldığı kararın hemen ardından, ABD-İran arasındaki nükleer görüşmelerin 6’ıncıtutunun ise hemen öncesinde başladı. 13 Haziran’da sabaha doğru saldırıda ilk elde İran’ın önemli askeri komutanları ve nükleer fizikçilerini hedefleyen, esas olarak nükleer tesis ve füze rampalarını vuran İsrail, meselenin bundan ibaret olmadığını altyapı tesislerini ve sivil halkın yaşadığı alanları vurarak gösterdi.
İlk günden sonra havalimanları, petrol tesisleri ve içerden gerçekleşen sabotajlarla gündelik hayatı doğrudan etkileyecek hedeflerle saldırının alanını genişletti. Bazı görüntülerde İsrail sabotajcılarının kentlerin su tesisatını patlattığı, sokakların suyla dolduğu da görüldü. Öte yandan içerden sabotajlarından biriyle dün Tahran’da 5 ayrı noktada patlattığı bomba yüklü araçlarla 14 nükleer fizikçi bilim insanını öldürdü. Dini lider Hamaney’in de hedefte olduğu, ancak bunun Trump tarafından durdurulduğu basına yansıyan bilgiler arasında yer aldı.
İran saldırının ilk anlarına kilit noktalardaki 20 generalini kaybetmesi ve füze rampa sistemlerinin ciddi oranda zarar görmesi nedeniyle hareketsiz kalsa da akşam saatlerinde bazıları İsrail demir kubbesini de aşıp geçebilen çok sayıda füze ateşledi. Bu hamleden sonra 8 dalga halinde balistik füze saldırıları gerçekleştirdi. Son saldırı sabaha doğru gerçekleştirildi.
Ajanslara yansıyan bilgilere göre sabaha doğru gerçekleştirilen bu saldırıda İsrail’de geniş bir alan için alarmlar çaldı.
Öte yandan, Tel Aviv’in Gush Dan bölgesi, Petah Tikva kentinde patlamaların binalarda ağır yıkıma yol açtığı, itfaiye ve kurtarma ekiplerinin buraya yönlendirildiği kaydedildi.
İsrail’in kuzeyindeki liman şehri Hayfa’da da petrol rafineleri, elektrik santrali, sanayi tesislerinin bulunduğu noktaların bulunduğu alana füzenin düştüğü uzaktan çekilmiş görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.
Aynı şekilde güneydeki Lakhish bölgesinde de İran’dan atılan füzeler nedeniyle yangın çıktığı paylaşıldı.
Bu arada dün Umman’da yapılması planlanan ABD-İran nükleer görüşmelerinin 6’ıncısı de iptal edildi.
Katz’dan Tahran halkına tehdit!
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, sosyal medya platformu X’teki hesabından yaptığı paylaşımda İran’ın başkenti Tahran’da yaşayanları tehdit etti.
Katz, İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’i işaret ederek İran’ı, İsrail’deki sivilleri hedef almakla suçladı. Katz, “Tahran halkı bunun bedelini ödeyecek, hem de çok yakında” ifadelerini kullandı.
Katz, “Tahran’ın kibirli diktatörü, İsrail ordusunun yeteneklerini çökerten saldırılarını sürdürmekten caydırmak için İsrail’deki sivillere hedefli atışlar yapan korkak bir katile dönüştü.” dedi.
Anlaşılan o ki, dokunulmazlığa sahip kibriyle İsrail tarihinde az rastlanır böylesi bir yıkım karşısında çılgına dönmüş durumda ve daha fazla kan dökmeden durmayacak. Sahipleri durdursa da, şimdilik saldırılarına bir es verse de İran’a yönelik saldırılarını sistematik olarak sürdürecek.
İlk idam…
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail ordusunun saldırılarını “sistematik bir baskı ve tahakküm girişimi” olarak nitelendirirken, İran’ın bu tehditler karşısında geri adım atmayacağını ifade etti. Pezeşkiyan, İsrail ordusunun saldırılarını “sistematik bir baskı ve tahakküm girişimi” olarak nitelendirirken, İran’ın bu tehditler karşısında geri adım atmayacağını, bölgesel bir hegemonya peşinde olmadığını ve nükleer silah geliştirmek gibi bir amacı olmadığını ancak nükleer enerjiden vazgeçmeyeceğini vurguladı.
İran molla rejimi idamlarını ise sürdürüyor. İçine kadar sızdığı anlaşılan MOSSAD ajanı olmakla itham ettiği bir kişi dün idam edildi. Bundan sonra her türlü muhalefeti MOSSAD’la ilişkilendireceğini ön görmek ise zor değil.
İran halkı ne emperyalistler ve onların vurucu gücü İsrail’in açacağı “özgürlük” alanında nefes alabilir ne de onlarca yıldır yapmadığı zulüm kalmamış molla rejiminin varlığını sürdürmesi ona bir güvence sağlayabilir. İran işçi ve emekçileri açısından her iki gerici kampa karşı kolektif bir toplumsal duruş dışındaki her seçeneğin yolu köleliğe çıkıyor.
O günler şimdilik uzak olsa da er ya da geç gelecektir. Emperyalizm de gerici iktidarlar da Ortadoğu’dan defolup gidecektir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!