Diyanet İşleri Başkanlığı denilen ve fiilen şeriat kanunlarına göre yönetilen bir ülkenin yasa-kıstas koyucusu gibi hareket eden kurum, aklımıza gelebilecek her konuda ille de kadınların tarihsel-toplumsal kazanımları hakkında her hafta bir hutbe yayınlıyor.
1 Ağustos tarihli hutbesinde “Kısa giysiler ve şeffaf kıyafetler giyilmesi, nerede ve hangi amaçla olursa olsun Allah’ın örtünme emrini ihlaldir, haramdır”, “Tıbbi bir zorunluluk olmadan sadece beğenilmek ve özenti uğruna vücut organlarının yapısını değiştirmek, estetik ameliyatlarla fıtratı bozmak Allah’ın yarattığını beğenmemek ve şeytanın oyununa gelmektir, günahtır” diyerek kadınlar için alenen şeriata uygun giyinme biçimlerini salık vermişti. Kadın düşmanlığını kışkırtıp katillere sınırsız özgürlük alanı açan bu hutbeye ilişkin tartışmalar devam ederken bu haftanın hutbesinde de miras hakkına kıstaslar koydu.
Şeriat kurallarına göre kız çocuklarının mirastan yararlanması erkek çocuklarıyla eşit değil. Erkek 2 alıyorsa kadın 1 almak zorundadır. Eğer mirasçının sadece bir kızı varsa o mirasın yarısını alabilir diğer yarısı amca ya da diğer mirasçılara pay edilir. Medeni Kanun’a göre ise miras çocuklar arasında cinsiyet ayrımı yapılmaksızın eşit olarak paylaştırılıyor.
İktidar son olarak “artık miras kavgalarına son veriyoruz” diyerek Medeni Kanun’daki bu netliği ortadan kaldırarak “mirasçıların aralarında anlaşmaları halinde” gibi muğlak ve zayıf taraf olan kadının baskılanmasına açık bir düzenleme yaptı, üstelik noter şartını ortadan kaldırdı.
“Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmak”
Kadının kılık kıyafetine şer’i kurallara göre kaide getiren Diyanet bu sefer de mirasın “Kul Hakkı Ateşten Gömlektir” başlığı altında tüm camilerde okutulacak Cuma Hutbesi’nde karşılıklı rıza olmadan Allah’ın koyduğu miras ölçüsünü değiştirmenin ilahi adalete aykırı olduğu belirtilerek, “Kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” denildi.
“Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmak” demek “erkeğe 2 ise kadına 1” şeklinde özetlenecek şeriat kuralına riayet etmek anlamına geliyor.
Diyanet, sanki Medeni Kanun’un 495’inci maddesi, “Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar” hükmüyle, mirasçıların cinsiyet ayrımı gözetmeksizin “eşit” haklara sahip olduğunu açıkça düzenlemiyormuş ya da asıl derdi zaten o hakkı ortadan kaldırmak değilmiş gibi “Kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması”nı kınayan bir “bonkörlük” de sergiliyor. Lütfetmiş gibi…
Stokçuluktan karaborsacılığa, zemin etüdü yaptırmaktan yalan beyana kadar birçok başlık altında dile getirilerek arada kaynatılan bu saldırı kadınların tarihsel kazanımlarının hepsinin şeriat kurallarına göre yeniden düzenlenmesindeki kararlılığının açık ifadesidir.
İşçileri de atlamadı!
Diyanetin laf kalabalığı içinde dillendirdiği başka bir saldırganlık da işçilerin haklarına dair olan. İşçi ve emekçilerin kuralsız-esnek çalışma rejiminde posalarının çıkarıldığını bilmesek sanki sorun bu değil de asıl olarak “işten kaytarmak”mış diye düşüneceğiz!
Patronların ücretleri ödemesi vs. ye değindikten sonra işçilerin “çalışma saatlerine riayet etmemesi” için “günah” ve “kul hakkı” denilmesi Diyanet’in patronların ihtiyaçlarını esas alan sınıfsal kimliğinin özetidir.
Bu noktada fetvada kullanılan “Çalışanın, işverenin malına zarar vermesi, çalışma saatlerine riayet etmemesi, hasta olmadığı halde rapor alarak işe gitmemesi de kul hakkıdır, günahtır” ifadelerinin daha fazla sömürülmeye rıza gösterin dışında bir anamı yoktur!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!