İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında bugün sabah (11 Eylül) Can Holding sahipleri Mehmet Şakir Can, Kemal Can ve Kenan Tekdağ’ın da aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Holding bünyesinde bulunan 121 şirketin mal varlıklarına el konuldu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atandı. El konulan şirketler arasında medya kuruluşları Show TV, Haber Türk ve ABD merkezli Blomberg ekonomi kanalı ile eğitimde Bilgi Üniversitesi ile Doğa Koleji de var. Operasyonu ise polis değil jandarma yürüttü.
Medya kulislerine yansıyan bilgilere göreyse bu soruşturma aslında 2020-2021 yıllarında Can Holding Merkezinin bulunduğu Küçükçekmece’de bir vergi incelemesinde saptanan 86 milyar liralık (*) “kaynağı belirsiz para girişiyle” başladı, ama ne hikmetse yıllarca bekletildi. Hatta soruşturma sürerken Can Holding’in 2019’da satın aldığı Bilgi’den sonra Doğa Koleji ve Ciner Medya gibi büyük kuruluşları satın almasına göz yumuldu. Diğer bir bilgiyse operasyonun ‘Saray’dan izin çıkması üzerine başlatıldığı, bu zamana kadar bekletilmesinde de ‘Saray’ın etkisinin olduğu yönünde.
Operasyon medyada esas olarak el konulan medya kuruluşları üzerinden öne çıksa da holding bünyesindeki 121 şirkette yok yok ve siyasi bağlantılar dahil, petrol kaçakçılığından vergi kaçırmaya kadar çok ciddi iddialar sözkonusu.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gerekçesi ironik!
Soruşturmayı başlatan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, Holding’in “Varlık Barışı Kanunu’nu amacına aykırı kullandığı” iddiasında bulundu. Son yenilenmesi 2022’de yapılan bu kanunun kendisi kara para aklamayı resmileştirmekken Holding’in bunu aykırı şekilde kullandığının belirtilmesi son derece ironik! Savcılık açıklamasında “Kamu düzenini, mali sistemi ve vergi adaletini zedeleyen bu nitelikteki eylemlerle ilgili soruşturma tüm yönleriyle titizlikle sürdürülmekte olup, gelişmeler şeffaf şekilde kamuoyu ile paylaşılacaktır” ifadelerine de yer verildi.
Anladığımız, Can Holding kara para aklarken bazı mahfillere vermesi gereken “haracı” aksatmış ya da bazı mahfillerden bu paranın miktarını gizlemeye çalışmış! Yoksa, petrol kaçakçılığı başta olmak üzere pek çok iddianın havada uçuştuğu soruşturmaya konu olan Can Holding’in tüm bunları o yetkili mahfillerle işbirliği yapmadan gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını herkes bilir.
Görünenin ardındaki gerçeklerin en azından bir kısmı daha sonra açığa çıkacaktır muhtemelen. Ancak anlaşılan o ki, “yürü ya kulum” denilen Can Holding’in çeşitli alanlarda tekelleşmesine seyirci kalanlar şimdi tekelleşen o pastaya çökerek temiz iş çıkarmaya çalışıyorlar! Bakalım bu pasta önümüzdeki günlerde kime daha doğrusu hangi daha daha yandaşa “son derece makul” fiyatlarla devredilecek!
Can Holding’in hızlı yükselişi
Yetkinport’taki haber yoruma göre Can Holding kamuoyunun gündemine Nisan 2019’da Bilgi Üniversitesini satın almasıyla geldi. O sırada, Üniversitenin başına geçen Mehmet Şakir Can’ın 2016’daki sigara kaçakçılığı davası medyada yer aldı, ama durum değişmedi. Satın alma bedeli olarak 90 milyon dolardan söz edilse de resmî açıklama yapılmadı.
Holding Ocak 2022’de enerji sektöründeki varlığını daha önce Petrol Ofisini satın alıp Hollandalı Vitol Grubuna satan Avusturya Şirketi OVM ve MKT’den Haramidere akaryakıt terminalini grup bünyesindeki “Enerji Petrol”ü alarak güçlendirdi. Tam satın alma bedeli kamuoyuna duyurulmadı.
Ağrı, Doğubeyazıt kökenli ailenin kurduğu Holding’in eğitim alanındaki ikinci büyük yatırımı Şubat 2022’de 100’den fazla yerleşkesi ve 50 binden fazla öğrencisiyle Doğa Koleji’ni “Can Eğitim Grubu” bünyesine katmak oldu. Satınalma, o dönem (Can ailesiyle aralarında akrabalık ilişkisi bulunan) Kenan Tekdağ’ın yönetiminde bulunduğu Habertürk’ün Doğa Kolejinin 60 milyon dolara yaklaştığı öne sürülen borçları üzerine ısrarlı yayınları ardından yapıldı, borçların kapatıldığı bildirildi ama kesin satın alma bedeli açıklanmadı.
Medya ve eğitim bağlantıları
Holding medya dünyasına Aralık 2024’te Habertürk, Show TV ve Bloomberg’in dahil olduğu, Turgay Ciner sahipliğindeki Ciner Medya Grubunu satın alarak girdi. Satışın tam olarak kaça mal olduğu açıklanmadı, ancak daha önce Habertürk yönetiminde bulunan gazeteci Fatih Altaylı “800 milyon dolara yakın” bir meblağ öğrendiğini yazdı.
O tarihe dek Ciner Medya Grubunun tek adamı olarak bilinen Kenan Tekdağ, bu satışla birlikte Can Holding’e geçti ve yine medya grubunun tek yöneticisi olarak kaldı.
Can Holdingin son dönemdeki hızlı büyümesinde kamuoyuna bütün ayrıntılarıyla açıklanan satın alma ise Nisan 2025’te Türkiye’nin köklü mühendislik-müteahhitlik şirketlerinden olan Tekfen Holding’in yüzde 40 ile en büyük paydaşı haline gelmesini sağlayan, Berker ailesine 315 milyon dolarlık ödemesi oldu.
Bu arada, Doğa Kolejlerini, borçları ve Habertürk’ün yayınlarının etkisiyle Can Holding’e satan önceki sahibi Ömer Saçaklıoğlu’nun, konuyu halen tutuklu bulunan Avukat Rezan Epözdemir’e bağlayan “gayrimenkullerine çöküldüğü” iddiaları da gazeteci Lube Ayar tarafından yeniden gündeme taşındı.
“Bilgi Mütevelli” bir kaynak
Bu süreçte Can Grubuna eğitim yatırımları üzerinden dahil olan bir isim de Lale Cander oldu. Cander’in Can Holdingle ilişkisi, Holding’in Bilgi Üniversitesini satın aldığıi kendisinin de İtalyan lastik devi Pirelli’nin Türkiye icra Kurulu Başkanlığına (CEO) getirildiği 2019’da başlıyor. Cander’i, 2023’te Can Bilim Eğitim Kurumları AŞ’nin tek hissedarı ve Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi olarak Holding bünyesinde görüyoruz. Cander 2024’te de Türkiye-İtalya İş Konseyi Başkanlığına seçiliyor.
Bu süreçte Türkiye ile İtalya arasında Baykar-Leonardo anlaşması gibi savunma sanayii alanında önemli bir anlaşma pişirilip imzalanıyor. Cander ise 2024’te Formula-1 yarışlarını yeniden Türkiye’ye getirmek üzere İstanbul Park ihalesini alıyor ama ihale Şubat 2025’te iptal ediliyor. YetkinReport’a bilgi veren iş dünyası kaynakları, Cander’in “Külliyenin adını fazla kullandığı” gerekçesiyle gözden düşmesini de bu sürece bağlıyorlar.
El konulan Bilgi Üniversitesinin halen internet sayfalarında duran son Mütevelli Heyetinde, CHP’den milletvekili, AK Parti’den da Muğla belediye Başkan adayı olan Aydın Ayaydın ve eleştirel TESEV kuruculuğundan AK Parti saflarına geçen Can Paker’in oğlu Kerem Paker gibi isimler bulunuyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!