Alınteri ve KöZ’ün Mustafa Suphi ve yoldaşların katledilmesinin 105. yılında “On Beşler”i anmak için “28 Kânunisânî’yi Unutma” sloganıyla düzenlediği etkinlik İzmir’de gerçekleştirildi.
Başta TKP önderleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ile birlikte şu an Rojava’da Kobenê’de dövüşerek düşenler şahsında devrim yolunda hayatları feda edenler için saygı duruşu yapıldı, Enternasyonal Marşı söylendi.
Açılış için Alınteri ve KöZ ortak metni okundu. Metinde “Her yılın 28 Ocağı geldiğinde, kimi zaman azalan kimi zaman artan sayıda komünistin onları andığı” vurgulandı. Ancak bu anmaların esas olarak TKP önderlerinin sadece katledilişinin anması değil “29 Ocak’ın” aynı zamanda “Komünist Enternasyonal Türkiye şubesinin yöneticilerinin, Anadolu topraklarındaki sınıf mücadelesinde işçi ve köylü yığınlarına bizzat önderlik etmek üzere gelişlerinin yıldönümü” olduğu vurgulandı.
Ortak metinde “O gün bugündür aynı topraklarda komünist bir dünya kurma mücadelesine hayatlarını veren Onbeşler gibi komünistler hiç eksik olmadığı…” belirtildi. Bu bağlamda “Bugün de Mustafa Suphi ve yoldaşlarının üstlendikleri sorumlulukla ödevi benimseyerek, gereğini yapma iddiasını ortaya koyan bir komünist atılıma en az 105 yıl önceki kadar ihtiyaç varolduğu” vurgulandıktan sonra “Devrimci bir odağı yaratma yolunda birlikte adımlar atan Alınteri ve KöZ olarak bu bilinçle bugün böyle bir politik buluşmayı birlikte düzenlediği”nin altı çizildi.
KöZ adına konuşan konuşmacı “yerli ve milli bir komünist tanımlamasını yapmanın bilfiil mümkün olmadığını, yerli gözüken komünist bir hareketin bile uluslararası gelişmelere bağlı olarak varlık kazandığını” söyledi.
1848’ten 1917’ye kadar komünist hareketin dünya çağındaki kısa tarihini verdikten sonra TKP’nin Komitern’deki diğer komünist partiler gibi “komünistlerin birliği” ekseninde Ekim Devrimi’nin gücü ile kurulduğunu belirtti.
📍İzmir
◾️Alınteri ve Köz’ün Mustafa Suphi ve yoldaşlarını anmak için “28 Kânunisânî’yi Unutma” sloganıyla düzenledikleri etkinlik yapıldı pic.twitter.com/CIAhffsomQ
— Alinteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) January 24, 2026
Sovyetler’in yıkılmasına rağmen, ‘80’lerin ortasından beri yaşanan Kürt Baharı’nın rüzgarıyla, Türkiye’deki devrimci hareketin ortaya çıkan tahribattan görece geç ve düşük şiddette etkilendiğini belirtti. KöZ adına konuşan konuşmacı “Suphiler nasıl Ekim Devrimi’ni yaymak adına Anadolu’ya geldiyse, komünizm iddiasını taşıyanların da aynı şekilde bugün Rojaya Devrimi’ni bir proleter devrim olmasa da savunmak, bu devrimin rüzgarını bu topraklarda yaymak, onu aşan ve Ekim Devrimi’nin yolundan giden bir proleter devrime önderlik etmek için sınıf mücadelesin içinde bilfiil yer alması gerektiğini” söyledi.
Alınteri adına konuşan konuşmacı “Onları anmanın tek başına onların katledilmesinin acısını yeniden hissetmek değil elbette. Türkiye sosyalist ve komünist hareket için çok önemli bir olayın bugünle tarihsel, sınıfsal bağını kurmayı da içerdiği”ni vurguladı.
Konuşmacı Suphi ve 15 yoldaşının güncellik açısından 3 tarihsel bağa işaret etti. İlk olarak “Alınteri’nin kendisini mirasçısı olarak kabul ettiği Paramaz ve 19 yoldaşı ile Suphi ve 15’lerin katledilmesinin Türk burjuvazinin anti-komünist kimliğinin ilk göstergesi olduğunu; ikinci olarak Türk burjuvazisinin Türkiye’deki devrimci, sosyalist, komünist hareketleri her fırsatta katliamlarla yok etmek istediğini ve bunun burjuvazi için bir tercih değil zorunluluk olduğunu; üçüncü olarak devrimci odak tartışmasında burjuvaziye her ne olursa olsun iyiniyet atfetmeme ile birlikte devrimci tarafta olmanın bir diğer göstergesinin de Suphiler’in katledilmesinde (Kemalizm’le kolkola olmak ya da olmamak gibi) hangi tarafta olunduğunun da belirleyici olduğunu belirtti.
Alınteri konuşmacısı son olarak Mustafa Suphi ve 15’lerin katliamına dair kendisine Marksist-Leninist, komünist diyenlerin başta işçi sınıfı olmak üzere kitleler karşısında özeleştirel tutuma sahip olması gerektiğini vurguladı. Buna göre Lenin’in önderliğindeki Sovyetler Birliği hükümetinin Suphiler’in katledilmesine dair Ankara Hükümeti’ne diplomatik olarak bir nota çekmemesinin Enternasyonalizm ve ML adına kabul edilebilir bir yanı olmadığını belirtti.
Etkinlik özellikle 1920’de kurulan TKP’nin devrimci ve de enternasyonalist mirasının bizzat bugün Rojava’ya, Kobanê’ye aktarılmasının nasıl olması gerektiği eksenindeki canlı tartışmalarla son buldu.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!