Çarşamba, 29 Temmuz 2026

Kadınlar Okulu



İnsan birini seviyorsa artık onu olduğu gibi, olduğu haliyle göremez. Bana kalırsa, sevgiyle gelişir ama kendimizi tanımayı ancak zıtlaşarak öğreniriz


Andre Gidé

Robert’le evlenip bağımsızlığımdan vazgeçmeyi (babamın itirazına rağmen evlenerek bağımsızlığımı gösterdim zaten) çok doğal buluyorum, ama her kadın kendine uygun tutsaklığı seçmekte özgür olmalı en azından.

Robert beni çok iyi tanıdığını sanır; onun dışında, kendime ait bir yaşamım olabileceğini aklına bile getirmez. Kendisinin ayrılmaz parçası gibi görür beni. Konforunun tamamlayıcısıyım. Karısıyım.

Robert’in canını sıkmaktan korkarım çoğu kez; çünkü sohbetlerde çevreden hep duyduğum onun ‘yanlış kullanıyorsun’ diye beni uyardığı kimi deyim ve söz dizimlerine başvurmak gibi bir huyum var. Yalnızsak sözümü kesip düzeltir onları. Ama kalabalık içinde çoğunlukla susarım. Yüzünde sinirlendiğine ilişkin küçücük bir işaret görmekten korkarım çünkü; bir tek ben görebilirim o işareti ama bana ifadeyi doğru kullanmadığımı anında anlatır. Ama doktor Marchant varken konuşmaya karar verdim ve beni baştan biraz ürküttü. Kendimi tanırım; içimi biraz fazla dinlesem bütün rahatlığım, doğallığım kaybolur gider.

Bana kalırsa, sevgiyle gelişir ama kendimizi tanımayı ancak zıtlaşarak öğreniriz.

Robert’in karşılaştığı her yeni kişiyle ilgili ilk iş şunu neresinden yakalasam diye düşündüğünü hissediyorum. Görünüşte en verici tavırlarının, karşıdakini pek minnettar bırakan davranışlarının temelinde onu kendisine gerçekten borçlu kılmanın yattığını hissediyorum… “Onun için yaptığım onca şeyden sonra artık hiçbir isteğimi geri çeviremez.”

Kısacası, hiçbir şeyi bilgi edinmek için öğrenmiyor, bildiğinin sanılması daha önemli geliyor ona…

[Kadınlar Okulu, André Gide, Türkçesi: Alev Er, 2. Baskı, Sel Yayıncılık]