Nadejda Konstantinovna Krupskaya Lenin’in karısı olarak anılsa da, aslında Lenin’le tanışmadan önce Marx’ı okumuş, Marksizmle tanışmış, Bolşevik bir devrimci kadındır. Sovyetler kurulduktan sonra Eğitim Halk Komiseri Yardımcılığı görevini üstlenmiştir.
Eğitim sorununa ilgisi Ekim Devrimi’nden çok öncesine dayanıyor. Askeriyedeki babası, Polonyalı devrimcilere yardım ettiği gerekçesiyle atılır. İyi eğitimli, aristokrat ailesinin yaşam koşulları, babasının işsiz kalmasıyla bir anda değişir. Babası öldükten sonra ders vererek hayatını kazanmaya başlayan Krupskaya, bu sırada sadece para değil, emekçilerin özellikle de kadınların kaderini değiştirecek eğitim politikalarına dair ideolojik görüşler de kazanır.

Katıldığı tartışma toplantılarında Marx’ın teorileriyle karşılaşır ve bir şeylerin halkın yararına değiştirilebileceği inancı gelişir. Bu, her şeyin yasak olduğu Çarlık Rusyasında elbette kolay olmayacaktır; gizli buluşmalar, okuma grupları, yeraltı kütüphaneleri derken, Krupskaya işçiler içine ya yazdığı bildirilerle ya da bir öğretmen olarak girer. Lenin’le tanışmasıyla halk eğitimi konusundaki görüşleri giderek daha da netleşir. Eğitimin sadece okur yazarlık öğretmekten ibaret olmadığını düşünen Krupskaya, halk eğitimine, Lenin’in deyimiyle “gelecekte karşımıza çıkacak her şeye hazırlanmak” bilinciyle yaklaşır. Ekim Devrimi’nden önce bildirilerle, gazetelerle halkı aydınlatma ve bilinçlendirme çalışmalarına yoğun bir şekilde katılan Krupskaya, devrimden sonra da Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin eğitim politikalarının mimarlarından biri olur.
Onun Lenin’den Anılar kitabından bir bölüm yayınlıyoruz:
Sabahleyin, temiz yakası ve kravatıyla tam bayramlık bir görüntü içinde, yeni bir para gibi ışıldayan Prominski geldi. Onun bu durumu çabucak bizi de etkiledi ve üçümüz, köpeğimiz Zhenka’yı da alarak Oskar Enberg’e gittik. Zhenka neşeyle havlayarak önden koşuyordu. Şuşa nehri boyunca yürüdük. Buzlar çözülmüş, suyun üzerinde sürükleniyorlardı. Zhenka buzlu suyun içinde dolaştı ve Şueşnskoye’nin tüylü bekçi köpeklerine aynı şeyi yapmaları için meydan okudu.
Bizim gelişimiz Oscar’ı heyecanlandırmıştı. Hepimiz onun odasında oturup hep beraber şarkı söylemeye başladık:
İşte geldi, kutlu ilk günü Mayıs’ın!
Hiçbir keder onun yolunu tıkamasın.
Bağırın, çınlasın güçlü türküler,
Mutlu grevimiz başlıyor bugün!
Pek gecikmez polisler bulur izi
Kirli aylıklarını hak etmek için,
Parmaklık ardına koyarlar bizi.
Yuh olsun polislere! Ne gelir elden,
Avuçlarımızda usulca erir Mayıs
Ama siz gene de bağırın: BİZ KORKMAYIZ,
Selâm, selâm sana,
Kutlu Mayıs!
Şarkıyı Rusça söyledikten sonra bir de Lehçe söyledik ve 1 Mayıs’ı yemekten sonra kırlarda kutlamayı kararlaştırdık. Öyle de yaptık. Kırda altı kişiydik -Prominski iki küçük oğlunu da birlikte getirmişti. Her zamanki gibi güler yüzlüydü. Kuru bir tepeciğin üzerine çıkan Prominski, cebinden kırmızı bir mendil çıkardı, yere serdi ve başı üzerinde amuda kalktı. Çocuklar zevkten çığlıklar attılar. Akşam da bizim evde toplandık ve yine şarkılar söyledik. Prominski’nin karısı da geldi. Annem ve Paşa da koroya katıldılar.
O gece İlyiç ve ben, bir gün bizim de katılacağımız muazzam işçi gösterilerini düşünmekten uyuyamadık.
Krupskaya / Lenin’den Anılar
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!