Pazar, 28 Haziran 2026

Erdoğan’ın Güncel Hezeyanları



Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’na katılan Erdoğan, “Aile Yılı”na -sonrasında “Aile 10 Yılı” olarak revize etti- bir de “nüfus”u ekledi


Gerçeküstü bir film setinde ya da nostaljik bir roman kurgusundayız sanki. Bütün bildiklerimizi, yaşadıklarımızı unutmamız isteniyor. Uyuşmamız, kayıtsızlaşmamız, kendimizi akışa öylece bırakmamız isteniyor. Bunu doğrulayacak binlerce örnek gösterilebilir ama AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta yaptığı konuşmayla kadınlara ayar verme çabası hafızasız olduğumuz, hala silinmeden kalan kırıntıların da ortadan kaldırılmasına yönelik bir sayıklamadır:

Aradan geçen sürede üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar, dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün bu anlayış tamamen iflas etmiş durumda.

Üç çocuk çağrılarının haklılığı ispat edilmiş. Kim demiş? Daha sonra yakındığı doğurganlık oranlarının düşmekte olduğu bile bunu yalanlıyor! Ama kimin umurunda?! Ne kadar yalan söylersen o kalır hafızalarda sanıyor.

Utanmadan sağlık sisteminin iyileştirilmesinden söz ediyor. Sağlık sistemini tepeden tırnağa özelleştirerek, sağlık hizmetlerinin sürekli kâra odaklanan bir sektöre dönüşmesine yol açan kendileri değilmiş gibi… Yenidoğan Çetesi eliyle bebeklerin katledildiği, SGK’dan para alabilmek için erişkin yoğun bakımda hastaların entübe edildiği, gereksiz tedavilerin uygulandığının ortaya çıktığı yer Türkiye değilmiş gibi…

Yine “aile” üzerinden iri laflar

Geçtiğimiz günlerde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’na katılan Erdoğan, “Aile Yılı”na -sonrasında “Aile 10 Yılı” olarak revize etti- bir de “nüfus”u ekledi. “Vatan, millet, Sakarya” diskuru da artık ailesiz anılmıyor, çünkü bütün bu politikalara kılavuzluk eden en önemli başlık aile ve onun “güçlendirilmesi”.

Hepimiz biliyoruz ki, faşist rejim ve sözcüleri “aile” diye ağızlarını her açtıklarında, “Bir milletin gücü yuvalarında tüten ocakta, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir” diye akıl vermeye kalktıklarında kadının daha da köleleştirilmesi, kadın cinayetlerinin her güne 3-5 düşecek şekilde geometrik artışı ve vahşet sınırlarına tırmanışı tavan yapıyor. Çocuğa yönelik istismar sınır tanımaz boyutlara ulaşıyor.

Çekirdek ailenin yapısı ve bileşimindeki değişim hızla değişiyor, boşanma oranları yükseliyor, doğurganlık oranı 1,48’lerde seyrediyor. Erdoğan bunu “Doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviye olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü” diye ifade etti. Dünya hızla değişiyor ve eşitsizliğin en fazla acısını çeken kadın, bunun şiddeti doğuran ve yeşerten zemini oluşturduğunu biliyor.

2014’te çekirdek ailelerin yüzde 67,8’i iki ebeveynli çocuklu ailelerden oluşurken, bu oran 2024’te yüzde 60,7’ye geriledi. Aynı dönemde tek ebeveynli ailelerin oranı yüzde 11,3’ten yüzde 17,2’ye yükseldi. ‘Anne-baba-çocuk’ tipi çekirdek aile artık baskın değil; bu oran 2014’te yüzde 45 iken 2024’te yüzde 38’e geriledi. Bütün bu veriler doğurganlıktaki düşüşle birleşince “çok çocuk doğurun” fetvalarından geçilmiyor.

Kadın, evlilik, doğum

Faşist rejim bloku, evlilik zincirinin sağlamlaşması için kadınları bir yandan işkencecileri, tecavüzcüleri, tahakkümcüleri ile “barıştırıp” onları nefes alamayacakları hapishanelere geri gönderme gayretini sürdürüyor diğer yandan bu zinciri koparıp atan kadınları ve çocukları “yoksulluk nafakası”ndan mahrum bırakmaya çabalıyor.

Erdoğan’ın ve siyasi iktidarın derdi şu: Kadınlar hem doğursun, aile içinde geleneksel rollerini yerine getirip evdeki bütün bakım işlerini sırtlansın hem de ucuz işgücü olarak kapitalist üretimin parçası olsun! Makbul kadın olsun, aza kanaat eden emekçi olsun!

Demagojik bütün demeç ve açıklamalarından telaş içinde olduklarını, bu konuyu ne kadar hayati bulduklarını görmek mümkün. Yalanların satır aralarına gizlendiği bu “neler yaptık” propagandası neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Yarı zamanlı çalışma yönetmeliği çıkardık” diyor ama yarı zamanlı çalışmaya yarı zamanlı maaş verileceğinden söz etmiyor. “Çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek” diyor ama bu yasanın sadece kamuda çalışanlar için geçerli olduğundan söz etmiyor:

2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025’te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. (abç)

Özcesi evlenin ve çok çocuk doğurun deniyor kadınlara. “Reis” böyle konuşur da tebası durur mu? Ordu Kumru Belediyesi de el yükseltiyor. Bakalım ardından neler gelecek…

Ordu Kumru Belediyesi, ilçedeki nüfusu artırmak için teşvik programı başlattı.

    • 10 çocuk yapan aileye: Sıfır kilometre otomobil
    • 8 çocuk yapan aileye: Belediyede iş imkanı + 300 bin TL
    • 3’üncü ve sonrası her çocuk için ekstra 50’şer bin TL