Pazartesi, 28 Eylül 2026

Milli Eğitim’de Gerici Kuşatmaya Yeni Halkalar Ekleniyor



ÇEDES, MESEM projelerine MHP’lilerin okulları ziyareti ve dinci-gerici vakıflarla imzalanan protokoller eşlik ediyor. Son olarak kötü ünlü Ensar Vakfı’yla “Sana Emanet Bilgi Yarışması” başlığı altında okullarda bilgi yarışması düzenleyebileceği bir protokol imzalandı


Tamamen sermayenin çıkarları ve rejimin ideolojik ajandasını uygulamak üzerinden şekillendirilen eğitim sistemi, gerici tarikatlara da kaynak yaratmaya devam ediyor. Milli eğitim tarikatların çiftliği haline gelmiş durumda. Emekçilerin “güzel bir geleceğe kavuşsun, bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmesin, nitelikli bir eğitim alsın” umuduyla çocuklarını teslim ettikleri eğitim sistemi geleceksizlik, kaygı, sömürü ve gericilikten başka bir şey vermiyor emekçi çocuklarına. Geleceksizleştirilen gençlerin itildiği şiddet girdabını da fırsata çeviren iktidar “güvenlik” bahanesiyle en ufak bir itirazın büyümesini engelleyecek boğucu bir denetim ve baskı sistemi inşa ediyor gençler üzerinde. Öte yandan, devasa bir ekonomik birikime sahip olup özellikle çocuklara karşı her tür alçakça suça bulaşmışlıklarıyla bilinen vakıf ve tarikatlar okullarda cirit atıyor.

“Tarikatların Bakanı” Yusuf Tekin’in Milli Eğitim Bakanı (MEB) olarak atanması iktidarın bu “işçileştirme” ve gericileştirme politikasını toplumun gözüne sokacak bir yönelimle gerçekleştirme stratejisinin göstergesiydi. Değerler Eğitimi başlığı altında uygulamaya konulan ÇEDES projeler, işçileştirmeyi hedefleyen MESEM’ler sermayeye ucuz işgücü yaratma ve toplumu gericileştirme politikasının tipik ifadesidir. Tüm bunlar, toplumun geleceksizleştirilmesinin iktidar için bilinçli bir yönelim olduğunu bir kez daha gösterdi. Bir başka deyişle, en küçük bir hak arama yöntemini hatta insanların cinsel yönelimini bile “topluma karşı oynanan büyük oyunun parçası olarak” gösteren iktidar, toplumun gelecek umudunu tamamen elinden alan gerçek tehlikeli oyunu adım adım örmeye devam ediyor.

Son günlerde yaşananlar iktidarın bu pervasız yöneliminin kesintisiz şekilde yeni gerici hamlelerle devam ettiğini gösteriyor. Önce sanki eğitim emekçilerinin bütün elzem sorunları çözülmüş gibi bir önlük dayatmasıyla gündemi meşgul ettiler. Bu hem eğitim emekçilerinin özgürlüğüne karşı girişilmiş bir hamleydi hem de iktidarın kadın ve LGBTİ+ düşmanı gerici kuşatmasının bir parçası. Sonra velilerin bile randevusuz giremediği okullara faşist MHP yöneticileri girdi. Okullara sokulan gerici tarikatlar ve faşist örgütlenmelerin oynadığı rol de biraz daha gözlere sokulmuş oldu böylece. Zira MHP yöneticileri, okulların kapısı kendileri için ardına kadar açılan faşist suç örgütü Ülkü Ocakları’nın bir etkinliği sonrasında sınıflara girmiş, bu pervasızlığa tahammül edemeyen okul müdürünün isyanıyla da gündemde yerini almıştı.

Bu olayın ardından bir ay bile geçmeden ‘tanıdık’ bir gerici vakıfla protokol imzalandı. 2012 yılında 45 çocuğa yönelik cinsel istismarla gündeme gelen Ensar Vakfı yeni bir protokolle okullarda bilgi yarışması düzenleyecek. Evrensel Gazetesi’nden Vural Nasuhbeyoğlu’nun haberine göre Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden okullara gönderilen 25.09.2026 tarihli yazıda, MEB Sosyal Etkinlik İzinleri Yönergesi kapsamında “Ensar Vakfı tarafından Bakanlığımıza bağlı resmi/özel kurumlarda öğrenim gören ortaokul/lise öğrencilerine yönelik ‘Sana Emanet Online Bilgi Yarışması’ etkinliğine ilişkin Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün İlgi (a) yazısı yazımız ekimizde gönderilmiştir. Bilgilerini ve gereğini rica ederim” ifadelerine yer verildi.

Karaman’daki cinsel istismar olayının ardından bakan Sema Ramazanoğlu “bir kereden bir şey olmaz” şeklindeki mide bulandırıcı yorumuyla iktidar açısından emekçi çocuklarına verilen değeri bir kez daha göstermişti. O günden bugüne Ensar Vakfı ve benzer gerici yapıların etki alanının genişletilmesi hatta okul içlerine kadar alınması Sema Ramazanoğlu’nun sözlerinin bir dil sürçmesi ya da iktidarı aklamaya yönelik bir hamleden çok iktidarın bu tarikatlar eliyle nesilleri gözden çıkardığının dile gelişi olarak yorumlanabilir.

Her hamlede adım adım örülen bu girdaptan çıkabilmenin tek yolu örgütlü mücadele. Eğitim emekçilerinden velilere, öğrencilerden toplumun farklı kesimlerine uzanan kitlesel ve bilinçli bir mücadeleden başka kurtuluş yolu yok.