Pazartesi, 28 Eylül 2026

Öğrenci Artık Sadece Öğrenci Değildir



Üniversite yaşamı boyunca çeşitli politik eylemlerde ve örgütlenmelerde yer alan ancak mezun olduktan sonra mücadeleden kopan ciddi bir öğrenci gençlik kitlesi mevcuttur. Bu kitleyi mücadele içerisinde tutabilmek için öğrenim gördüğü bölüm üzerinden sendikal ya da farklı örgütsel formlar geliştirmek gereklidir


Mehmet Cihan

Türkiye’de ekonomik ve siyasal kriz derinleştikçe öğrenci gençlik toplumun geri kalanları gibi bundan olumsuz olarak etkilenmekte. Küçük burjuva karaktere sahip öğrenci gençlik hayat pahalılığının derinleşmesiyle birlikte yarı proleterleşme süreci içerisine girmektedir. Bu yarı proleterleşme durumu bizzat devlet tarafından çeşitli ekonomik politik programlarla teşvik edilip öğrenci gençliği iş ve çalışma hayatına girmek zorunda bırakmaktadır. Bu şekilde hem güvencesiz hem de ucuz işgücü sağlayarak orta ve küçük ölçekli üretimin yoğun olduğu illerde üretimi ayakta tutmanın, ucuz krediye erişmenin güçleşmesi nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşayan KOBİ’lere can suyu olmak istemektedir.

Lise ve üniversite öğrencileri bugün staj adı altında sömürülerek ucuz işgücü olarak kullanılmaktadır. Bütün bu gelişmeler sonucu öğrenci gençlik klasik anlamdaki küçük burjuva sınıfsal karakterini kaybetmiştir; onlar sınıf mücadelesine kazanılması gereken toplumsal bir kesim olarak devrimcilerin önünde durmaktadır. Son dönemde ülkemizde artan toplumsal eylemlerde motor güç olarak öğrenci gençliği görmek yaşadıkları güvencesizlik, diplomanın gittikçe değer kaybetmesi mezun olduğu alanda iş bulamamak gibi ciddi olarak yaşadıkları sıkıntıların sonucu olarak görmek mümkündür.

Öğrenci gençliğin ekonomik demokratik ve akademik talepler üzerinden çeşitli dönemlerde ivmelenen eylemlerini saymazsak üniversite dışındaki toplumsal eylemler ve sınıfla kurduğu bağın pamuk ipliğine bağlı olduğunu görmek mümkündür.

Ülkenin iktisadi ve siyasal yapısı öğrenci gençliğin eğitim ile sınıf atlama hayaline darbe vurmaktadır. Gençler işçileşme sürecini bizzat eğitim öğretim içinde yaşamaktadır. Bu proleterleşme süreci devrimcilerin önüne örgütlenme olarak yeni tarz ve modelleri getirmelidir. Sektörel olarak bizzat iş yaşamına dahil olmadan öğrenci gençlik yabancılaşmayı bir işçi gibi yaşamadan sendikal örgütlenme içerisine alınabilir.

Genç, sınıfın yaşadığı sorunları iş yaşamına girdikten sonra bizzat kendisinin yaşayacağını bilmekle birlikte emeğin ve insanlığın kurtuluşu için mücadele edenlerle ve sınıfla kader birliği yapamamaktadır. Üniversite yaşamı boyunca çeşitli politik eylemlerde ve örgütlenmelerde yer alan ancak mezun olduktan sonra mücadeleden kopan ciddi bir öğrenci gençlik kitlesi mevcuttur. Bu kitleyi mücadele içerisinde tutabilmek için öğrenim gördüğü bölüm üzerinden sendikal ya da farklı örgütsel formlar geliştirmek gereklidir.

Politik muhtevaya sahip olacak bu örgütlenme modeli kendisini sadece üniversitedeki ekonomik demokratik akademik mücadele ile sınırlamamalı, üniversite duvarlarının dışına çıkarak sınıf mücadelesinin ateşi içerisinde pişmelidir.