Yaklaşık 150 bin metal işçisini ve aslında tüm işçi sınıfını ilgilendiren MESS Grup sözleşmelerinin arabulucuya gitmesinden sonra Türk Metal (TM) de örgütlü olduğu fabrikalarda ve kent merkezlerinde eylem yaparak, altından kayacağını bildiği zemini tutmaya çalışıyor. 7 Ekim’de başlayan ve yapılan oturumlarda taraflar arasında uzlaşma sağlanamayınca 4 Aralık itibariyle anlaşmazlık zaptı tutularak arabulucuya giden sözleşme görüşmelerinde MESS, 3 yıllık sözleşme, yüzde 6 oranında zam ve esnek-güvencesiz çalışmanın önünü açacak dayatmalarla gelmişti.
Önemli metal fabrikalarında yaklaşık 110 bin işçinin örgütlü olduğu TM, daha önceki TÜPRAŞ ve PETKİM sözleşmelerinde olduğu gibi grev yasağı ve Yüksek Hakem Kurulu tehdidi altındaki sözleşme sürecini kelimenin gerçek anlamıyla göstermelik eylemlerle idare etmeye, bu arada metal işçisi nezdinde zaten yıpranmış itibarını bir nebze de olsa kurtarmaya çalışıyor.
İşçinin üretimden gelen gücünün devreye sokulmasından özenle kaçınan TM, ilk uyarı eylemini 11 Aralık tarihinde vardiya giriş ve çıkışlarında ıslık ve alkış çalınmasıyla yapmıştı. Aynı biçimdeki eylemleri 13 ve 17 Aralık tarihlerinde de tekrarlamıştı.
TM, dün de örgütlü olduğu fabrikaların bulunduğu kent merkezlerinde mitingler düzenledi. Renault, Ford, TOFAŞ, Bosch, Arçelik, Man, Mercedes, İDÇ, B/S/H başta olmak üzere örgütlü olduğu fabrikaların bulunduğu tüm il ve ilçelerde gerçekleşen mitinglere binlerce işçi katıldı.
Aksaray, Ankara, Bolu, Bursa, Denizli, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Manisa ve Sakarya il merkezleri ile Biga, Bozüyük, Çerkezköy, Gebze, Gölcük ve İskenderun ilçe merkezlerinde gerçekleşen mitinglerde metal işçileri oldukça canlı bir katılım sergilerken, TM de gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla bu süreci nasıl bağlayacağının ipuçlarını verdi.
TM’nin süreci özetleyerek başladığı bol bol hamaset yapılan açıklamasının tek bir yerinde bile MESS’in dayattığı 3 yıllık sözleşmenin reddedildiği lafzı geçmedi. TM açıklamasında 2 yıl önce yapılan ve “asrın sözleşmesi” olarak tabir ettiği sözleşmeden bahsederek zevahiri kurtarmaya çalışırken, bu sözleşme dönemindeki tek ısrar noktasının ücretlere hedeflenen enflasyon oranı olan yüzde 6 değil de onun üstünde gerçek enflasyonun en azından yarısından biraz fazla bir zam yapılması olacağını ele verdi.
2 yıl önce yapılan sözleşmenin hangi koşullarda yapıldığını ve aslında gerçek enflasyon-kriz koşullarında bir hükmünün kalmadığını bilmesek TM’nin o sözleşme üzerinden kestiği hamasete de son sözleşme için hazırlandığı satışı laf kalabalığına getirmesine de kanacağız! Dünya alem de biliyor ki TM 2 yıl önceki o “asrın sözleşmesini” metal fırtına altında ezilen varlığının MESS patronlarıyla elbirliği içinde ayağa dikilmesi için imzalayabilmişti. Şimdi bu gerçeği yok sayıp, halen o sözleşmenin havasını atmaya kalkışması bile bir satışa hazır olduğunu ele veriyor.
Metal işçileri de TM’nin böyle bir hazırlık içinde olduğunun farkında. Onun pratiklerini deneyimleyen ve bu deneyimlerini sınıf sezgileriyle birleştirerek önümüzdeki dönemde yapıp edebileceklerini okuyabilen metal işçileri, TM’nin kendilerini 3 yıllık sözleşmeye rıza karşılığında yüzde 15 oranında (taş çatlasın yüzde 20) zamma razı etmeye çalıştığını, bunun için grev yasağını öne sürerek Yüksek Hakem Kurulu tehdidini kullandığını biliyorlar.
TM, dün yaptığı mitingler ve alkışlı-ıslıklı uyarı eylemleri dışında şimdiye kadar üretimden gelen gücü kullanmaya, bu konuda en azından fazla mesai çalışmalarını durdurmaya bile yanaşmadı. Dün birçok kentte yaptığı mitingleri bol hamasetli bir reklamasyonla sunarken, iliştirdiği basın metniyle bile “ben sizi satacağım, siz de bunu kabul edeceksiniz. Aksi takdirde sözleşme YHK’da yüzde 6 oranında zamla bağıtlanacak” demek istiyor.
Metal fırtınayı yaratan, Boch’ta 3 yıllık sözleşmeyi fiili meşru eylemle işlevsizleştiren metal işçileri bu deneyimlerinin yarattığı birikim ve öngörüyle TM çetesinin 3 yıllık sözleşmeyi dayatmasına ve bunu ölümü göstererek sıtmaya razı etmek biçiminde gerçekleştirmesine izin vermemelidir.
Bol bol laf salatası yaparak satışı yutturmaya çalışan TM bir kez daha hakkettiği tokadı, bu bilincin taban örgütlülüğüne dönüşmesiyle yemelidir!
TM’nin tek bir kez bile 3 yıllık sözleşmeyi kabul etmeyeceğine değinmeyip, sadece “yüzde 6 oranında ücret zammı dayatmasını kabul etmiyoruz” diyebildiği açıklama metni şöyle:
MESS’e verilen ve üyemizin namusu gibi sahip çıktığı bu taslak aslında kendi taslağıdır.
Bildiğiniz gibi Türk Metal’le MESS arasındaki Toplu İş Sözleşmesi müzakereleri, 7 Ekim 2019 tarihinde resmen başladı. Ancak bizim hazırlıklarımız, bu tarihten çok önce başlamıştı. Çünkü bu sözleşmenin üyemiz açısından hayati önem taşıdığını biliyorduk. Bunun için her şeyden önce, “üyemiz ne istiyor, ne bekliyor.” bunu tespit ettik. İki ayrı anket düzenledik. O anketlerden elde ettiğimiz sonuçları bilimsel veriler ve hayatın gerçekleriyle harmanladık. Günlerce ara vermeden çalıştık. Sonunda ortaya çıkan çalışmayı üyemizin onayına sunduk. Üyelerimiz, temsilcileri aracılığı ile tek tek her maddeyi onaylayarak taslağını oluşturdu. Yani MESS’e verilen ve üyemizin namusu gibi sahip çıktığı bu taslak aslında kendi taslağıdır. O taslak, bizim de onurumuzdur, Türk Metal’e emanettir. O yüzden herkes bilsin ki; biz o emanete halel getirmeyiz. Bu yolda kimseye boyun eğmeyiz, kimseye eyvallah demeyiz.
Biz alın terimizin karşılığı deyince de, onlar size enflasyon kadar zam yeter dediler.
Ancak bütün iyi niyetimize ve çabamıza rağmen, MESS’le uzlaşamadık. Müzakerelerin 5’inci oturumunda uyuşmazlık zaptı tuttuk ve masadan kalktık. Oysa biz, Türk Metal olarak gerçekten de üzerinde uzlaşılabilecek bir taslak vermiş masaya da uzlaşmak için oturmuştuk. Ancak muhatabımızdan aynı yaklaşımı göremedik. Biz yeni hakları konuşalım derken, onlar kazanılmış haklarımıza göz diktiler. Biz çağdaş çalışma koşulları derken, onlar esnek çalışma, kıstalyem, denkleştirme gibi çağdışı uygulamaları dayattılar. Biz alın terimizin karşılığı deyince de, onlar size enflasyon kadar zam yeter dediler. Bu bizim için sözün bittiği yerdi. Tutanağı tuttuk, masadan kalktık. İşte ondan sonra Türk Metal’in örgütlü olduğu fabrikalardan sesler yükseldi. O sesler hakkını arayan işçinin, alın terinin karşılığını isteyen emekçinin, enflasyon dayatmasına hayır diyen Türk Metalcinin sesidir. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz; Türk Metal olarak üyemizin hayır dediği hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz. Tamam diyene kadar mücadele edeceğiz. Tamam diyene kadar direneceğiz. Direne direne kazanacağız.
Zafer sendikasına inanan Türk Metalcinin olacak.
İşverenin ezberinde enflasyon kadar zam, dilinde kriz sözcüğü var. Sürekli olarak kriz var, bunalım var, zor günlerden geçiyoruz diyorlar. Biz de diyoruz ki; beyler sabredin, sizin için bu günler geçicidir. Zor günler sizin için geçicidir ama bizim süreklidir. İşçinin, emekçinin her günü zordur, güçlük içindedir. İşçi her daim krizdedir. Sizin krizinin geçici, bizimki süreklidir. Ama biliyoruz ki; bu bizim kaderimiz değildir. Bakın iki yıl önce Yüzyılın Sözleşmesi’ni imzalayınca hepimizin yüzü güldü. Fabrikalarda tek bir olay, tek bir sıkıntı, tek bir protesto olmadı. Çarklar döndü, bacalar tüttü. Bütün Türkiye’nin yüzü güldü. İşte onun için çaresiz değiliz diyoruz. Çünkü çare biziz. Çare iyi bir sözleşmedir. Üyemizin taslağını hayata geçirmektir. Bunun için yola çıktık. Bunun için yemin ettik. Zafere ulaşmadan dönmeyeceğiz. Zafere bizim olacak. Zafer sendikasına inanan Türk Metalcinin olacak.
Kazanılmış haklarımızdan asla ve asla vazgeçmeyiz.
Yüzyılın Sözleşmesi sadece Türk Metal üyesi için değil bütün işçi sınıfı için bir milat olmuştur. O sözleşmeyle, standartları yukarıya çıkardık. İşçiyi, emekçiyi layık olduğu koşullara taşıdık. Şimdi kimse bizden bu koşullardan ödün vermemizi beklemesin. O koşullar işçi sınıfı için bir lüks değil, anasının ak sütü gibi helaldir. Her biri için mücadele ettiğimiz, bedel ödediğimiz kazanılmış haklar, bizim için vazgeçilmezdir. Bir tekinden bile vazgeçmeyiz. Bizim hayatımızı cehenneme çevirecek uygulamalara, esnek çalışmaya, kıstalyeme, denkleştirmeye, telafi çalışmasına, deneme süresinin uzatılmasına asla ve asla izin vermeyiz. Kazanılmış haklarımızdan asla ve asla vazgeçmeyiz.
İnsanca yaşamaya yetecek kadar bir zam almaya kararlıyız
Buradan MESS yönetimine de seslenmek istiyoruz: Üretim rekoru kırınca övdüğünüz, kalite ödülü alınca sırtını sıvazladığınız, kar rekoru kırdırınca gurur duyduğunuz Türk Metalcileri, sıra zamma gelince görmez oldunuz. Fabrikalarınızda duyduğunuz o protesto sesleri işte bunun içindir. Görmezden gelenlere, var olduklarını göstermek içindir. Duymazdan gelenlere, seslerini duyurmak içindir. Umarız, onları görmüş, duymuş ve haklarını teslim etmeye karar vermişsinizdir. Yoksa bilin ki; biz kararlıyız. Yüzyılın Sözleşmesi’yle çıktığımız zirveden inmemeye, kazanılmış haklarımızı korumaya, insanca yaşamaya yetecek kadar bir zam almaya kararlıyız. Bunun için sonuna kadar mücadele etmeye de, gerekirse bedel ödemeye de kararlıyız. Bunun için direneceğiz, direneceğiz, direneceğiz. Direne direne kazanacağız.
Biz Türk Metal olursak, bilin ki zafere ulaşırız.
Sürecin kritik bir aşamasına giriyoruz. Bundan sonra hangi yolu izleyeceğimize Yine sizlerle birlikte karar vereceğiz. Bunun için 24 Aralık’ta Genişletilmiş Temsilciler Meclisimizi topluyoruz. Ankara’daki bu toplantıya, MESS kapsamındaki bütün temsilcilerimiz katılacak. Bundan sonra izleyeceğimiz yol haritamıza orada karar vereceğiz. Harekât planımızı orada belirleyeceğiz. Ancak şimdiden hazır olun:
Eyleme, direnişe hazır olun. Birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi, Türk Metal’in gücünü göstermeye hazır olun. Bizim başka bir güce ihtiyacımız yok. Biz Türk Metal olursak, bilin ki zafere ulaşırız. Biz eminiz: Zafer bizim olacak. Zafer direnen emekçinin, direnen Türk Metalcinin olacak. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!