Koronavirüs salgınıyla mücadele adına bol bol ceza kesmek, maske-mesafe-hijyen tekerlemesini yinelemek, kısacası tüm sorumluluğu halka yükleyerek, çarkların dönmesi dışında hiçbir şeyi önemsememek stratejisiyle hareket eden mevcut burjuva iktidar bloku, tüm toplumun can güvenliği anlamına gelen bu hassas meseleyi bile siyasi hasımlarını ekarte etmenin, halkla karşı karşıya getirmenin aracı haline getirecek bir tıynette.
Geçtiğimiz günlerde yapılan Bakanlar Kurulu sonrasında açıklamalar yapan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hararetle dile getirdiği en önemli “önlem”, toplu taşımada ayakta yolcu alınmayacağıydı.
Çarkların döndüğü, okulların açılmasının düşünüldüğü ve toplu taşıma kapasitesinin sınırlarının belli olduğu bu koşullarda büyük kentlerde ayakta yolcu almamak demek; bir ulaşım krizine, dolayısıyla o illerin belediye yönetimleriyle halkın karşı karşıya getirilmesine yekten davetiye çıkarmak anlamına geliyordu.
Nitekim bu kararın açıklanmasının ertesinde havuz medyası özellikle İstanbul ve Ankara’da bol bol görüntü çekerek adını koymadan CHP’li belediyeleri hedefe çakma taarruzu başlattı. Bugün sabah itibariyle polis fazla yolcu alan otobüsleri bir gazeteci ordusuyla birlikte durdurup, ceza kesmeye başladı mesela.
Kısacası iktidarın kriz yönetimindeki başarısızlığının yeni bir örneği olan bu durum bile hasımlarına mal edilerek siyasi rant konusu haline getirildi. Oysaki gerçekten halkın sağlığını düşünüyor olsaydılar çarkların dönmesi esas amacından vazgeçip, salgını kontrol altına almayı kolaylaştıracak işlevli önlemler alırlardı. Mesela zorunlu olmayan sektörlerde işçileri 15 gün ücretli izne çıkarır, okulların açılması konusunda böyle ısrar göstermez, yaygın ve parasız test yapar, sağlık giderlerini parasız hale getirir, kapatılmış hastaneleri açar, hiçbir geliri olmayan vatandaşlar için koruyucu önlemler geliştirirlerdi.
Bunu yapmayıp, her şeyin normal işleyişle devam ettiği koşullarda ayakta yolcu almayı yasaklamak olsa olsa AKP’nin her şeyi rant haline getiren, hastalığı bile böyle gören siyasi aklının ürünü olabilirdi.
CHP’li belediyeler 2 gündür ayakta yolcu alınmaması için 14 bin yeni otobüsün faaliyete sokulması (ki bu yollar ve trafik bu kapasiteyi kaldırır mı o da “meçhul”!), merkezi idare tarafından İETT ve halk otobüslerine gelir desteği verilmesi, akaryakıtlarda ÖTV’siz alım yapılması ve trafiğin yoğun olduğu saatlerde mesai saatlerinin yeniden düzenlenmesi gibi önerilerle sorunun bir nebze giderilebileceğine dikkat çekiyorlar mesela.
“Ayakta yolcu alınmayacak” denilerek işin içinden çıkılamayacağını, bunun fiilen mümkün olmadığını vurguluyorlar.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!