Bahtiyar Özcan
İşçilik yaşamıma metal sektöründe başlamıştım. 18 yaşında bile değildim. Sigortasız, asgari ücretin yarı fiyatına ve en rezalet koşullarda çalışıyordum.
O zamanlar Ahmet Kaya dinlediğim için çevremdeki insanlar tarafından terörist damgası yerdim ve bugün Ahmet Kaya’yı yere göğe sığdıramayacak kadar terörist oldu o insanlar…
Mesaiye kaldığım bir akşam her zamanki gibi kulaklığımı takmış cayır cayır Grup Yorum, Ahmet Kaya ve Ferhat Tunç dinliyordum. Patron da fabrikayı teftişe gelmiş ve uzaktan çalışıp çalışmadığımı kontrol ediyormuş. Geldiğini farkedip kulaklığımı çıkardım. Kolay gelsin faslından sonra ne dinliyorsun diye sorduğunda Ahmet Kaya dinliyorum dedim (O an ‘bu herif beni kovarsa gecenin bir vakti buradan nasıl eve giderim’ diye düşündüğümü hatırlıyorum). 10 dakika kadar ipe sapa gelmez diyaloglardan sonra patron, “Diyelim ki komünizm oldu, bize n’apacaksınız, öldürecek misiniz bizi?” diye sorunca “Bunlara acaba ne yapacağız” diye içimden geçirdim. Neyse ki hazır cevaplılığım imdadıma yetişti; “Akıl hastanesine yatırırız” deyiverdim.
Bu cevabı ikimiz de beklemiyorduk. “Ne alaka lan” dedi. “Dün beş adet havlupan eksik üretildi diye bir sürü azar yedik sizden ve müdürden. Beş havlupan için bu kadar kızan insanlar, servetini yitirse akıl sağlığını kaybeder herhalde” dedim. Bir şey demedi, bir sigara yaktı çekti gitti.
Ertesi gün yemekhanede hem yemek hem de öğlen toplantısını bir arada gerçekleştiriyorduk. Yemek bittikten sonra müdür, “Ufaklık aşağıya bir şeyler geldi onları getir” dedi. İndim, Gebze’nin en güzel baklava yapan pastanesi olan Güllüoğlu’ndan 3 tepsi baklava siparişi vermiş patron.
14 sene önce yaşadığım bu olay ilerleyen yaşlarda muazzam sorgulamalarımın ilk başında yer aldı… Üç kuruş zararı için insanlıktan çıkan bu yamyamlar, yaptıklarının bedelini pasta çörekle değil, üretimin toplumsallaşmasıyla ödeyecekler.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!