Faşizme ve kapitalizmin yarattığı toplumsal yıkıma karşı birleşik mücadele felsefesiyle bir araya gelen devrimci demokrat parti ve kurumlar olarak bugün ilk önce Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası’nda (DGD-SEN) örgütlendikleri, işyerindeki kölece çalışma koşullarına, mobbinge, baskıya karşı çıktıkları için zorla ücretsiz izne gönderilen ya da dayatılan sürgünü kabul etmedikleri için Kod 29’dan işten atılan Migros işçilerinin 22 gündür sürdürdükleri direnişi ziyaret ettik.
“İşçilerin Birliği sermayeyi yenecek!”, “Migros işçisi yalnız değildir!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Birleşe birleşe kazanacağız!” sloganlarıyla Migros direniş alanına geldiğimizde kurumlar adına dayanışmanın, birleşik mücadelenin önemine vurgu yapan kısa bir konuşma yapıldı.
Yapılan konuşmada, sermayenin pandemi fırsatçılığıyla birçok yerde işçileri işten çıkardığı belirtilerek direnişlerin yakından takip edildiği ve daha geniş kamuoyunun gündemine taşınması için neler yapılabileceğinin tartışıldığı vurgulandı.

Süren birçok direniş olduğu bunların birleşmesi ve dayanışmanın büyütülmesi ile direnişlerin kazanıma dönüşeceği ifade edildi.
Direniş çadırında direniş çayları içildi, koyu sohbetlere dalındı. İşçiler hangi koşullarda çalıştıklarını, onurlarının nasıl ezilmeye çalışıldığını, en temel hakları olan ücret ve mesailerin nasıl iç edildiğini anlatarak, direnişin kendilerine kazandırdığı kültürün altını çizdiler. Sendikalı olarak işe dönüşleri kabul edilinceye kadar kararlılıkla direneceklerini vurguladılar.
Depodaki örgütlenme çalışmalarının devam ettiğini, protokol yapabilme düzeyine ulaşılmışken bunun engellenmeye çalışıldığını ifade eden işçiler, Çalışma Bakanlığı’ndan gelen müfettişlerin 4 gündür içerde denetim yaptığını, bunu direnişleri sayesinde yaptırabildiklerini ifade ettiler.
Baldur patronunun grev kırma girişim ve provokasyonları devam ediyor!
Oldukça canlı sohbetlerin yapıldığı Migros direniş alanından sloganlarla ayrılıp yakındaki Baldur grev çadırına doğru yola çıktık.
Direniş alanının hemen başında çevik kuvvet polisleri konuşlanmıştı. Biraz daha ilerlediğimizde fabrika girişinde ve çadırın yakınlarında TOMA ve gözaltı araçlarının bekletildiğini gördük. İşçiler kuşatma altına alınmış, ilin polis amirleri oraya yığılmıştı.
Sloganlarla yanlarına ulaştığımız işçiler bizi sloganlarla karşıladı. Kısa bir konuşmayla işçi direnişlerinin önemine, anlamına vurgu yapılarak, bu direnişlerle dayanışmayı büyüteceğimiz vurgulandı.
Birleşik Metal-İş temsilcisi de dayanışmanın önemine vurgu yaparak, söz konusu polis ablukasının nedenini açıkladı. Baldur patronu, mahkemeden eski malların çıkarılması yönünde karar çıkartmıştı. Bir hafta önce de bunun için müfettişler gelmiş ve inceleme yapmışlardı. İşçilere bu karar tebliğ edilmemiş, polis ablukası altında içeriye 4 TIR sokulmuştu.

İşçiler içerde eski malların ancak birkaç palet edebileceğini, bu nedenle de 4 TIR sokulmasına anlam veremediklerini, bu işte başka planların olduğunu düşündüklerini belirttiler. Oldukça öfkeli olan Baldur direnişçileri adeta tetikte bekliyordu. Bir taraftan da TIR’ların çıkışını engellemeleri durumunda çadırlarının sökülmesi resti çekilmişti.
Sendika avukatı geldikten sonra yapılan görüşmede hangi ürünlerin çıkarılacağının işçiler tarafından kontrol edilmesine karar verildi.
İşçiler, bu süreci dışarıdaki bekleyişleriyle takip edeceklerini, belirtilen dışında bir işin yapılması durumunda buna izin vermeyeceklerini ifade ettiler.
Bu işlemin gece saatlerine kadar sürebileceğini öğrenince direniş alanından ayrıldık. Baldur işçileri, dayanışma için gelen kurumları “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları ile uğurladı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!