Nəriman Bakı
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth dün öldü.
Sadece İngiltere’de değil, tüm dünyada burjuvazi tarihsel ikiyüzlülüğünü sergiliyor son 24 saattir. Feodalizme ve onun egemen sınıf temsilcisi aristokrasiye yaklaşık 300 yıl boyunca savaş açan burjuvazi, artık zapturapt altına aldığı aristokrasinin bu son büyük ve sembolik temsilcisine ağıtlar yakıyor. Öyle bir burjuvazi ki bu, özellikle 19. yüzyılda feodalizmle her kapıştığında işçi sınıfını peşine sürüklemiş; işçi sınıfı tarihsel olarak kendi sınıf çıkarını ortaya koyduğu anda da aynı burjuvazi aristokrasinin kucağına koşa koşa gitmişti. Şimdi ise ah kraliçemiz vah kraliçemiz.
Elizabeth 20. yüzyılın tamamını 21. yüzyılın ise ilk çeyreğindeki dünya tarihinde tüm kritik dönemleri bir kraliçe olarak yaşamış, sembolize etmiş bir kişi. En basitinden amcası sabık kral 8. Edward’ın Nazilerle işbirliği belgeli olarak ortaya çıkınca kaçacak delik arayan bir kraliyet hükümdarı Elizabeth.
İngiltere’deki sınıf savaşımının gelişim sürecinde proletarya ve burjuvazi İngiliz aristokrasisini siyaseten içi boş bir kabuğa dönüştürmüştür. Öyle ki, İngiltere’de tacı takanın yegane siyasi işi ve kariyeri tebaasının siyasi temsilcileri ve onun eylemleri hakkında “hiçbir şey yapmamak” olarak belirlenmiştir.
Bugün gerilemiş de olsa, özellikle işçi sınıfı İngiltere’de kraliyet ailesini -ve de aristokrasiyi-, toplumun en asalak kesimi olarak tarif ederek onlara verilen paraların, mülklerin hesabını sormaya çalışmıştır. Burjuvazi ise tarihsel alçaklılığının bir göstergesi olarak İngiliz emperyalizminin tüm sömürücü çıkarlarını, Kraliçe’nin eteği arkasına saklanarak icra etmiştir. Detayları önemsiz olmamakla birlikte, İngiltere’nin 20. yüzyıl tarihinin neresine bakarsanız bir önceki cümlenin izi bulunur.
Safımızı belirtip duygularımızı kestirmeden dile getirelim: Dünya kültürüne, asalak aristokrasiden çok fazla daha ve değerli katkı sağlamış olan tek bir Queen (Kraliçe) tanıyoruz: Freddie Mercury. Gerisi laf-ı güzaf.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!